Ana içeriğe geç

Savaşın seyri değişiyor: İran’ın yeni füzeleri ABD'yi dize getirdi

Beş aydır süren yoğun ABD-İsrail saldırılarına rağmen İran, füze kapasitesini korudu ve bölgedeki Amerikan üslerine yönelik daha isabetli saldırılar gerçekleştirmeye başladı. Modern füzelere geçiş, hareketli fırlatma taktikleri, radar sistemlerinin hedef alınması ve dışarıdan sağlanan istihbarat desteği, Washington’ın hava savunma üstünlüğünü aşındırıyor.

Savaşın seyri değişiyor: İran’ın yeni füzeleri ABD'yi dize getirdi
Karar
16

ABD ve İsrail’in İran’ın füze kapasitesini ortadan kaldırma hedefiyle şubat sonunda başlattığı askerî harekât, beşinci ayına girerken beklenen sonucu vermedi. Financial Times’ın “İran’ın füze direnci ABD kuvvetlerini zorluyor” başlıklı analizine göre Tahran, yüzlerce hava saldırısına rağmen balistik füze operasyonlarını sürdürebiliyor. İran füzeleri son dönemde Ürdün, Kuveyt ve Bahreyn’deki Amerikan üslerinde bulunan yapıları vururken Suudi Arabistan ve Katar’daki askerî tesisleri de hedef aldı.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, savaşın başında harekâtın hedefleri arasında İran’ın saldırı amaçlı füzelerini ve füze üretim kapasitesini imha etmeyi göstermişti.

Ancak FT’nin görüştüğü uzmanlar, İran’ın ağır kayıplar vermesine rağmen yer altındaki füze üslerini yeniden faaliyete geçirebildiğini, fırlatma ekiplerini koruduğunu ve operasyonlarını değişen savaş koşullarına uyarladığını belirtti.

Şubat sonu ile nisan başı arasında ABD ve İsrail uçakları, İran’ın füze rampalarını ve fırlatma ekiplerini yoğun biçimde hedef almış; bazı yer altı üslerinin girişleri içerideki silah ve personelin çıkmasını engellemek amacıyla vurulmuştu. Buna karşın İranlı mühendislerin kapanan girişleri açarak kapasitenin bir bölümünü yeniden oluşturduğu değerlendiriliyor.

ATEŞKES İRAN’A YENİDEN YAPILANMA FIRSATI VERDİ

Analize göre nisanda başlayan kırılgan ateşkes, İran’ın füze birliklerine toparlanmaları için zaman kazandırdı.

Son haftalardaki ABD saldırılarının daha sınırlı kalması ve ağırlıklı olarak İran’ın güneyine yönelmesi de ülkenin farklı bölgelerindeki füze ekiplerinin daha rahat hareket etmesini sağladı. İsrail’in son çatışma turuna doğrudan katılmaması da İran üzerindeki baskıyı azalttı.

Tarafların son günlerde saldırılara ara vermesiyle birlikte Katar, Pakistan ve Umman’ın da dahil olduğu diplomatik girişimler hız kazanırken, mevcut duraklamanın kalıcı bir ateşkese dönüşüp dönüşmeyeceği henüz belirsizliğini koruyor.

DAHA MODERN VE İSABETLİ FÜZELER KULLANILIYOR

FT’ye konuşan silah uzmanı Jeffrey Lewis’e göre İran’ın saldırılarındaki isabet oranının yükselmesinde kullanılan füze türlerinin değişmesi etkili olabilir.

Tahran’ın Sovyet Scud veya Kuzey Kore’nin Nodong sistemlerinden türetilmiş eski ve isabet oranı düşük füzeler yerine daha modern stoklarına yöneldiği belirtiliyor. Bu değişimin, saldırıların doğal olarak daha isabetli hale gelmesine katkı sağladığı değerlendiriliyor.

İran ayrıca hedefe yaklaşırken manevra yapabilen Kheibar Shekan gibi füzeler kullandığını açıklıyor. Terminal aşamada rota değiştirebilen bu sistemlerin, özellikle radarları hasar görmüş ve önleyici füze stokları azalmış hava savunma ağları için daha büyük tehdit oluşturduğu belirtiliyor.

ÖNCE RADARLARI VE ERKEN UYARI SİSTEMLERİNİ HEDEF ALDI

İran’ın savaşın ilk döneminde uyguladığı hedef seçiminin de son saldırıların etkinliğini artırmış olabileceği düşünülüyor.

Tahran, Ürdün ve Körfez ülkelerindeki radarlar ile erken uyarı sistemlerini hedef aldı. Uzmanlara göre bu saldırılar, Amerikan ve bölge ülkelerine ait savunma sistemlerinin yaklaşan füzeleri tespit ve takip etme kapasitesini zayıflattı.

Kuveyt, Ürdün, Bahreyn ve bölgedeki diğer üslerde konuşlu radar sistemlerinin zarar görmesi, Patriot ve THAAD gibi savunma araçlarının önleyici füzeleri doğru zamanda ve doğru hedefe yönlendirmesini güçleştiriyor.

İRAN FIRLATMA TAKTİKLERİNİ DEĞİŞTİRDİ

Analizde İran’ın yalnızca teknolojik değil, operasyonel açıdan da uyum sağladığına dikkat çekildi.

İranlı ekiplerin füze fırlatma görüntülerinde çevredeki araziyi bulanıklaştırarak çıkış noktalarının belirlenmesini zorlaştırdığı, rampaları yer altı üslerinden daha uzak bölgelere götürdüğü ve geçmişte konumlarını ele veren bazı uygulamalardan vazgeçtiği belirtildi.

Geçmiş saldırılarda fırlatma alanlarındaki bitki örtüsünün kontrollü olarak yakılması, uydu görüntüleri üzerinden hazırlık yapılan noktaların tespit edilmesini kolaylaştırıyordu. İran’ın son dönemde bu yöntemi kullanmadığı aktarılıyor.

Bazı füze ekiplerinin gece karanlığına ihtiyaç duymadan gündüz saatlerinde atış yapması da Tahran’ın son çatışma turunda kendisini daha güvende hissettiğinin göstergesi olarak yorumlandı.

BALİSTİK FÜZE, SEYİR FÜZESİ VE İHA’LAR BİRLİKTE KULLANILIYOR

İran’ın farklı hız ve irtifalarda ilerleyen silahları aynı saldırı dalgasında kullanarak hava savunma sistemlerini zorladığı belirtiliyor.

Yavaş hareket eden silahlı insansız hava araçları ve seyir füzeleri, yüksek hızlı balistik füzelerle eş zamanlı veya art arda gönderiliyor. Sahte hedeflerin de kullanıldığı bu tür karma saldırılar, savunma sistemlerini farklı yönlerden gelen tehditlere aynı anda karşılık vermeye zorluyor.

FT’ye göre İran Devrim Muhafızları ile düzenli ordu arasında füze ve İHA operasyonları konusunda daha güçlü bir koordinasyon kurulmuş olması da saldırı kapasitesindeki gelişmenin nedenlerinden biri olabilir.

RUSYA’DAN İSTİHBARAT DESTEĞİ İDDİASI

Analizde İran’ın hedef belirleme ve navigasyon konusunda yabancı ülkelerden destek aldığına ilişkin değerlendirmelere de yer verildi.

Rusya’nın İran’a Amerikan üsleri ve bölgedeki askerî tesislere ilişkin istihbarat sağladığı öne sürülürken, Ukrayna savaşında kullanılan taktiklerin de Tahran tarafından dikkatle incelendiği belirtildi. İran’ın Rusya’nın hava savunma sistemlerini baskılama ve farklı füze türlerini birlikte kullanma yöntemlerinden ders çıkardığı değerlendiriliyor.

Ancak bu desteğin boyutu ve İran’ın isabet oranındaki artışa ne ölçüde katkı sağladığı bağımsız kaynaklarca kesin olarak belirlenebilmiş değil.

ABD’NİN ÖNLEYİCİ FÜZE STOKLARI BASKI ALTINDA

İran’ın füze gücünün korunması, Washington açısından yalnızca askerî değil, ekonomik ve lojistik bir sorun da yaratıyor.

Amerikan kuvvetlerinin savaşın ilk aylarında çok sayıda Patriot ve THAAD önleyicisi kullandığı, stokların yenilenmesinin ise yıllar sürebileceği belirtiliyor. Bu nedenle İran’ın daha ucuz füze ve İHA’larla düzenlediği uzun süreli saldırılar, ABD’yi pahalı ve sınırlı sayıdaki önleme sistemlerini tüketmeye zorluyor.

Trump yönetimi mühimmat sıkıntısı yaşandığı yönündeki haberleri reddetse de askerî yetkililerin uzun süreli bir operasyonun stoklar üzerindeki baskısı konusunda Beyaz Saray’ı uyardığı bildiriliyor.

WASHİNGTON’IN ÖNÜNDEKİ ASKERÎ İKİLEM

FT’ye göre ABD’nin karşısında zor bir tercih bulunuyor: İran’ın füze tehdidini azaltmak için hava saldırılarının kapsamını genişletmek veya mevcut hava savunma sistemleriyle saldırıları karşılamaya devam etmek.

İran’ın geniş coğrafyası, yer altı tesisleri ve hareketli rampaları nedeniyle fırlatma sistemlerini bulup imha etmek son derece zor. Uzmanlar, bu hedefe ulaşmak için İsrail’in yeniden savaşa dahil edilmesinin gerekebileceğini ancak böyle bir adımın çatışmayı genişleteceğini ve ABD’nin mühimmat tüketimini daha da artıracağını belirtiyor.

FT, İsrail’in savaşın ilk haftalarındaki yoğun saldırılarının İran’ın füze atışlarını geçici olarak baskıladığını ancak kapasiteyi onarılamayacak şekilde ortadan kaldıramadığını vurguladı.

SALDIRILARIN İSABET ORANI KONUSUNDA BELİRSİZLİK SÜRÜYOR

Uzmanlar, İran füzelerinin Amerikan üslerindeki binaları vurmasının her zaman amaçlanan hedefin tam olarak vurulduğu anlamına gelmediği konusunda da uyarıyor.

Amerikan üslerindeki yapıların birbirine yakın olması nedeniyle hedefinden birkaç yüz metre sapan bir füze de başka bir askerî binaya isabet edebiliyor. Bu nedenle İran’ın teknik isabet oranına ve hangi tesisleri bilinçli olarak hedef aldığına ilişkin kesin değerlendirme yapmak mümkün değil.

Buna karşın ortaya çıkan genel tablo, İran’ın füze kuvvetlerinin savaşın başlangıcındaki tahminlerden daha dayanıklı olduğunu ve Tahran’ın değişen koşullara uyum sağlayarak ABD’nin bölgedeki askerî hesaplarını zorlaştırmayı sürdürdüğünü gösteriyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler