Balıkesir'in Sındırgı ilçesinde 2025 yılında 2,5 ay arayla meydana gelen 6.1 büyüklüğündeki iki depreme ilişkin yürütülen kapsamlı bilimsel araştırma uluslararası hakemli dergide yayımlandı. Araştırma, depremlerin daha önce bilinmeyen Emendere Fay Zonu üzerinde meydana geldiğini ve klasik tektonik deprem modelinden farklı özellikler taşıdığını ortaya koydu.
BALIKESİR'İ BİLİNMEYEN BİR FAY SALLADI!
Dokuz Eylül Üniversitesi öncülüğünde, AFAD ve farklı üniversitelerden bilim insanlarının katkısıyla hazırlanan çalışma, yer bilimleri alanındaki uluslararası Q1 dergilerinden Seismological Research Letters'ta yayımlandı.

Elde edilen sonuçlara göre ana şoklar ve artçı depremler, Sındırgı'nın güneyinde ilk kez haritalanan Emendere Fay Zonu ile bu fayın bağlantılı kolları üzerinde meydana geldi. Bilim insanları bunun, bölgedeki eski kırık sistemlerinin yeniden aktif hale geldiğini gösterdiğini belirtti.
Araştırmada; arazi gözlemleri, uydu görüntüleri, uzaktan algılama yöntemleri, sismolojik veriler ve Coulomb gerilme analizleri birlikte değerlendirildi. Ayrıca AFAD tarafından kaydedilen 21 bin 186 artçı deprem, yapay zeka destekli sismoloji yazılımlarıyla analiz edildi.
GERÇEK AYLAR SONRA ORTAYA ÇIKTI
Araştırmada, 10 Ağustos ve 27 Ekim 2025'te meydana gelen iki ana depremin birbirini tetikleyen "ikiz deprem" niteliği taşıdığı ifade edildi. Bu yönüyle depremlerin, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri ve 24 Haziran 2026 Venezuela depremleriyle benzer özellik gösterdiği kaydedildi.

Bilim insanları ayrıca, Sındırgı'nın güneyindeki dağlık alanda 21 santimetreye ulaşan kalıcı çökme tespit edildiğini, artçı sarsıntıların ise Emendere Fay Zonu boyunca güneydoğu yönünde göç ettiğini belirledi.
BİLDİKLERİNİ UNUTTURDU
Çalışmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri ise depremlerin yalnızca tektonik hareketlerle açıklanamayacağı yönündeki uzmanların bölgeye dair bugüne kadar bildiklerini unutturan tespit oldu. Araştırmacılar, bölgedeki jeotermal sistem nedeniyle yer altındaki gaz fazındaki akışkanların oluşturduğu basınç değişimlerinin de kırılmaları tetiklediğini ifade etti.

Bu nedenle Sındırgı depremlerinin Batı Anadolu'da alışılmış deprem mekanizmalarından farklı olarak "hibrit deprem" sınıfında değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Araştırmada ayrıca Coulomb gerilme analizlerinin, deprem sonrası stres birikiminin Yüreğil-Benlieli hattına doğru yöneldiğini gösterdiği belirtilirken, depremlerin doğru analiz edilebilmesi için jeoloji, jeofizik, harita mühendisliği ve sismolojinin birlikte ele alındığı çok disiplinli çalışmaların önemine dikkat çekildi. (DHA)