NATO Liderler Zirvesi için geri sayım başladı. 7-8 Temmuz'da küresel diplomasinin kalbi Ankara'da atacak. İttifakın gelecek 10 yılına ilişkin stratejilerin belirleneceği ve güvenlik vizyonunun şekilleneceği NATO Zirvesi, Başkan Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. Yeni dünya düzeni inşa edilirken NATO'nun geleceğine ilişkin yol haritasının Ankara'da çizilecek olması bu zirveyi özel kılıyor.
ABD Başkanı Donald Trump'ın Avrupa politikalarındaki soğukluk ve transatlantik ilişkilerde yaşanan gerilim, taraflar arasında süregelen stratejik kopuşun ve güvensizliğin devam ettiğini gösteriyor. Bu durum da NATO Ankara Zirvesi'nin önemini daha da artırıyor.
Bu süreçte ABD Başkanı Trump'ın, Başkan Erdoğan ile yakın ilişkileri nedeniyle Ankara Zirvesi'ne katılması, NATO'nun geleceği açısından bir fırsat olarak değerlendiriliyor. NATO Ankara Zirvesi'ne az bir zaman kalmışken, NATO'nun önemli üyelerinden İngiltere'nin Başbakanı Keir Starmer'in istifa kararı sürpriz oldu. Starmer'in yeni başbakan seçilinceye kadar görevine devam edeceği ve Ankara'ya geleceği belirtiliyor. Yeni dünya düzeni; Amerika, Rusya ve Çin ekseninde çok kutuplu biçimde inşa ediliyor. Bu üç küresel güç ile Türkiye'nin yakın ilişkileri bulunuyor. Bu pozisyon, NATO'nun en güçlü ülkelerinden biri olan Türkiye'yi kilit ülke konumuna taşıyor. Başkan Erdoğan'ın uluslararası alandaki etkinliği de NATO masasında Türkiye'nin belirleyiciliğini artırıyor.
NATO Ankara Zirvesi'nde önemli dosyalar ele alınacak. ABD ile Avrupa arasındaki soğukluğun giderilmesi, Rusya-Ukrayna savaşı, Güney Kafkasya ve Orta Doğu'da yeni güvenlik mimarisi, ABD ile İran'ın müzakere süreci, Karadeniz ve Doğu Akdeniz'deki yeni güvenlik dengeleri, Türk Devletleri Teşkilatı'nın giderek artan ağırlığı ve Orta Asya'ya uzanan stratejik hatlar öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.
BÜYÜK MÜTTEFİK
Dikkatli gözlerle bakanlar, Türkiye'nin NATO'nun aynı anda üç farklı jeopolitik havzasına erişebilen tek büyük müttefiki olduğunu açıkça görebilmektedir. Türkiye'nin diplomatik kapasitesi ve şahlanan savunma sanayisi de Ankara'nın ağırlığını daha görünür hâle getiriyor. Dünya yeni bir güvenlik mimarisine geçerken, bu düzenin kurallarını kimlerin ve nasıl yazacağı sorusu önem kazanıyor. Son olarak ABD-İran geriliminden çıkarılacak önemli dersler bulunuyor. Özellikle Hürmüz Boğazı'nın kapatılması ihtimali, yeni dünya düzeninde küresel su yolları ve boğazlar meselesini yeniden gündemin merkezine taşıdı.
Yeni dünyada enerji güvenliği nasıl sağlanacak? Bu soru büyük önem taşıyor. Hürmüz Boğazı, Malakka Boğazı, Babülmendep Boğazı ve Kızıldeniz'deki tehditlerin yeniden değerlendirilmesini gerektiriyor. Başkan Erdoğan'ın ilmek ilmek ördüğü Türk Devletleri Teşkilatı ve Türkiye'yi doğrudan Orta Asya Türk devletlerine bağlayacak olan Zengezur Koridoru, yeni jeopolitik gerçekleri ortaya koyuyor. Bu konunun Çin ile doğrudan bağlantısı bulunuyor. Burada Türkiye'nin kilit pozisyonda olduğu da bir gerçek. Bu arada NATO'nun savunma planları güncelleniyor. Artık temel amaç, olası krizlere birkaç gün içinde cevap verebilecek bir askerî hazırlık seviyesine ulaşmak. Ankara'daki görüşmelerde bu hazırlıkların yeni aşamaları masaya yatırılacak. Ankara, NATO içinde güvenlik üreten ve teknoloji geliştiren bir aktör olarak öne çıkıyor. Karadeniz'in güvenliği de önemli başlıklardan biri.
Karadeniz güvenliği, Türkiye açısından Montrö Sözleşmesi'nin sağladığı dengeler çerçevesinde yönetilen ve ticaret hatlarının korunmasını hedefleyen hayati bir stratejik önceliktir. NATO şemsiyesi altında ABD'nin askerî katkısı Avrupa için vazgeçilmez olmaya devam ederken, AB'nin de stratejik özerklik vizyonu doğrultusunda Avrupa Savunma Fonu (EDF), PESCO ve Ortak Mühimmat Tedarik Programı (EDIRPA) gibi mekanizmaları devreye aldı. Görüldüğü gibi NATO Ankara Zirvesi, gerçekten de tarihinin en kritik toplantılarından birine sahne olmaya hazırlanıyor...