Ana içeriğe geç

“Vatandaşın enflasyon beklentisi düştü ama kaça düştü, onu sorma!”

“Vatandaşın enflasyon beklentisi düştü ama kaça düştü, onu sorma!”
Ekonomim.com
16

Bu köşede daha önce kaç kez verdim bu örneği bilmiyorum ama bir kez daha tekrarlamak kaçınılmaz oldu. Bu örnek aslında bir gazetecilik öğüdüdür, siyasetçilerle hiç ilgisi yoktur. Ama belli ki siyasetçilere de bir şekilde bu örneğe uygun yaklaşım sergilemeleri gerektiğini hatırlatmak gerekiyor.

Örnek şu… Diyelim Hakkari’ye gelen turist sayısında yüzde 50 artış var, Antalya’ya gelen turist sayısındaki artışın oranı ise yüzde 10. Hangi oran daha önemlidir; yüzde 50 mi, yüzde 10 mu?

Artış oranına odaklanmak isteyen için yanıt çok açıktır, tabii ki Hakkari’ye gelenlerdeki artış önemlidir.

Peki oran değil de sayıya, düzeye bakarsak?

Hakkari’ye gelenlerin sayısı örneğin 100’den 150’ye çıkmıştır, Antalya’ya gelenlerin sayısı ise 1 milyondan 1,1 milyona.

Bir taraftaki artış 50 kişi, diğer taraftaki 100 bin kişi.

Hangisinin daha önemli olduğu çok açık değil mi…

Tansiyon düştü ama hâlâ ölümcül!

Ya da bir hasta… Tansiyon 30’u zorluyor, durumu çok kritik, beyin kanaması başta olmak üzere bir dizi ölümcül risk kapıda…

Acil serviste ilk müdahaleyi yapan acemi doktor muayene kabininden çıkıyor; rahatlamış, hasta yakınlarına müjdeyi(!) veriyor:

“Hastamızın durumu iyiye gidiyor, endişe etmeyin, tansiyonu 3 puan düşürdüm, artık 27.”

Oysa hasta bu tansiyonla da hayati tehlikeyi atlatabilmiş değil ki; ama acemi doktor 30’dan 27’ye inmeyi sorunun geride kalması olarak görüyor ve rahat. Normal tansiyonun ne olduğunu unutmuş gibi bir hali var.

Ya enflasyon hedefini unutanlar!

Türkiye’nin bu yılki enflasyon hedefi son revizyonun ardından yüzde 24. Aralık 2026’da bu düzeyin gerçekleşeceği öngörülüyor. Zor ama öngörülen bu.

Bu oranı zihnimizin bir köşesinde tutup tahmin edilene, hadi yaygın ifadeyle söyleyeyim, beklenene bakalım.

Merkez Bankası her ay sektörel enflasyon beklentilerini açıklıyor. Piyasa katılımcılarına, reel sektöre ve hanehalkına bir yıl sonrasına ilişkin enflasyon tahminleri soruluyor.

Haziran ayına ilişkin son veri önceki gün açıklandı.

Piyasa katılımcılarının mayıs ayında yüzde 23,82 olan bir yıl sonrasına ilişkin enflasyon tahmini neredeyse hiç değişmemiş ve haziranda yüzde 23,81 olmuş.

Reel sektörün tahmininde hiç değişiklik yok, mayıstan sonra haziranda da yüzde 33,10.

Hanehalkının mayısta yüzde 49,51 olan tahmini ise haziranda yüzde 46,13’e inmiş.

İşte hanehalkının bir yıl sonrasına ilişkin enflasyon tahmininde ortaya çıkan bu 3,38 puanlık düşüş, acemi doktorun “Tansiyonu 30’dan 27’ye düşürdüm, hastayı kurtardım” diyerek muayene kabininden kasılarak çıkmasını çağrıştırırcasına büyük bir başarı gibi lanse edilmeye çalışılıyor.

Bu yaklaşımdaki abartıyı nasıl anlatmalı ki…

Bir kere “Nasıl da düştü” diye önemli gösterilmeye çalışılan düzey hâlâ yüzde 46 ve bu yılın sonundaki enflasyon hedefinin bile çok üstünde.

“Bu yılın sonundaki enflasyon hedefinin bile” dememdeki amaç şu: Yüzde 46’lık bu oran Haziran 2027 için tahmin edilen düzey. Enflasyon bu yıl yüzde 24’e inecek ya, 2027 yılındaki enflasyon da yüzde 15 olacak ya, Haziran 2027 için tahmin edilen yüzde 46’yı bu oranları dikkate alarak değerlendirmek gerekiyor. Yani bu yılın sonu için hedeflenen yüzde 24 ile değil.

Hadi diyelim bu yılın enflasyonu yüzde 24 oldu, üç aşağı beş yukarı oldu. Aralık 2026’da yüzde 24 dolayında oluşan oran, 2027’de enflasyon yüzde 15’e ineceğine göre her ay yavaş yavaş gerileyecek.

Dolayısıyla 2027’nin ortalarındaki enflasyon, Aralık 2026’daki yüzde 24’ün altında oluşacak.

Bir başka ifadeyle 2026 sonu yüzde 24 olacaksa, 2027 sonunda da yüzde 15’e inilecekse, Haziran 2027’de herhalde yüzde 20 gibi bir oran olur.

Yani vatandaş Haziran 2027 için enflasyon tahmininin yüzde 46 olduğunu söylemiş ama o tarihteki enflasyon hedefi yüzde 20. Bunun neresi çok iyiye gidiş!

“Ama vatandaş hep böyle yapıyor”

Şimdi şöyle bir karşı görüş dile getirilirse şaşırmam:

“Ama vatandaş enflasyon tahminini hep yukarıda tutuyor. Geçmiş dönemlere de bakılırsa vatandaşın tahmini gerçekleşen oranın hep üstünde kalıyor.”

İşte “zurnanın zırt dediği yer” burası!

Vatandaşın tahmini neden açıklanan oranın hep üstünde seyrediyor?

Yoksa aslında vatandaşın dile getirdiği oran gerçekleşiyor da, acaba açıklanan mı gerçekleşen doğru oranı yansıtmıyor?

Kaynağa Git

İlgili Haberler