Ana içeriğe geç

El Niño dikkat dağıtıyor: Avrupa ölümcül sıcak tuzağına mı dönüşüyor?

Avrupalılar, uzmanların El Niño değil, “uzun vadeli ısınmanın şiddetlendirdiği” dediği son sıcak hava dalgası altında kavruluyor.

El Niño dikkat dağıtıyor: Avrupa ölümcül sıcak tuzağına mı dönüşüyor?
Euronews Türkçe
16

Batı Avrupa, yılın üçüncü sıcak hava dalgası altında kavrulmaya devam ediyor; yakıcı sıcaklıkların hafta sonuna kadar düşeceğine dair hiçbir işaret yok.

Fransa, Pazartesi günü (22 Haziran) anakaradaki 96 bölgesinin yarısından fazlasını kırmızı alarma geçirerek, halktan “mutlak teyakkuz” halinde olmalarını ve sıcak hava dalgası sırasında doğrudan güneş ışığından kaçınmalarını istedi.

Ülkenin geniş kesimleri 40°C’yi aşan sıcaklıklarla ve 24 saat boyunca sıcaklığın 20°C’nin altına düşmediği bir dizi tropik geceyle boğuşurken bu uyarı yapıldı.

İki ve dört yaşındaki iki çocuk, Pazartesi günü Fransa’nın güneydoğusunda ailelerinin otomobilinde ölü bulundu; yetkililer, şiddetli sıcakların şu anda başlıca neden olarak incelendiğini doğruladı. Bu trajik ölümler, hafta sonu Bordeaux yakınlarında aşırı sıcakların tetiklediği sağlık sorunları nedeniyle hayatını kaybeden üç yaşlı kişinin ardından geldi.

Manş Denizi’nin öte yakasında, Birleşik Krallık Meteoroloji Kurumu bugün ve yarın için orta ve güney İngiltere’nin bazı kesimleri ile Galler’de kırmızı seviyede aşırı sıcak uyarısı yayımladı. Önümüzdeki günlerde sıcaklıkların 39°C’ye kadar çıkması, gece sıcaklıklarının da “çok yüksek” seyretmesi bekleniyor.

“Nem de devreye girerek bu sıcak hava dalgasını daha da etkili kılıyor ve sıcaklık stresi herkes için tehlike oluşturuyor,” diye belirtiyor Meteoroloji Kurumu.

Almanya’da yükselen sıcaklıklar, özellikle ülkenin güney ve doğusunda orman yangını riskini artırdı. Bonn, Stuttgart ve Frankfurt gibi şehirler hafta sonu 40°C’ye yaklaşan sıcaklıklara hazırlık yapıyor.

Avrupa’yı kavuran sıcak hava dalgasının arkasında El Niño mu var?

Bu ayın başlarında ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA), aylardır süren gözlemlerin ardından tropik Pasifik’te El Niño koşullarının resmen başladığını duyurdu.

Birçok tahminci, El Niño koşullarının son on yılların en güçlü olayı hâline gelebileceği uyarısında bulunuyor; bu da medyada sözde “Süper El Niño”dan söz edilmesine yol açtı. Ancak bu, resmi bir bilimsel kategori değil ve NOAA tarafından kullanılmıyor.

El Niño (İspanyolcada “erkek çocuk” anlamına gelir), Doğu Pasifik Okyanusu’ndaki deniz sıcaklıkları olağandışı şekilde yükseldiğinde ortaya çıkan doğal bir olgudur. Bu durum, küresel sıcaklıkları yükselterek daha aşırı hava koşullarının önünü açabilir.

Mayıs 2023 ile Mart 2024 arasındaki gibi önceki El Niño olayları, dünyanın dört bir yanında ölümcül sıcak hava dalgalarını, orman yangınlarını ve selleri besleyen rekor kıran sıcaklıklara katkıda bulundu.

Hollanda’daki IHE Delft Su Eğitimi Enstitüsü’ndeki uzmanlar, El Niño’nun yalnızca sıcaklıkları artırmakla kalmayıp, kuraklık, gıda güvencesizliği ve hatta elektrik kesintileri gibi bir dizi zincirleme etkiye yol açabileceği konusunda uyarıyor.

Birçok medya kuruluşu, Avrupa’daki mevcut sıcak hava dalgasını El Niño’ya bağlıyor; ancak küresel hava tahmin platformu WYF24’ün kurucusu Ioanna Vergini, Euronews Earth’e bunun “meteorolojik açıdan hatalı” olduğunu söylüyor.

“Pasifik şu anda güçlü bir El Niño durumunda değil; üstelik öyle olduğunda bile, Avrupa’daki yaz sıcakları üzerindeki doğrudan etkisi zayıf ve belirsizdir,” diye açıklıyor.

“Bu, rekor düzeyde ısınmış bir zemin üzerinde etkili olan klasik bir jet akımı blokajı olayı. Mekanizma ısı kubbesi; onu büyüten uzun dönemli ısınma; El Niño ise dikkat dağıtan bir unsur.”

El Niño’nun etkisi ne zaman, nerede hissediliyor?

Her ne kadar El Niño’nun etkisi ağır olabilse de, bozulma çoğunlukla tropik bölgelerde hissediliyor. Güney Amerika’da, örneğin Peru’nun kuzeyinde, seller yaygın bir risk ve bu durum Doğu Afrika’nın, Orta Asya’nın ve ABD’nin güneyinin bazı kesimlerine kadar uzanabiliyor.

El Niño sırasında kuraklık ve orman yangını riski artıyor; özellikle Avustralya’nın büyük bölümünde, Güney Amerika’nın kuzey kesimlerinde ve Endonezya gibi Asya ülkelerinde.

Avrupa ve Birleşik Krallık’ta El Niño’nun etkileri çok daha dolaylı; ancak yılın ilerleyen dönemlerinde daha değişken koşulların görülme olasılığını yine de artırabiliyor – örneğin sonbahar ve kış başında daha yumuşak, daha yağışlı ve daha rüzgârlı hava.

“El Niño, Birleşik Krallık’ta daha soğuk ve sakin geçen geç kış dönemleriyle de bağlantılı olabilir,” diyor Britanya Meteoroloji Kurumu. “Ancak olası etkiler, tahminler geliştikçe yılın ilerleyen dönemlerinde daha ayrıntılı bir şekilde değerlendirilecek.”

İklim uzmanları, bu yılın sonunda ve 2027’ye girerken dünya genelinde çok yüksek sıcaklıklar görülmesinin muhtemel olduğunu öngörüyor; ancak bu, şu anda Batı Avrupa’nın büyük bölümünü kavuran şiddetli sıcaklara katkıda bulunmuyor.

El Niño “gelip geçer” – iklim değişikliği ise kalıcı

El Niño olaylarının çoğu, küresel ortalama sıcaklığı geçici olarak yaklaşık 0,2°C yükseltiyor.

Bu artış, insan kaynaklı iklim değişikliği kadar büyük değil; insan faaliyetleri, küresel yüzey sıcaklığını sanayi öncesi döneme kıyasla yaklaşık 1,3 - 1,5°C yukarı çekti.

Dolayısıyla El Niño’nun etkileri, zaten ısınmakta olan bir dünyada katmerleniyor. Bu yüzden, doğal olarak oluşan La Niña soğutma etkisine rağmen 2025, kaydedilen en sıcak üçüncü yıl oldu – El Niño yılı olan 2016’dan bile daha sıcak.

La Niña (İspanyolcada “kız çocuk”), ticaret rüzgârlarını güçlendirerek ve ekvatoral Pasifik boyunca okyanusun derinliklerinden daha soğuk suyu yüzeye çekerek küresel sıcaklıkları genellikle düşürür. La Niña da düzensiz aralıklarla ortaya çıkar, ancak El Niño’dan daha uzun sürme eğilimindedir.

“El Niño doğal bir olgudur,” diye konuşmuştu iklim bilimci Friederike Otto, El Niño koşulları resmen başlamadan önce, Mayıs ayında. “Gelir ve gider.”

Buna karşılık iklim değişikliği, fosil yakıt yakmayı bırakmadığımız sürece daha da kötüleşiyor. Dolayısıyla asıl panik nedeni iklim değişikliği."Imperial College London'da İklim Bilimi Profesörü ve World Weather Attribution'ın ortak kurucusu

Avrupa, küresel ortalamanın iki katından fazla hızla ısınıyor; sıcaklıklar sanayi öncesi döneme göre yaklaşık 2,5°C yükselmiş durumda.

Avrupa’nın bazı bölgeleri, dünyanın en hızlı ısınan bölgesi olan Arktik’e uzanıyor; burada sıcaklıklar küresel ortalamanın üç ila dört katı hızla artıyor. Kar ve buz eridikçe, Dünya yüzeyi daha az güneş ışığını yansıtıyor; açığa çıkan daha koyu yüzeyler ise daha fazla ısı emerek erimeyi hızlandırıyor.

Emisyon kontrolleri sayesinde Avrupa hava kirliliğini azaltmayı başardı; bu da insan sağlığı ve çevre için geniş kapsamlı faydalar getirdi. Ancak bu süreç, soğutucu bir bariyer görevi gören aerosol kaynaklı alçak seviyeli bulutların da azalmasına yol açtı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler