Ana içeriğe geç

Küresel spor organizasyonları ve rıza üretimi

Dünya kupası ve olimpiyatlar, küresel sermayenin, medya endüstrisinin milyarlarca dolarlık gelir sağladığı küresel olaylardır. Değerlendirirken, hem sporun birleştirici yönünü hem de ekonomik, siyasal ve toplumsal etkilerini ele almak gerekir.

Küresel spor organizasyonları ve rıza üretimi
Evrensel
16

Osman Güdü

Dünya savaşlar, katliamlar, soykırımlar, ekonomik eşitsizlikler, borçlandırmalar, sömürü mekanizmaları ve çok uluslu şirketlerin hegemonyası altındayken, emperyal güçlerin sahnelediği mega etkinliklerin hakimiyeti sürerken, milyonlarca insanın ilgisi dünya kupası, olimpiyatlar ve benzeri büyük organizasyonlara yönelmekte. Bu durum tüm dünyada kitlelerin dikkatinin siyasal ve ekonomik sorunlardan uzaklaştırılması olarak değerlendirilmelidir. Son Dünya Kupası futbol organizasyonu da bunun en bariz örneğidir. Kurallar içinde kuralsızlıkların, tüm oyunların yöntem ve karar vericilerinin elinde bir sopa ile ile yönlendirdiği, rezil organizasyonların devam ettiği bu organizasyon yönetenlerin amacına uygun olarak devam etmektedir. Spor siyasal bir araçtır. Yalnızca eğlence asla değildir. Bu gücü ile;ulusal kimlik üretir. Devletlerin prestij yarışına dönüşür. Büyük şirketlerin reklam alanıdır. Medya ekonomisini büyütür. Ve kitlelerin gündemini belirler. Bu nedenle spor, aynı zamanda siyasal bir araçtır.

Bugün dünya kupası veya olimpiyatlara bir bakacak olursak; milyarlarca dolarlık yayın hakları, sponsorluk gelirleri, bahis sektörü, forma ve ürün satışı, turizm, inşaat sektörü üzerinden dev bir ekonomik sistem oluşturur. Bu sistemin yelkenine rüzgar olan sporcuların kazanımları büyük pastanın çok küçük dilimidir. Burada çok uluslu şirketler, medya kuruluşları, finans kuruluşları, reklam şirketleri olağanüstü kazançlar elde ederken, sömürü sisteminin devamının ve tüm dünya gerçeklerinin saklanmasının ortaya konduğu bu mega etkinlikleri sistem hep var etmiştir.

Gündemden uzaklaşan asıl sorunlar

Antonio Gramsci’nin hegemonya kavramında belirttiği gibi, egemenlik zorla kurulmaz. Toplumun rızası da üretilir. Sinema, spor, medya ve eğitim araç olarak kullanılır. Bu bakış açısıyla dünya kupası yalnızca futbol organizasyonu değildir; aynı zamanda küresel kültürel hegemonya üretiminin bir parçası olarak değerlendirilebilir. Modern kapitalizm gerçek yaşam yerine gösteriyi koyar. Bu devasa organizasyonlarda, insanlar tüketici ve seyirciye dönüşür. O süreçler, tüm dünyada gerçeklerden uzak toplumları yaratır. Spor organizasyonları bunun en büyük örneklerinden biri olarak görülebilir. Zira toplumun asıl odaklanması gereken ekonomik krizler, savaşlar, sosyal eşitsizlikler gündemden uzaklaşır. Bununla birlikte; insan hakları gözü ile bakacak olursak, göçmen işçilerin çalışma koşulları, iş güvenliği, haklar, LGBTQ+ hakları, basın özgürlüğü gibi sorunları da görmemiz gerekir.

Emperyalizm ve küresel sistem olarak baktığımızda, çok uluslu şirketler büyük sponsorluk gelirleri elde eder. Küresel medya uzun süre tek bir gündeme odaklanır. Devletler “yumuşak güç” ve uluslararası imaj kazanmayı hedefler. Bu hedeflerle, büyük altyapı projeleri inşaat ve finans sektörü canlandırılır.

Olimpiyatlar dev alt yapı yatırımları, güvenlik harcamaları, marka gelirleri ve şehir dönüşümleri ile dev bütçelere sahiptir. Şehir dönüşümlerinin yarattığı tahribatta; organizasyon sonrası kullanılmayan stadyumlar, kamuya ait milyarlarca dolarlık borçlar, yerinden edilen mahallelere ait sorunlar kalırken, 2022’de Katar’da yapılan dünya kupası yaklaşık 220 milyar dolarlık bir bütçe ile yapıldı. FIFA aynı organizasyonda 6.3 milyar dolar gelir elde etti. FIFA’nın son organizasyonunda dünyanın en büyük televizyon organizasyonu ile milyarlarca izleyiciye ulaşılır, yüz milyarlarca dolarlık ekonomik bir hareket oluşur. Tam da bu sırada, savaşlar, açlık, iklim krizi, gelir eşitsizliği gibi sorunlar medyada yer almaz. Bununla birlikte, sporun toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğini ve farklı toplumları bir araya getirdiğini savunan görüşleri de değerlendirmek gerekir ise; küresel spor organizasyonları gerçekten barışa mı hizmet ediyor? Kim kazanıyor? Kim ödüyor? Ev sahibi ülkelerde halk mı yoksa şirketler mi daha fazla yararlanıyor? Medya neden savaşlar kadar futbolu da sürekli gündemde tutuyor? Spor halkın ortak kültürü mü, yoksa küresel ekonominin bir parçası mı? Sorularını sorduğumuzda yazımın ana temasında da ilettiğim gibi modern toplumlar gerçek sorunlardan çok “gösteri” ile meşgul edilirler. Elbette dünya kupası ve olimpiyatların yalnızca olumsuz etkilerinden söz etmek doğru olmaz. Bu organizasyonlar milyonlarca insanı ortak bir heyecan etrafında buluşturmakta, kültürel etkileşimi artırmakta ve ev sahibi ülkelere turizm, tanıtım ve altyapı açısından önemli fırsatlar sunabilmektedir. Ancak aynı zamanda ev sahibi ülkelerde yüksek kamu harcamaları, kullanılmayan tesisler, çevresel etkiler ve insan hakları tartışmaları da gündeme gelmektedir. Katar, dünya kupası sürecinde göçmen işçilerin çalışma koşulları ve ifade özgürlüğü gibi konular uluslararası kamuoyunda yoğun biçimde tartışılmıştır.

Sonuç olarak, dünya kupası ve olimpiyatlar yalnızca spor organizasyonları olarak değerlendirilemez. Bunlar aynı zamanda küresel sermayenin dolaştığı, devletlerin uluslararası prestij elde etmeye çalıştığı, medya endüstrisinin milyarlarca dolarlık gelir sağladığı ve kamuoyunun dikkatini uzun süre tek bir gündeme yöneltebilen küresel olaylardır. Bu nedenle bu organizasyonları değerlendirirken hem sporun birleştirici yönünü hem de ekonomik, siyasal ve toplumsal etkilerini birlikte ele almak gerekir. Böyle bir yaklaşım, konuyu tek boyutlu ideolojik değerlendirmelerin ötesine taşıyarak bakmak ne kadar gerçekçi bir yaklaşım olur? Tartışmalar ve organizasyonlar devam ederken, dünya savaşlarını, katliamları, soykırımları, ekonomik eşitsizlikleri, borçlandırmaları, sömürü mekanizmalarını, çok uluslu şirketlerin hegemonyası altında yoksulluk içinde yaşamayı bir şekilde kabullenmiş de olmayacak mıyız?

Kaynağa Git

İlgili Haberler