Ana içeriğe geç

Milli maç için namaz çağrısı yapan İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne sert tepki: Laik eğitimin ihlali

Konak Meydanı’nda “sabah namazı buluşması” düzenleyen MEB’in organizasyonunu eleştiren Eğitim İş Genel Başkanı Özbay, “Bilinçli bir ideolojik yönlendirme” dedi.

Milli maç için namaz çağrısı yapan İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne sert tepki: Laik eğitimin ihlali
Cumhuriyet
16

Laik ve bilimsel eğitim anlayışından her geçen gün biraz daha uzaklaşan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), okullarda tarikat ve cemaat uzantılı vakıflarla imzaladığı ÇEDES vb. protokollerin ardından şimdi de kent meydanlarında dini organizasyonların baş aktörü konumuna geldi. İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Yeşilay ve muhafazakâr sivil toplum kuruluşlarının çatı yapılanması olan İzmir Sivil Toplum Kuruluşları Platformu (İSTOK) ile beraber A Milli Futbol Takımı’nın Dünya Kupası D Grubu’nda 14 Haziran sabah saat 07.00’de Avustralya ile oynayacağı maç öncesi Konak Meydanı'nda "Sabah Namazı Buluşması" etkinliği düzenleyeceğini duyurdu. İzmirliler ve öğrencilerin davet edildiği etkinliğin yapay zeka ile yapılan afişinde "Sabah Namazında Buluşuyoruz, Milli Takımla Kenetleniyoruz" ve "Seccadeni Al Gel" ifadeleri yer aldı. Namaz kılan baba-oğlun yer aldığı afişte mamaz sonrası da sabah çorbası ve boyoz ikram edileceği belirtildi.

Image

ÖZBAY: O ORTAK PAYDA LAİKLİKTİR

Etkinliğe tepki gösteren Eğitim İş Genel Başkanı Kadem Özbay, “İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün düzenlediği bu etkinlik, Anayasa’da güvence altına alınmış laik eğitim ilkesinin açık ihlalidir. Dini ritüelleri, milli duyguları ve sporu aynı potada eritip propaganda malzemesine dönüştürmesinin açık bir örneğidir. Eğitimden sorumlu bir kurumun asli görevi, çocukların ve gençlerin bilimsel, nitelikli ve eşit bir eğitim hakkını güvence altına almaktır. Sabah namazı üzerinden siyasal ve ideolojik içerikli bir etkinlik çağrısı yapılması kabul edilemez. Milli Eğitim, ibadet organize eden değil, eğitim planlayan bir kurum olmalıdır. Kamusal eğitim; aklı, bilimi, eleştirel düşünceyi ve laikliği esas almak zorundadır. Ancak bu etkinlikte yapılan şey, kamusal alanı dini bir vitrine dönüştürmek, futbol gibi toplumsal bir heyecanı dahi araçsallaştırarak “tek tip duygu, tek tip inanç” dayatması yaratmaktır. Bu ülkede milyonlarca öğrenci vardır. Farklı inançlara sahip olan, hiçbir inanca sahip olmayan, farklı yaşam biçimlerinden gelen çocuklar vardır. Milli Eğitim bu çeşitliliğin ortak paydasıdır. O ortak payda, bilimdir, pedagojidir, laikliktir. Devletin eğitim kurumu, hiçbir öğrenciyi ya da veliyi inancı üzerinden tanımlayamaz, ölçemez, sınıflandıramaz” dedi.

“BİLİNÇLİ BİR İDEOLOJİK YÖNLENDİRME”

“Futbol gibi herkesin ortak sevinci olabilecek bir toplumsal alanın, sabah namazı ve dini çağrılarla ilişkilendirilmesi; masum bir etkinlik değil, bilinçli bir ideolojik yönlendirmedir” diye devam eden Kadem Özbay, “Eğitim kurumları eliyle yapılan bu tür faaliyetler toplumu birleştirmez; ayrıştırır, ötekileştirir ve baskı hissi yaratır. Üstelik Milli Eğitim, asli sorunlarını çözmek yerine; okullardaki eşitsizlikleri, nitelik kaybını, öğretmen açığını, yoksulluğu ve güvenlik sorunlarını görmezden gelip, inanç üzerinden bir vitrin oluşturarak bu sorunların üzerini örtmeye çalışmaktadır. Bu kabul edilemez bir yönetim anlayışıdır. Eğitim-İş olarak altını bir kez daha çiziyoruz; okullar; tarikatlara, cemaatlere, dini referanslı organizasyonlara teslim edilemez. Okul, okuldur; ibadethane değildir, ideolojik alan değildir. Bu anlayıştan derhal vazgeçilmelidir. Çünkü laiklik bir tercih değil, kamusal eğitimin ve toplumsal eşitliğin vazgeçilmez güvencesidir” diye konuştu

Kaynağa Git

İlgili Haberler