Mutlak Butlan kararı sonrası ilk kez televizyon ekranlarına çıkan Kemal Kılıçdaroğlu, katıldığı Sözcü TV canlı yayınında CHP'de yaşananlara ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Kemal Kılıçdaroğlu açıklamalarında şu ifadelere yer verdi:
"Buraya valilik bir kaymakamı kayyum olarak atardı. Siz bunu ister miydiniz? Üstelik mutlak butlan kararında sadece ben gelmiyorum. Eski yönetim olduğu gibi geliyor. Benden neden korkuyorlar? Hangi gerekçe ile korkuyorlar. Çünkü ben arınmayı yapacağım diye korkuyorlar.
Bu partide her türlü eleştiri yapılır. Bu partinin kültüründe ciddi bir itiraz vardır. İnsanlar itirazlarını yaparlar ancak hiçbir zaman bu partide kirli ilişkilere yer verilmemiştir. Kirli ilişkilere bulaşanları da bu parti bağrında barındırmamıştır.
Eğer partiye kayyum atanırsa ben buna itiraz ederim. Ancak mutlak butlan kararı verilirse ben mecburum gitmeye çünkü partinin bütün yöneticileri, parti meclisi de göreve gelecek. Bana görev veriliyor ama onlara da görev veriliyor.
Partiyi alın, hiç kimsenin şai̇be iddia edemeyeceği bir kurultay yapın deniliyor. Olay bu kadar basit.
"BEN KARARIN ÇIKACAĞINI BİLSEYDİM BİR GÜN ÖNCEDEN BÖYLE VİDEO YAYINLAR MIYIM?"
Ben zaten belli dönemlerde normal videolar çekiyorum. Bakın eğer bir gün benim mahkemeye gittiğimi, bir gün bir yargıçla konuştuğumu ya da herhangi bir ilişkide bulunduğumu kanıtlarsanız ben yarın sabah CHP Genel Başkanlığını bırakıyorum.
Böyle olaylar doğrudan doğruya yıpratma amacıyla ortaya atılıyor. Arınmaktan bahsediyorum videoda. Daha önce de söyledim, defalarca kez söyledim. Partinin kirlilikten arınması lazım nokta. Bugün de aynı şeyi söylüyorum.
Bu parti kirliliği kabul etmez. Tarihte bize komünist dendi, faşist dendi, dinsiz parti dendi. Ancak hiçbir zaman, hiçbir dönemde partinin ahlaki üstünlüğüne yönelik hiçbir söz söylenmedi. Partinin temel özelliği ahlaki kültürünün yüksek olmasıdır.
CHP'li birisi konuştuğunda herkes dikkatle dinler, çünkü bilirler ki bu kişinin ahlaki üstünlüğü vardır. Ahlak üzerinden bütün eleştiriler dikkate alınmalıdır. Parti asla kirliliği kabul etmez.
"YOLSUZLUKLAR KENDİSİ GİTTİKTEN SONRA MI BAŞLADI?"
İtiraflar var. Belediyeden gelen parayla, Hazine'den gelen parayla yapılanlar var. Hiçbir gazeteci çıkıp Özgür Özel'e "Sayın Özel siz bunları nasıl yapıyorsunuz, bu yanlıştır" demiyorsunuz. Parayı veren kişiler bizzat bunları itiraf ediyor ve siz neden sormuyorsunuz. Bu adam diyor ki "Ben sana şu saatte şurada rüşvet verdim" diyor. Telefonlar uyuşuyor, her şey uyuşuyor neden takip edilmiyor?
VELİ AĞBABA VE SİYAH POŞETTE 250 BİN DOLAR İDDİASI
Meclis'te 250 bin dolar poşet içinde unutulmuş. Olmadı, bilmem ne... Haberi yazan kişi hakkında dava açıldı mı? Neden bunlar sorulmuyor" Terkoğlu'nun TBMM Başkanı Kurtulmuş'un bu olayı yalanladığını hatırlatması üzerine Kılıçdaroğlu devam etti: "Ben o Meclis Başkanının da neler yaptığını gayet iyi biliyorum. Tutanak tutuldu ya. Tutanak tutuldu diyorum. Hayır efendim. Diyelim ki böyle bir şey yok, olmadı diyelim. Bu haberi yapan kişi hakkında dava açmaz mısınız? Meclis başkanını da şahit göstererek. Neden açmıyorsunuz? Hangi gerekçeyle açmıyorsunuz? Bunlar sorgulanmadan ahlaki üstünlüğü sağlayamazsınız. Ahlaklı olmak başka bir şeydir. Siyasi tutuklu olabilirsiniz, bunların tamamına saygım vardır. Ancak kişisel çıkara dönük bir kapıyı CHP açamaz, tarihinde açmamıştır.
İMAMOĞLU'NUN 'KAYYUM' ELEŞTİRİSİNE KILIÇDAROĞLU'NDAN YANIT
Ben Ekrem Bey'in içerisinde bulunduğu psikolojik durumu biliyorum. Ona cevap vermek gibi bir niyetim de yok. Arınma kavramı önemlidir. Temizlik kavramı önemlidir. Erdoğan'ı siyasi partiler içerisinde ve onların genel başkanları içerisinde en çok ve en sert eleştiren kişi benim. Bu konuda mahkum olan kişi de benim. Tazminata mahkum edilen kişi de benim. Bugün de eleştiriyorum. Bana soracaksınız herhalde değil mi?
"CHP VE BELEDİYE DAVALARI SİYASİ DEĞİL"
Ben yargının bağımsız olduğuna inanmıyorum. Savcının iddianamesine bakmak lazım. Neler var? İtirafçılar var. Adam diyor ki "verdim" ve itirafçılar kim? İş yaptıkları adamlar. Ne kadar verdin diyor açıklıyor.
Olay çıkıyor, itiraf ediyor, banka havalesi geliyor. Seferihisar Belediyesi'ndeki olayda tüm para transferleri tespit edilmiş. Ne diyeceğiz buna? Siyasi mi diyeceğiz? Belediye başkanı siyasi bir söylemden ötürü tutuklansa kıyameti koparırız elbette.
CHP GENEL MERKEZİ'NDE YAŞANANLAR
Evet, vicdanımı sızlattı. Bir genel başkanın vicdanını sızlatmaz mı? CHP’li milletvekilleri içeri alınsaydı buna gerek kalmayacaktı. CHP Genel Merkezi’ne milletvekillerini kim aldırmadı? Hangi güç, CHP’li milletvekillerinin parti genel merkezine girişini engelledi?
Ben Genel Merkeze polisle girilmesini hiçbir zaman savunmadım, istemedim de. Bu, avukatın yazısıdır. İcra memurunun oraya girmesi gerekiyordu; polisin girmesi doğru değildir. Polisin şiddet uygulamasını asla doğru bulmam. Aynı şekilde Genel Merkezden dışarıya taş atılmasını da doğru bulmam.
Adnan Beker’in orada ne işi var? Otobüsüyle gelmiş oraya. Ayrıca 14-28 Mayıs 2023 seçimlerinde bana oy vermediğini açıklayan bir kişinin CHP’de ne işi var? Binanın içindekilerin CHP Genel Merkezi’ni ne hale getirdiğini de söyledim. Çok sayıda video var; partiyle ilgisi olmayan insanlar içerideydi.
Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, CHP Genel Merkezi önünde otobüsün üzerine çıkıp koltuk fırlattı. Buna rağmen arkadaşlara, onu davet edin içeri gelsin, çay kahve ikram edelim dedim. Bana en ağır eleştirileri yapan insanı bile CHP Genel Merkezi’ne davet ettim.
Ben 24 Mayıs’taki görüntüleri ve polis müdahalesini doğru bulmadığımı söyledim, söylüyorum da. Neden polisin zorla girmesine zemin hazırlıyorsunuz? Hangi gerekçeyle bu ortamı oluşturuyorsunuz? Milletvekillerini içeri almıyorsunuz, ardından polisin zorla girmesine neden olacak bir süreci işletiyorsunuz.
"İTİRAFÇILARI PARTİDEN ATMAYACAĞIZ"
Gerçeği söyleyen bir insanı. Doğruları söyleyen bir insanı nasıl aynı kefeye koyarsınız? Para alan ve para vereni aynı kefeye koymam. Para alıyorsa ve oyunu kullanıyorsa olmaz. Ancak para aldığını görüyor ve bunun tanıklığını yapıyorsa onu partiden atmak olmaz elbette. Para trafiğine sadece şahit olmuş itirafçıları elbette partiden atmayacağız.
"GEREKİRSE YARGITAY BAŞVURUSUNDAN VAZGEÇERİZ"
Bunu hukukçular otursunlar, eleştirsinler. Şunu söyleyeyim kesinlikle partiyi en kısa sürede kurultaya götüreceğim. Dilekçeler geldi değil mi. Aldık onu, istediler ağırladık. Açıklama yapacağız dediler ve önlerine kürsüyü koyduk. Hiçbir gerginliğe izin vermeden bunları yapıyoruz. Mahkemenin 'tedbir' kararı var. Yargıtay süreci olduğu için yapamıyoruz deniliyor. Bakın ben hukukçu değilim. Ancak elbette bu süreçte parti çalışacak. Tedbir kararı kalkana kadar biz hiçbir şey yapmayacağız gibi bir durum yok. İtirazı yapanlar Özgür Bey. Karşı tarafla konuşuruz, gerekirse iki taraf da Yargıtay başvurusundan vazgeçer. Bu konuşulabilir.
KILIÇDAROĞLU KURULTAY İÇİN TARİH VERDİ!
Olağanüstü kurultay değil. Olağan kurultay yapılacak. Yargıtay'daki başvuru çekilirse olağan kurultayı en fazla 4-5 aya yaparız. Olağan kurultay sonuçta il başkanı seçimleri var, delegelerin seçimleri var. Zaten eski delegelerle yapamayız efendim. Mahkeme şaibe var diye iptal etmiş, siz gidip o delegelerle kurultay yapın diyorsunuz. Bundan da bir mutlak butlan kararı çıkar. Parti bu kadar yorulur mu? Delegeye mi güvenmiyorsunuz? Başlarsınız mahalleden itibaren seçimlere, gelirsiniz kurultayı yaparsınız mesele bu kadar basit.