Ana içeriğe geç

Altın fonlarında ilgi azalıyor mu?

Altın fonlarında ilgi azalıyor mu?
Ekonomim.com
16

Kısa vadede momentum zayıf. Altın fonlarından çıkışlar var. Ancak orta ve uzun vadede hikâye bitmiş değil. Merkez bankası alımları, rezerv çeşitlendirme eğilimi, jeopolitik riskler ve küresel borçluluk altını portföylerde tutmayı hâlâ anlamlı kılıyor.

Dünya Altın Konseyi verilerine göre küresel altın ETF’lerinde mayıs ayında akımlar oldukça zayıfladı. Küresel altın ETF’lerinden yaklaşık 2 milyar dolarlık çıkış yaşanırken, sadece Avrupa bölgesi giriş kaydetti. Buna rağmen yılbaşından bu yana bakıldığında küresel altın ETF’lerine hâlâ yaklaşık 17 milyar dolarlık net giriş olduğunu görüyoruz.

Altın, yılın ilk bölümünde yatırımcıların en çok konuştuğu varlıklardan biriydi. Jeopolitik riskler, merkez bankası alımları, doların rezerv para konumuna ilişkin tartışmalar ve enflasyon endişeleri altını güçlü şekilde desteklemişti. Ancak son dönemde tablo biraz değişti. Altındaki yükselişin hız kesmesi ve fiyatların belli bir bant içinde sıkışması, altın fonlarına olan ilgiyi de zayıflatmaya başladı.

Türkiye’de yatırım fonu piyasasına baktığımızda da benzer bir tablo görüyoruz. Altın ve kıymetli maden fonlarından Haziran ayı başından itibaren 5 milyar TL çıkış yaşanırken, yatırımcı sayısında da 11 bin kişilik azalma görüldü. Fon performansları tarafında ise aylık bazda %-4,5, yılbaşından bu yana %2,1 seviyesinde getiri oluştu. Yani yatırımcı açısından altın fonları artık yılın ilk dönemindeki kadar net bir kazanç ve momentum sunmuyor.

Altına uzun vadeli ilgi tamamen kaybolmadı

Bu tablo sadece Türkiye’ye özgü değil. Dünya Altın Konseyi verilerine göre küresel altın ETF’lerinde mayıs ayında akımlar oldukça zayıfladı. Küresel altın ETF’lerinden yaklaşık 2 milyar dolarlık çıkış yaşanırken, sadece Avrupa bölgesi giriş kaydetti. Buna rağmen yılbaşından bu yana bakıldığında küresel altın ETF’lerine hâlâ yaklaşık 17 milyar dolarlık net giriş olduğunu görüyoruz. Bu da bize altına olan uzun vadeli ilginin tamamen kaybolmadığını, ancak kısa vadede yatırımcıların beklemeye geçtiğini gösteriyor.

Küresel tarafta altın ilgisinin zayıflamasında birkaç neden öne çıkıyor. Birincisi, altın fiyatlarının son dönemde güçlü bir yön oluşturamaması. Yılın ilk çeyreğinde altın çok güçlü bir performans gösterdi ve birçok yatırımcı bu hareketin önemli kısmını fiyatladı. Sonrasında fiyatlar yataylaşınca yeni giriş iştahı da azaldı.

İkinci neden, riskli varlıklara dönüş. Mayıs ayında özellikle teknoloji hisseleri yeniden öne çıktı. Yapay zekâ, çip teknolojileri ve veri merkezi yatırımları yatırımcıların ilgisini yeniden riskli varlıklara çekti. Dünya Altın Konseyi’nin raporunda da teknoloji ETF’lerine güçlü girişler olduğuna dikkat çekiliyor. Kısacası, yılın ilk bölümünde “güvenli liman” arayan yatırımcı, mayıs ayında yeniden “büyüme hikâyesi” aramaya başladı.

Üçüncü ve bence en önemli neden ise Fed beklentileri. ABD-İran geriliminin enerji fiyatlarını yukarı taşıması, enflasyon beklentilerini de yeniden gündeme getirdi. Petrol fiyatlarının yüksek kalması, Fed’in faiz indirim sürecini öteleme ihtimalini artırıyor. Hatta son dönemde faiz indirimi beklentilerinin zayıfladığı, bazı senaryolarda faiz artırım ihtimalinin bile yeniden konuşulmaya başladığı görülüyor. Bu ortamda faiz getirisi olmayan altının fırsat maliyeti yükseliyor..

Bir yanda Fed’in sıkı kalma ihtimali ve doların güçlenmesi altını baskılıyor. Diğer yanda ise merkez bankası alımları, jeopolitik belirsizlikler ve rezerv çeşitlendirme ihtiyacı altının uzun vadeli hikâyesini destekliyor.

Merkez bankaları altın biriktirme hızını ikiye katlamış durumda

Dünya Altın Konseyi’nin merkez bankaları anketi bu açıdan oldukça önemli. Son dört yılda merkez bankalarının yıllık ortalama altın alımı 1.000 ton seviyesine çıktı. Önceki on yılda bu ortalama 500 ton civarındaydı. Yani merkez bankaları altın biriktirme hızını kabaca ikiye katlamış durumda. Ankete katılan merkez bankalarının %89’u önümüzdeki 12 ayda küresel merkez bankası altın rezervlerinin artmasını bekliyor. Kendi rezervlerini artırmayı bekleyen merkez bankalarının oranı ise %45 ile anket tarihinin en yüksek seviyesine ulaşmış durumda.

Bu tablo altın için uzun vadeli desteğin devam ettiğini gösteriyor. Özellikle gelişmekte olan ülke merkez bankaları açısından altın, sadece bir yatırım aracı değil, aynı zamanda jeopolitik risklere ve dolar bağımlılığına karşı stratejik bir rezerv varlığı olarak görülüyor. Ankette katılımcıların %74’ünün önümüzdeki beş yılda küresel rezervlerde dolar payının azalmasını beklemesi de bu eğilimi destekliyor.

Tamamen çıkmak yerine ağırlığı doğru ayarlamak daha sağlıklı olabilir

Dolayısıyla altına bakarken iki farklı zaman dilimini ayırmak gerekiyor. Kısa vadede momentum zayıf. Altın fonlarından çıkışlar var. Yatırımcı sayısında azalma görülüyor. Fed’in daha sıkı kalabileceği beklentisi ve teknoloji hisselerine yönelen risk iştahı altını baskılıyor. Bu nedenle kısa vadeli yatırımcı açısından altın fonları eski cazibesini kaybetmiş görünüyor. Ancak orta ve uzun vadede hikâye bitmiş değil. Merkez bankası alımları, rezerv çeşitlendirme eğilimi, jeopolitik riskler ve küresel borçluluk altını portföylerde tutmayı hâlâ anlamlı kılıyor.

Bu nedenle altın fonlarından tamamen çıkmak yerine ağırlığı doğru ayarlamak daha sağlıklı olabilir. Yılın ilk dönemindeki gibi agresif altın pozisyonu taşımak yerine, portföyde daha dengeli bir altın ağırlığı bulundurmak bu dönem için daha uygun görünüyor. Benim açımdan altın fonları hâlâ portföylerde yer almalı, ancak portföyün ana taşıyıcısı olmaktan çok koruyucu bileşeni olarak düşünülmeli.

Yatırımcı açısından burada en kritik konu zamanlama. Altında kısa vadeli düşüşler devam edebilir. Fed mesajları, dolar endeksi ve ABD tahvil faizleri fiyatlamayı baskılamayı sürdürebilir. Ancak bu düşüşler uzun vadeli yatırımcı için tamamen olumsuz değil, kademeli alım fırsatı olarak da değerlendirilebilir.

Kaynağa Git

İlgili Haberler