2026 NATO Zirvesi’nin ardından Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "The National" gazetesine açıklamalarda bulundu.
Fidan, "Boğazdan geçişin nasıl uygulanacağı konusunda iki taraf arasında iletişim eksikliği ve yanlış anlama olduğunu düşünüyorum." ifadesini kullandı.
Hakan Fidan, İranlı mevkidaşı Abbas Erakçi ile yaptığı telefon görüşmesine ilişkin, görüşmenin kendisine "sorunun kökenini daha derinlemesine anlama" olanağı sağladığını dile getirdi.
Çözümün, bölgedeki gerilimi azaltmak olduğunun altını çizen Fidan, her iki tarafın da gerçekten ateşkes ve barış anlaşmasıyla ilerlemek istediğini vurguladı.
Fidan, "Yine de her zaman olası bir kaza payı olabilir ve iletişim hataları veya provokasyonlar ve misillemeler nedeniyle çok dikkatli olmalıyız." değerlendirmesinde bulundu.
“NETANYAHU'NUN POLİTİKALARI, BÖLGE VE ULUSLARARASI GÜVENLİK İÇİN BİR YÜK VE TEHDİT”
Bakan Fidan, "Netanyahu hükümetinin politikaları, sadece bizim için bir sorun değil. Politikaları ve hükümeti, İsrail için bir yük, bölge için bir yük ve uluslararası güvenlik için bir yük ve tehdit." diye konuştu.
Son dönemde karşılaşılan söylemlerin Türkiye-İsrail arasında açık bir çatışmaya yol açıp açmayacağına ilişkin soruya Fidan, "Açık bir çatışmaya yol açacak neden yok." yanıtını verdi.
Avrupalı liderlerin, İsrail'in oluşturduğu tehdidi fark etmeye başladığına ancak bu sorunu nasıl ele alacağını henüz bulamadığına işaret eden Fidan, Suriye'deki ilerlemeyi sekteye uğratacak girişimlerin bu durumu değiştirebileceği uyarısında bulundu.
Dışişleri Bakanı Fidan, "İsrail'in istikrarlı, iyi, güçlü, dönüşen ve gelişmiş bir Suriye görmek istediğinden emin değiliz." dedi.
İsrail'in Suriye'deki hükümeti istikrarsızlaştırmaya çalışıp çalışmadığına ilişkin soruya Bakan Fidan, "İsrail hükümetinin, bölge ülkelerine yönelik geçmişteki ve şu anki davranış kalıplarına baktığınızda, evet." cevabını verdi.
Fidan, Gazze Barış Kurulu'nun "soykırımı durdurmada etkili olduğunu" belirterek, planın kendisi tarafından vadedilen sonuçları görme noktasında özellikle de insani yardımlar konusunda "henüz tam olarak başarıya ulaşmadığını düşünüyorum." ifadesini kullandı.
Körfez'deki savaş nedeniyle uluslararası toplumun dikkatinin yön değiştirdiğini belirten Fidan, Filistinlilerin daha fazla insani yardım alabilmesi için uluslararası toplumun, İsrail'e daha fazla baskı yapmasını sağlamak gerektiğinin altını çizdi.
Fidan, Türkiye'nin geçmişi sayesinde bölgesel anlaşmazlıklarda ara buluculuk yapmak ve bunları durdurmak için benzersiz konumda olduğuna dikkati çekerek "Herkesi tanıyoruz, her çatışmanın dinamiklerini biliyoruz." dedi.
Bölge ülkelerinin bölgedeki sorunlarını omuzlamasının ve bu sorunları sahiplendiğini göstermesinin zamanının geldiğine işaret eden Fidan, eski anlayışıyla devam edilmesinin başarısızlıkla sonuçlanacağı değerlendirmesinde bulundu.
“YENİ BÖLGESEL YAPILANMALAR DİĞER BÖLGESEL ÖRGÜTLERE ALTERNATİF DEĞİL”
Alternatifin bölgedeki her tarafın güvenliğini, siyasal egemenliğini ve toprak bütünlüğünü garanti altına alan yeni bir güvenlik düzenlemesi olduğunu belirten Fidan, bu yılın başlarında Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan'ın bölgede barışa dayalı yeni bir düzen inşa etmek için çalışma grubu oluşturduğunu hatırlattı.
Fidan, bu yapının, Arap Birliği veya Körfez İşbirliği Konseyi gibi bölgesel örgütlerin yerini almayı amaçlamadığını ve daha hızlı çalışmayı hedeflediğini ifade ederek uluslararası kurumların çok resmi olduğunu ve bu nedenle iyi ya da kalıcı bir karar almada çok zorluk bulunduğunu söyledi.
“BÖLGEDE HER TARAFIN SİYASİ EGEMENLİĞİ VE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ GARANTİ ALTINA ALINMALI”
Hakan Fidan, her ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünün tanındığı zamana geri dönülmesi gerektiğini vurgulayarak şunları kaydetti:
"İran, uzun süredir bu (Irak gibi) ülkelerde vekil güçler bulundurarak uyguladığı politikanın, tıpkı İsraillilerin güvenlik amacıyla bölgenin geri kalanını işgal etmesi gibi, önleyici bir güvenlik politikası olduğunu iddia etmektedir. Bölgedeki her tarafın güvenliğini, emniyetini, siyasi egemenliğini ve toprak bütünlüğünü garanti altına alacak yeni bir güvenlik anlayışı geliştirdiğimiz takdirde bu yeni anlayış, İran'a şunu gösterebilir; 'Bakın, artık kendi köşelerimize çekilebiliriz.'"
İran'ın bu gerçeklikleri anlayacak yeterli olgunlukta olduğuna inandığını dile getiren Fidan, "İnşallah ABD ile İran arasında bir barış anlaşmasına ulaşabilirsek, gerçekten sağlıklı görüşmelere başlayabiliriz." dedi.
Hakan Fidan, halihazırda sorunları tanımlarken, bunları aktarırken ve sorunlara çözüm bulurken açık, şeffaf ve samimi olmaları gerektiğinin altını çizdi.
S-400 sistemlerinin Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) gönderilme ihtimalinin olup olmadığı sorusuna Fidan, "Bu devam eden bir süreç ve hükümet içinde görüşmeler, müzakereler yapılıyor. Ruslarla da sağlıklı bir tartışma olmalı çünkü şu anda herhangi bir ülke, süreç veya çözüm türü isimlendiremem, zira dediğim gibi, iki cumhurbaşkanı arasında siyasi bir irade var. Dolayısıyla Rusya da görüşmelerin bir parçası olmalı çünkü S-400 buradan satın alınıyor." yanıtını verdi.
Fidan, "Sizce Ruslar geçmişte olduğundan çok daha kırılgan bir konumda mı bulunuyorlar?" sorusuna, şu yanıtı verdi:
"Geçen ay Rusya'daydım; meslektaşlarımla ve bazı istihbarat ve güvenlik yetkilileriyle görüşmeler yaptım. Ayrıca Başkan Putin (Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin) tarafından da kabul edildim. Bunu her yıl yapıyorum. Biliyorsunuz, ikili meselelerimiz ve bölgesel meselelerimiz var; özellikle Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Ukrayna'daki savaş gibi konularda nerede durduğumuzu görmek için bazı görüşlerimizi uyumlu hale getirmemiz gerekiyor. Sanırım biliyorsunuz ki Sayın Putin bunu birkaç kez kamuoyuna açıkladı ve görüşmemiz sırasında da Alaska Toplantısı'na, yani Alaska'da varılan mutabakata bağlı olduğunu söyledi. Ancak yine de tango yapmak için iki kişi gerekir. Dolayısıyla, bir mutabakata yönelik tek taraflı taahhüt, karşı tarafı, yani Ukraynalıları da aynı konuda ikna etmedikçe pek başarılı olmayabilir. Bence odaklanmamız gerekiyor. Onların da odaklanmasına ihtiyacımız var."
Bakan Fidan, "ABD ve Türkiye arasında F-35'lerle ilgili görüşmeler devam ediyor. Siz bu sorunun ne kadar çabuk çözüleceğini düşünüyorsunuz?" sorusuna şu şekilde yanıt verdi:
"(ABD Başkanı Donald Trump) Başkan Trump ve Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan, geçen yıl Eylül ayında Washington'da bir araya geldiklerinde, hatta bu görüşmeden önce bile, F-35 projesiyle ilgili tüm engelleri ortadan kaldırmaya karar vermişlerdi. O zamandan beri bu konu üzerinde çalışıyoruz ve bence çok yakında bir çözüme ulaşacağız. Dolayısıyla, Türkiye'nin beş, altı yıl önce parasını ödediği F-35'leri almasında herhangi bir sorun olmayacak. O F-35'lerin parasını ödedik. Uçaklar, bizim tarafımızdan teslim alınmak üzere hangarda bekliyor. Ancak Amerikan Kongresi, özellikle Türkiye'yi hedef alan ve bunu yasaklayan bir ABD Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (NDAA) çıkardı. Ama bunun çözüleceğini düşünüyorum."