Ana içeriğe geç

Araştırma: Beyin sosyal etkileşimleri öngörebiliyor

Yeni bir araştırma, zebra balıklarının beyinlerinde sosyal etkileşimlerden saniyeler önce belirgin sinirsel aktivitelerin oluştuğunu ortaya koydu. Bilim insanları, bu mekanizmanın insanlarda da benzer şekilde çalışabileceğini ve sosyal davranışların anlaşılmasına ışık tutabileceğini belirtiyor.

Araştırma: Beyin sosyal etkileşimleri öngörebiliyor
Nefes Gazetesi
16

Yeni bir bilimsel araştırma, beynin sosyal etkileşimlere yönelik kararları harekete geçmeden önce hazırlamaya başladığını ortaya koydu.

Nature Communications dergisinde yayımlanan çalışmada, zebra balıklarının başka balıklara yaklaşma kararı almadan saniyeler önce beyinlerinde belirgin bir sinir hücresi aktivitesi tespit edildi.

Kudüs İbrani Üniversitesi’nden araştırmacılar tarafından yürütülen çalışmada, diğer balıklarla etkileşime giren zebra balıklarının beyin aktiviteleri incelendi. Sonuçlar, balıkların akranlarına doğru hareket etmeye başlamadan önce beynin “pallium” adı verilen bölgesinde yoğun bir nöron aktivitesi oluştuğunu gösterdi.

Bilim insanlarına göre bu bölge, insan beynindeki amigdala ve hipokampusla benzer işlevler görüyor; duyguların işlenmesi, hafızanın oluşturulması ve sosyal ipuçlarının değerlendirilmesinde önemli rol oynuyor.

Araştırmada ayrıca söz konusu sinirsel aktivitenin yalnızca sosyal etkileşimler öncesinde ortaya çıktığı belirlendi. Balıkların hareketli bir noktayı takip ettiği deneylerde aynı beyin sinyallerine rastlanmadı.

Araştırmacılar, daha sosyal davranışlar sergileyen zebra balıklarında bu sinirsel örüntülerin çok daha güçlü olduğunu gözlemledi. Lazer yöntemiyle ilgili beyin hücrelerinin devre dışı bırakılması ise balıkların sosyal yaklaşım davranışlarının ortadan kalkmasına neden oldu.

Araştırma zebra balıkları üzerinde yürütülmüş olsa da uzmanlar, omurgalı canlılar arasındaki biyolojik benzerlikler nedeniyle benzer mekanizmaların insanlarda da bulunabileceğini düşünüyor.

Bilim insanları, bu keşfin gelecekte sosyal etkileşimlerde zorluk yaşayan bireylerin anlaşılmasına ve yeni tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini ifade ediyor. Ancak bu mekanizmaların gelişim, genetik yapı, geçmiş sosyal deneyimler ve bireyin içsel durumu gibi faktörlerden nasıl etkilendiğinin anlaşılması için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğu vurgulanıyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler