Deprem Uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara hakkındaki teorilere ilişkin uyardı. Marmara'nın geleceğini anlamak için yalnızca "kilitli fay" modeline değil, 5 noktaya daha bakılması gerektiğini belirten Bektaş, hepsini tek tek sıraladı. Bektaş, bazı ölçümlerin tek başına fayın tamamen kilitli olduğunun kanıtı olmadığına dikkat çekti.
Marmara ve İstanbul depremi senaryolarına ilişkin yaptığı açıklamalarla dikkat çeken Deprem Uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, yeni bir uyarı yayınladı. Bektaş, Marmara’daki en büyük yanılgıyı açıkladı.
Bektaş “Marmara’da deniz tabanında ölçülen kayma açığını "kilitli fay" mı gösteriyor yoksa kalın sedimanların perdelediği derin sürünmenin (creep) yüzeydeki zayıf izi mi?” sorusunun tartışılması gerektiğini işaret etti.
“TEK BAŞINA KANITI DEĞİL”
Bektaş şunları söyledi:
Marmara çukurluklarında 3–6 km kalınlığında suya doygun Kuvaterner çökelleri bulunuyor. Bu katmanlar kristalin temel kaya gibi davranmaz; gerilmeyi dağıtabilir, deformasyonu yayabilir ve sismik enerjinin bir bölümünü sönümleyebilir. Bu nedenle Kumburgaz Havzası deniz tabanında ölçülen yaklaşık 10 mm/yıl kayma eksikliği (kilitli fay, lange,2019) tek başına fayın tamamen kilitli olduğunun kanıtı değildir.
“MARMARA DEPREMLERİ ORTAK MESAJ VERİYOR”
Bektaş açıklamasına şöyle devam etti:
Derindeki creep'in ( Uchida,2019) yüzeyde zayıflamış olarak ölçülmesi de muhtemel bir açıklamadır. Çınarcık Havzası'nın üst kesimlerindeki sismik sessizlik de tek başına "tam kilitlenme" veya ölü fay anlamına gelmez. Kalın sedimanlar, deformasyonun bir bölümünün sünek, plastik davranışla gerçekleşmesine katkı sağlayabilir. Bu konuda 1963 ve 2025 Marmara depremleri ortak bir mesaj veriyor olabilir: Düşük tepe yer ivmesi (PGA), uzun süren sarsıntı ve sınırlı kırılma...Tüm bunlar, Marmara'nın klasik rijit fay modellerinden daha karmaşık davrandığını düşündürüyor.
Bektaş, sözlerini "Marmara'nın geleceğini anlamak için yalnızca "kilitli fay" modeline değil, sürünme (creep), kalın sediman havzaları, akışkanlar, düşük gerilme düşümü (deprem enerjisinin yavaş salınımı) ve dalga yayılımının frekans özelliği birlikte değerlendirilmelidir” diyerek noktaladı.