Ana içeriğe geç

Kanser genç nesilleri tehdit ediyor: Erken yaşta görülen vaka artışının arkasındaki gizem çözüldü mi?

Dünya genelinde 50 yaş altı nüfusta kanser vakalarının hızla tırmanması tıp dünyasını alarma geçirirken, bilim insanlarından konuya ilişkin ezber bozan bir araştırma geldi. Yapılan son incelemeler, genç kuşakların biyolojik olarak ebeveynlerine kıyasla çok daha hızlı yaşlandığını ve bu durumun kanser riskini doğrudan tetiklediğini ortaya koydu.

Kanser genç nesilleri tehdit ediyor: Erken yaşta görülen vaka artışının arkasındaki gizem çözüldü mi?
Cumhuriyet
16

Çağımızın en büyük sağlık tehditlerinden biri olan kanser, uzun yıllar boyunca ağırlıklı olarak ileri yaşlardaki bireyleri etkileyen bir hastalık olarak kabul ediliyordu. Ancak son dönemde elde edilen istatistiksel veriler, bu algıyı tamamen yıkıyor. Küresel ölçekte 50 yaşın altındaki bireylerde görülen kanser vakaları, 1990 ile 2019 yılları arasında yüzde 24 oranında bir artış gösterdi. Bilim dünyası bu korkutucu yükselişin nedenlerini araştırırken, Amerika Birleşik Devletleri’nde yürütülen yeni bir çalışma, genç nesillerin karşı karşıya olduğu tehlikenin biyolojik şifrelerini deşifre etti.

Image

GENÇ KUŞAKLAR ANNE VE BABALARINDAN DAHA HIZLI YAŞLANIYOR

WashU Medicine bünyesinde görev yapan araştırmacıların öncülük ettiği ve saygın tıp dergisi Nature Medicine’da yayımlanan çalışma kapsamında, Birleşik Krallık ve ABD'den toplamda 164 bini aşkın kişinin sağlık verileri mercek altına alındı. Katılımcıların kan örnekleri ve hücresel verileri üzerinden yapılan modellemeler, tıp dünyasında şaşkınlık yaratan bir sonucu açığa çıkardı.

Elde edilen verilere göre, yeni nesil bireyler kronolojik yaşlarından (takvim yaşından) bağımsız olarak, hücresel düzeyde anne, baba ve büyükanne gibi önceki nesillere kıyasla çok daha hızlı yaşlanıyor. "Hızlandırılmış biyolojik yaşlanma" olarak adlandırılan bu sürecin, özellikle erken yaşta ortaya çıkan akciğer, kalın bağırsak (kolorektal) ve rahim kanseri riskini doğrudan artırdığı saptandı.

HÜCRESEL YIPRANMA KANSER KAPISINI ARALIYOR

Araştırmada bireylerin biyolojik yaşını ve maruz kaldıkları hücresel hasarı ölçmek amacıyla "PhenoAge" adı verilen gelişmiş bir algoritma kullanıldı. Katılımcıların bağışıklık sistemi fonksiyonları ve vücutlarındaki kronik enfeksiyon (enflamasyon) oranları bu algoritmayla analiz edildi.

Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yin Cao, konuya ilişkin yaptığı açıklamada biyolojik yaşlanmanın sadece nüfus cüzdanındaki rakamlarla sınırlı olmadığını vurguladı. Dr. Cao, "Biyolojik yaşlanma, vücudun içinde hücresel ve moleküler düzeyde meydana gelen yıpranmayı yansıtır. Kronik enfeksiyonlar, savunma sisteminin zayıflaması ve dokularda zamanla biriken yapısal hasarlar, dokuların işlevini bozarak kanserleşme sürecini hızlandırıyor" ifadelerini kullandı.

YAŞAM TARZI VE ÇEVRE FAKTÖRLERİ BÜYÜK RESMİ ŞEKİLLENDİRİYOR

Laboratuvar sonuçlarında, bağışıklık sisteminin yaşlanması ile erken evre akciğer kanseri arasında doğrudan bir bağ saptandı. Bunun yanı sıra, erken yaşta görülen kalın bağırsak kanseri vakalarının da doğrudan vücuttaki yağ dokularının biyolojik olarak yaşlanmasıyla ilişkili olduğu belirlendi.

Araştırma ekibinden Dr. David Scott ise dünya genelindeki bu erken kanser artışının tek bir hücre içindeki mutasyonla açıklanamayacağını, vücudun genelinde yaşanan sistemik değişimlerin incelenmesi gerektiğini belirtti. Dr. Scott, hızlandırılmış biyolojik yaşlanmanın, modern yaşam tarzının getirdiği olumsuz alışkanlıkların ve çevresel faktörlerin zaman içinde vücut üzerinde bıraktığı birleşik tahribatın bir sonucu olduğunu kaydetti. Uzmanlar, genç yaşta kanserden korunabilmek için erken yaşlardan itibaren sağlıklı beslenme, hareketli yaşam ve çevresel toksinlerden uzak durulması gerektiği uyarısını yineliyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler