Son yıllarda tıp dünyasının en çok tartışılan konularından biri olan GLP-1 tabanlı zayıflama ilaçları, bu kez sağlık üzerindeki etkileriyle değil, yarattığı sosyo-ekonomik sonuçlarla gündemde. Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Rebecca Diamond tarafından gerçekleştirilen yeni bir araştırma, obezite tedavisiyle kilo veren kadınların iş gücü piyasasında ve sosyal yaşamda çok daha avantajlı hale geldiğini kanıtladı. Uzmanlar, elde edilen verilerin toplumdaki gizli "beden ayrımcılığını" açıkça ortaya koyduğunu belirtiyor.
İLK İZLENİMDE BÜYÜK FARK: İŞE ALINMA ŞANSI YÜZDE 27 ARTIYOR
Araştırma kapsamında kilo verme ilaçları kullanan, kullanmayan ve kullanmak istediği halde erişemeyen kadınlardan oluşan geniş bir veri seti analiz edildi. Yaş, sağlık durumu ve etnik köken gibi değişkenler eşitlendikten sonra ortaya çıkan sonuçlar toplumsal bir çarpıklığa işaret etti.
Verilere göre, herhangi bir istihdam bağı bulunmayan ve zayıflama ilaçları kullanmaya başlayan kadınların, ilaca erişemeyen hemcinslerine kıyasla sonraki 18 ay içinde bir işe kabul edilme oranı tam 27 yüzde puan daha yüksek çıktı. Benzer bir durum ikili ilişkilerde de gözlendi; zayıflayan kadınların aynı zaman diliminde evlenme veya bir partnerle ortak eve taşınma olasılığı 29 yüzde puan artış gösterdi.
MEVCUT İŞİ VE İLİŞKİSİ OLANLARI ETKİLEMİYOR
Araştırmanın en dikkat çekici detaylarından biri ise kilo kaybının halihazırda bir düzene sahip kadınlar üzerindeki etkisi oldu. İlaç kullanımıyla ciddi oranda kilo veren ancak zaten bir işi olan kadınların maaşlarında, çalışma saatlerinde veya terfi hızlarında hiçbir değişiklik saptanmadı. Aynı şekilde, halihazırda bir ilişkisi bulunan kadınların da birliktelik durumlarında olumlu ya da olumsuz bir kırılma yaşanmadı.
Profesör Rebecca Diamond, bu durumun zayıflama ilaçlarının getirdiği avantajın sadece "ilk izlenim" anlarında geçerli olduğunu gösterdiğini vurguladı. Diamond, istihdam artışının bir kısmının fiziksel sağlığın iyileşmesiyle açıklanabileceğini belirtse de katılımcıların ruh sağlığı grafiklerinde majör bir değişim olmaması, temel itici gücün toplumun kadın bedenini algılama ve yargılama biçimi olduğuna dair şüpheleri kuvvetlendiriyor.
"ZAYIFLIK" LÜKS HALE GELİYOR: SINIFSAL EŞİTSİZLİK TEHLİKESİ
Haber konusu olan araştırma, sağlık alanında yaşanan ciddi bir sınıfsal adaletsizliği de tescilledi. İncelenen verilerde, zayıflama ilaçlarını kullanan kadınların yaklaşık yüzde 40'ının sigorta kapsamı dışında, ayda ortalama 300 doları kendi ceplerinden ödediği belirlendi. Bu ilaca bütçe ayırabilen kadınların en yüksek hanehalkı gelirine sahip grubu oluşturduğu, ilacı kullanmayı çok istediği halde erişemeyenlerin ise en düşük gelirli kesim olduğu görüldü.
Uzmanlar, bu durumun gelecekte zengin kadınların kilo vermenin getirdiği sosyal ve finansal ayrıcalıklara daha kolay erişmesini sağlarken, yoksul kadınların sistemin dışına itilmesine ve sınıfsal uçurumun daha da büyümesine yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Nitekim İnsan Kaynakları Yönetimi Derneği'nin (SHRM) geçmiş verileri de uzmanların bu endişesini destekliyor; her dört insan kaynakları profesyonelinden biri, obez çalışanların zayıf meslektaşlarına kıyasla "motivasyonsuz veya tembel" olarak algılandığını itiraf ediyor.