ABD'nin başkenti Washington'daki Capitol Hill'de, sosyal medyadaki çevrimiçi zararlar nedeniyle hayatını kaybeden 272 çocuk ve gencin anısına "Sosyal Medya Kurbanlarını Anma Günü" merasimi düzenlendi. Kristin Bride ve Amy Neville adlı iki acılı anne tarafından organize edilen etkinlikte, internet ortamındaki denetimsizlik yüzünden yaşamını yitiren gençlerin fotoğrafları taşındı. Etkinlikte paylaşılan bilgilere göre, Kristin Bride'ın 16 yaşındaki oğlu Carson'ın Snapchat bağlantılı anonim bir uygulamada uğradığı ağır siber zorbalık sonucu intihar ettiği, Amy Neville'in 14 yaşındaki oğlu Alexander'ın ise yine Snapchat üzerinden ulaştığı bir satıcının kendisine verdiği sahte hap nedeniyle fentanil zehirlenmesinden hayatını kaybettiği aktarıldı. Çocuklarının ölüm yıldönümü olan 23 Haziran gününü resmi bir anma günü haline getiren aileler, çocukların online güvenliğini yasal güvenceye almak adına Kongre binasında siyasilere yönelik baskılarını artırdı.
MAHKEME KARARLARI VE SANSASYONEL İFŞAATLAR
Dünya genelinde Avustralya, İngiltere, Türkiye ve Endonezya gibi ülkelerin çocukların sosyal medya kullanımına yönelik 15-16 yaş sınırlandırmaları getirdiği hatırlatılan haberde, ABD'deki hareketin bu yıl Meta ve Google aleyhine sonuçlanan üç büyük jüri kararıyla dönüm noktasına ulaştığı belirtildi. Mahkeme sürecinde teknoloji şirketlerinin iç yazışmaları ve çalışanların iletişim belgeleri gün yüzüne çıktı. İfşa olan belgelerde şirket çalışanlarının, kendi ürettikleri sosyal medya platform tasarımlarını bağımlılık yapma yönünden "kumarhane ve uyuşturucu" mekanizmalarına benzettikleri görüldü. Mağdur ailelerin avukatlığını yürüten Matthew Bergman, 1996 tarihli İletişim Ahlakı Yasası'nın 230. maddesinin şirketleri paylaşılan içeriklerden koruduğunu, ancak açtıkları yeni davalarda doğrudan içeriklere değil şirketlerin kasıtlı ürün tasarım tercihlerine odaklanarak bu yasal engeli aşmaya başladıklarını vurguladı.

SENATODA BÜYÜK TÜTÜN ŞİRKETLERİ BENZETMESİ
ABD Temsilciler Meclisi'nde sunulan "Çocukların İnternet ve Dijital Güvenliği Yasası" ise yasa koyucular arasında ciddi tartışmalara yol açtı. Senatör Marsha Blackburn, hazırlanan yeni taslakta teknoloji şirketlerinin zararı önlemek için makul adımlar atmasını zorunlu kılan "özen yükümlülüğü" maddesinin çıkarılmasını sert dille eleştirerek, mevcut haliyle büyük teknoloji firmalarının çocuk güvenliği yerine kendi kârlarını koruyan statükoyu sürdüreceğini ifade etti. Senatör Josh Hawley ise Kongre üyelerinin teknoloji sektöründen gelen milyonlarca dolarlık lobicilik ödemeleri ve kampanya bağışları nedeniyle yasal adımları kasıtlı olarak yavaşlattığını iddia etti. Yaşanan gelişmelerin ardından ABD Senatosu Yargı Komitesi; Meta, Alphabet, TikTok ve Snap şirketlerinin tepe yöneticilerini (CEO) çocuk güvenliği oturumunda ifade vermek üzere senatoya davet etti. Komite, ABD'deki bu farkındalık sürecini, geçmişte tütün endüstrisinin milyarlarca dolarlık tazminatlara mahkum edildiği tarihi döneme atıfla "Sosyal medyanın Büyük Tütün zamanı mı?" başlığıyla değerlendirmeye aldı.