Türkiye’de basılan eser, açılan salon ve etkinlik sayıları son yılların en yüksek seviyelerine ulaşırken, kültür sanatın toplumsal ve düşünsel işlevi derin bir krizle karşı karşıya. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2024 ve 2025 verilerine göre yayımlanan kitap sayısı ve tiyatro izleyicisinde ciddi bir rakamsal büyüme yaşanmasına rağmen, bu artışın nitelikli sanat tüketimine yansımadığı görülüyor. Nörolojik araştırmaların gösterdiği azalan dikkat süreleri, edebiyat dergilerinin artan maliyetler karşısında kapanma noktasına gelmesi ve sanat eserlerinin dijital mecralarda yalnızca bir gösteri nesnesine dönüşmesi, alımlayıcı tarafındaki yüzeyselleşmeyi tüm boyutlarıyla gözler önüne seriyor.
RAKAMLAR BÜYÜYOR FİKİRLER EKSİLİYOR
TÜİK 2025 kitap ve yayıncılık istatistiklerine göre, yayımlanan kitap sayısı bir önceki yıla oranla yüzde 10,1 artarak 80 bin 921’e ulaştı. Halk kütüphanelerine kayıtlı üye sayısı ise yüzde 6,4 artışla 7 milyon 160 bin kişiyi aştı. Ancak yayımlanan materyallerin yüzde 22,3’ünü akademik, yüzde 21,1’ini eğitim ve test kitapları oluştururken, yetişkin kurgu edebiyatının oranı yüzde 19,4’te kaldı. Bu tablo, okuma pratiğinin kültürel bir eylemden ziyade eğitim odaklı bir zorunluluk etrafında şekillendiğini gösteriyor. Öte yandan 2024/2025 sezonu verilerinde tiyatro seyircisi 8 milyonu aşsa da, çocuk oyunlarındaki yüzde 5,5’lik artışa karşın yetişkin eseri gösterim sayısında yüzde 5,7’lik bir düşüş kaydedildi.
Sinemada ise toplam seyirci yüzde 15 azalarak 27,6 milyona geriledi. Özellikle yerli film izleyicisindeki yüzde 18,3’lük belirgin kayıp, izleyicinin yerel hikayelerden koptuğunu, beyaz perdeyi yalnızca devasa görsel efektler veya televizyon estetiğine sıkışmış içerikler için tercih ettiğini ortaya koyuyor.
SİNEMAYA DİKEY VİDEO DAYATMASI
Kaliforniya Üniversitesi ve Microsoft tarafından yürütülen güncel araştırmalar, insanların tek ekrana odaklanma süresinin son yirmi yılda 2,5 dakikadan 40 saniyeye kadar düştüğünü ortaya koyuyor.
Dikey formattaki kısa videoların her kaydırmada yarattığı anlık dopamin salınımı, izleyicinin uzun metrajlı sinema filmlerine veya derinlikli edebi metinlere olan tahammülünü zayıflatıyor. “TikTokizasyon” olarak adlandırılan bu akım, sinematografik derinliği ve seyirciyi saran yatay kompozisyonu tehdit ederken, yapımcıları filmlerin ilk saniyelerine hızlı tüketilebilir şok edici anlar yerleştirmeye zorluyor. Sanat alıcısı, bir karakterin gelişimini veya kurgusal derinliği takip etmek yerine saniyelik görsel uyaranlara odaklanıyor.
ESTETİK DEĞİL POPÜLİZM BELİRLEYİCİ
Kitap üretimindeki niceliksel artış, çoğunlukla bağımsız yazarlardan ziyade kültür endüstrisinin dağıtım algoritmalarına hizmet ediyor. Zincir mağazalardaki görünürlüğü edebi nitelik değil, sosyal medya takipçi sayıları ve pazarlama bütçeleri belirliyor. Bu durum edebiyatın ana damarı sayılan köklü dergileri de derinden sarsıyor. Notos dergisi yayın periyodunu sürdürmekte zorlanırken, Varlık dergisi okur dayanışmasıyla ayakta kalmaya çalışıyor. Kültür.limited gibi dijital arşivler kapanırken, popüler kültür odaklı içerikler ise rekor kırıyor.
Tiyatro sahnelerinde de benzer bir tablo dikkat çekiyor. Özel tiyatrolar, felsefi ve toplumsal gerçekçi metinler yerine prodüksiyon maliyeti düşük, tek kişilik ve izleyiciyi entelektüel anlamda zorlamayan popüler eğlence formatlarına yöneliyor. Tiyatro bir yüzleşme alanı olmaktan uzaklaşarak, gündelik hayattan bir kaçış formuna bürünüyor.


