Mahkemenin mutlak butlan kararıyla CHP Genel Başkanlığına dönen Kemal Kılıçdaroğlu, partideki Özgür Özel ekibiyle yaşanan ayrışmanın ardından katıldığı canlı yayında açıklamalarda bulundu. "Partinin kirlilikten arınması lazım" diyerek rüşvet itiraflarına sessiz kalındığını savunan CHP lideri, hakkındaki iddialara da cevap verdi.
CHP’de 38. Olağan Kurultay’a ilişkin “şaibe” iddiaları ve açılan dava süreci siyasette yeni bir kırılmaya yol açarken, mahkemenin verdiği “mutlak butlan” kararı tartışmaları daha da derinleştirdi. Kararla birlikte Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlığa dönmesi, parti içinde Özgür Özel ekibiyle belirgin bir ayrışmayı gün yüzüne çıkardı.
Gelişmelerin ardından partide dikkat çeken istifa haberleri de peş peşe geldi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ve tutuklu Bolu eski Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın istifaları gündeme otururken, Kılıçdaroğlu da genel başkanlığa dönüş sürecinden bu yana ilk kez canlı yayına çıkarak tartışmalara ilişkin açıklamalarda bulundu.
"ARINMAYI YAPACAĞIM DİYE BENDEN KORKUYORLAR"
Sözcü TV'de konuşan Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
"Mutlak butlan kararını kabul etmeseydim ne olurdu, kayyım atanırdı. Benden niye korkuyorlar, çünkü ben arınmayı yapacağım diye korkuyorlar. 100 yıllık bir partiyi kayyım yönetemez. Ben mutlak butlan kararının çıkacağını bilsem video yayınlar mıydım?
KARARI ÖNCEDEN BİLİYOR MUYDU?
Ben zaten belli dönemlerde normal videolar çekiyorum. Bakın eğer bir gün benim mahkemeye gittiğimi, bir gün bir yargıçla konuştuğumu ya da herhangi bir ilişkide bulunduğumu kanıtlarsanız ben yarın sabah CHP Genel Başkanlığını bırakıyorum.
Böyle olaylar doğrudan doğruya yıpratma amacıyla ortaya atılıyor. Arınmaktan bahsediyorum videoda. Daha önce de söyledim, defalarca kez söyledim. Partinin kirlilikten arınması lazım nokta. Bugün de aynı şeyi söylüyorum. Bu parti kirliliği kabul etmez.
Tarihte bize komünist dendi, faşist dendi, dinsiz parti dendi. Ancak hiçbir zaman, hiçbir dönemde partinin ahlaki üstünlüğüne yönelik hiçbir söz söylenmedi. Partinin temel özelliği ahlaki kültürünün yüksek olmasıdır. CHP'li birisi konuştuğunda herkes dikkatle dinler, çünkü bilirler ki bu kişinin ahlaki üstünlüğü vardır. Ahlak üzerinden bütün eleştiriler dikkate alınmalıdır. Parti asla kirliliği kabul etmez.
Ben Ekrem Bey'in içerisinde bulunduğu psikolojik durumu biliyorum. Ona cevap vermek gibi bir niyetim de yok. Arınma kavramı önemlidir. Temizlik kavramı önemlidir.
Arınmayı Ekrem Bey için değil parti için söylüyorum. Gözaltına alındığı gün evlerinin önünde yaptığım açıklamanın arkasındayım.
Ben hala belediye başkanlarının tutuksuz yargılanması gerektiğini söylüyorum. Sonuna kadar incelenmeli ancak kararlar kesinleşmeden belediye başkanları tutuksuz yargılanmalı.
İtiraflar var. Belediyeden gelen parayla, Hazine'den gelen parayla yapılanlar var. Hiçbir gazeteci çıkıp Özgür Özel'e "Sayın Özel siz bunları nasıl yapıyorsunuz, bu yanlıştır" demiyorsunuz.
Parayı veren kişiler bizzat bunları itiraf ediyor ve siz neden sormuyorsunuz. Bu adam diyor ki "Ben sana şu saatte şurada rüşvet verdim" diyor. Telefonlar uyuşuyor, her şey uyuşuyor neden takip edilmiyor?
Ben şahsen benimle ilgili böyle bir iddia olursa dokunulmazlığımın kaldırılmasını isterim.
Polisin girmesini asla doğru bulmam. Genel merkezden dışarıya taş atılmasını asla doğru bulmam. Adnan Beker'in orada ne işi var? Ne işi var otobüsüyle gelmiş oraya? Ki bu adam, Cumhurbaşkanlığı seçiminde bana oy vermediğini açıklayan kişi. Bu adamın CHP'de ne işi var? Bu adamın orada ne işi var? Ne işi var orada? İçeride bir sürü olmayan insanlar var. Bakın binanın içiyle ilgili onu videoya aldırdım. Binanın içine ne hale getirdiklerine. Yazıktır günahtır.
Partili olmayan insanlar bunlar. Siz partinin kapısına nasıl bir sürü barajlar koyarsınız, masalar, sandalyeler koyarsınız? Bunlar olur mu ya? Olur mu Allah aşkına? Biz olay çözülsün diye ne gerekiyorsa yaptık. Sabah gördüğümde ben de şaşırdım.