Yapay zekâ ve otomasyonun küresel ölçekte insan emeğinin yerini almaya başlamasıyla birlikte, ekonomi dünyasının asıl sorusu işlerin ne hızla yok olacağı değil, ortaya çıkacak devasa faturayı kimin ödeyeceği haline geldi. Nature dergisinde yayımlanan Viyana Karmaşıklık Bilimi Merkezi Öğretim Üyesi Ljubica Nedelkoska imzalı "Yapay zekâ iş gücüne katıldı: İnsanları değil, teknoloji kârını vergilendirin" başlıklı makalede, makinelerin ekonomik değerden her geçen gün daha büyük pay aldığı bir düzende, hükümetlerin acilen iki önceliğe odaklanması gerektiği vurgulandı: Vergi tabanını emeğin ötesine genişletmek ve işçilerin teknolojik dönüşüme uyum sağlamasını kolaylaştıracak kurumları güçlendirmek.
Mevcut yapıda OECD ülkelerinde gelir vergisi ve sosyal güvenlik primleri gibi doğrudan emeğe yönelik kesintilerin istihdam maliyetinin üçte birini oluşturduğu ve toplam vergi gelirlerinin neredeyse yarısını sağladığı hatırlatılan analizde; buna karşın teknolojinin, rekabetçiliği artırmak adına oldukça düşük vergilendirildiği ve hatta sıklıkla sübvanse edildiği aktarıldı.
ROBOT VERGİSİ ÇÖZÜM DEĞİL, REFAH DEVLETİ TEHLİKEDE
Otomasyon ekipmanlarının sahipliğini ya da işletmesini hedef alan klasik "robot vergisi" önerilerinin siyasi destek bulmakta zorlandığına dikkat çekilen makalede, milyonlarca işçinin yerini makinelerin alması durumunda, insanları vergilendirmek üzere inşa edilmiş mali sistemin tamamen savunmasız kalacağı uyarısı yapıldı. Yapay zekânın çok geniş bir bilişsel görev yelpazesini yürütebilmesi nedeniyle bilgisayar veya internet gibi geçmiş teknolojilerden çok daha derin bir kırılma yaratacağı; robotik ile birleştiğinde ise depolarda mal ayrıştırmadan kalite kontrole ve teslimata kadar manuel işleri de tamamen otomatikleştireceği belirtildi. Büyük bir politika krizi doğması için yapay zekânın tüm işleri yok etmesine gerek olmadığı, yeni açılan pozisyonların farklı beceriler gerektirmesi, belirli bölgelerde yoğunlaşması veya eski işlerin yok olma hızından çok daha yavaş gelişmesi gibi uyumsuzlukların bile hükümetleri zorlu bir döneme sokmaya yeteceği ifade edildi.
KAMUSAL ZENGİNLİK ÖZEL SERMAYEYE AKIYOR
Hükümetlerin bu krizi aşmak için gelir toplama yöntemlerini radikal bir şekilde değiştirmesi gerektiğini savunan makalede, özellikle pazar hakimiyeti veya beklenmedik kazançları yansıtan sermayenin çok daha ağır vergilendirilmesi gerektiği savunuldu. Yapay zekâ devriminin aslında büyük ölçüde kamusal girdilere dayandığı; mükelleflerin vergileriyle fonlanan araştırmalardan telekomünikasyon altyapılarına ve devasa kullanıcı verilerine kadar her şeyin kamudan beslendiği hatırlatıldı. Bu kamusal ortaklıkla elde edilen muazzam yapay zekâ kârlarının tamamen özel hissedarlara ve yatırımcılara akmasına izin vermenin büyük bir adaletsizlik olduğu aktarılırken, mevcut sistemin değişmemesi halinde maliyeti ve faturayı yine sıradan vergi mükelleflerinin üstleneceği, kazancı ise sadece yatırımcıların toplayacağı vurgulandı.