(Siyaset, toplum ve sosyal devlet üzerine kısa bir değerlendirme)
Siyaset yalnızca seçim kazanma sanatı değildir.
Aynı zamanda toplumlara yön verme, kriz dönemlerinde sorumluluk üstlenme, geleceğe dair bir yön duygusu oluşturabilme meselesidir.
Özellikle “sol” ya da “merkez sol” siyaset söz konusu olduğunda; emek, sosyal adalet, kamusal sorumluluk, gelir dağılımı, demokrasi, halkçılık ve sosyal devlet gibi kavramlar tarih boyunca önemli tartışma başlıkları olmuştur.
Elbette dünya solu hiçbir zaman tek renkli bir yapı olmadı. Bin çiçek açması veya birer ağaç gibi hür ve bir orman gibi birliktelik oluşturması çok daha doğaldı.
Sol siyasetin (merkez sol siyasetin) kendi içinde farklı yöntemler, farklı ekonomi anlayışları, farklı devlet yaklaşımları ve farklı siyasal kültürler gelişti.
Ve bazı siyasetçiler yaşadıkları döneme damga vurmayı başardılar ve yalnızca kendi ülkelerinde değil, dünya siyaset tarihinde de önemli izler bıraktılar.
Bu yazıda yer verdiğim isimler de böylesi figürlerden bazılarıdır.
- Clement Attlee
İkinci Dünya Savaşı sonrasında İngiltere’nin yeniden yapılanma sürecinde görev alan Attlee, modern sosyal devlet anlayışının en önemli mimarlarından biri kabul edilir.
Onun döneminde:
- kamu sağlık sistemi güçlendirilmiş,
- sosyal güvenlik alanında önemli adımlar atılmış,
- kamusal hizmet anlayışı genişletilmişti.
Bugün hâlâ dünyanın birçok yerinde örnek gösterilen İngiliz Ulusal Sağlık Sistemi’nin (NHS) temellerinin atılması (ileriki yıllarda liberaller ne kadar bozmaya çalışırlarsa çalışsınlar başat unsur kabul edilmesi) Attlee döneminin en önemli gelişmelerinden biri sayılır.
Attlee’nin dikkat çeken yönlerinden biri de sakin, gösterişsiz ama kararlı bir siyasal profil çizmesiydi.
Popülizm yerine kurumsallığa önem veren bir lider görüntüsü vermiştir.
- Willy Brandt
Willy Brandt yalnızca Almanya siyasetinde değil, dünya siyasal tarihinde de sembol isimlerden biri hâline gelmiştir.
Özellikle Doğu Avrupa ile ilişkileri yumuşatmayı hedefleyen “Ostpolitik” yaklaşımı, Soğuk Savaş döneminde çok dikkat çekmiştir.
Ancak onu tarihsel olarak farklı bir yere taşıyan en önemli olaylardan biri, Varşova Gettosu Anıtı önünde diz çökmesiydi. Bu görüntü yalnızca Almanya’nın geçmişiyle yüzleşmesi açısından değil; siyasal tevazu ve insanî sorumluluk bakımından da unutulmaz bir sembol hâline geldi.
Brandt’ın siyaseti:
- demokrasi,
- barış,
- insan hakları,
- Avrupa iş birliği
gibi başlıklarla anılmaktadır.
Bugün bile birçok merkez sol hareket onun siyasal tonundan etkilenmektedir.
- Olof Palme
Olof Palme, sosyal demokrasinin en dikkat çekici figürlerinden biri olarak kabul edilir.
İsveç’in refah devleti modelinin güçlenmesinde önemli rol oynarken; uluslararası meselelerde de oldukça aktif bir siyasal profil çizmiştir.
Savaş karşıtı söylemleri, insan hakları vurgusu ve küresel eşitsizliklere yönelik eleştirileri onu yalnızca İsveç içinde değil, dünya kamuoyunda da tanınan bir isim hâline getirmiştir.
Palme’nin dikkat çekici yönlerinden biri, devlet yönetimi ile insanî duyarlılığı aynı siyasal dil içinde birleştirebilmesiydi.
Suikast sonucu öldürülmesi ise dünya siyasetinde derin yankı uyandırmıştır.
- Felipe González
İspanya’nın demokrasiye geçiş sürecinde önemli roller üstlenen González, ülkesinin Avrupa ile bütünleşme sürecinde etkili siyasetçilerden biri olmuştur.
Uzun yıllar iktidarda kalan González döneminde:
- ekonomik dönüşüm,
- altyapı yatırımları,
- demokratik kurumların güçlendirilmesi
gibi alanlarda önemli adımlar atılmıştır.
İspanya’nın modernleşme sürecinde onun adı sıkça anılır.
Aynı zamanda Avrupa sosyal demokrasisinin pragmatik ve reformcu kanadını temsil eden isimlerden biri olarak görülmektedir.
- Bülent Ecevit
Türkiye siyasal tarihinde “sol (halkçı) siyaset” denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri kuşkusuz Bülent Ecevit’tir.
“Toprak işleyenin, su kullananın” söylemiyle geniş halk kesimlerinin dikkatini çekmiş; emek, köylü, sosyal adalet, ulusal sanayi ve demokratikleşme başlıklarını siyasal gündemin merkezine taşımaya çalışmıştır.
Kıbrıs Barış Harekâtı dönemindeki liderliği nedeniyle toplumun çok farklı kesimlerinden destek görmüş; sade yaşam tarzı ve mütevazı kişiliğiyle dikkat çekmiş, halka güvenmiş ve güven vermiştir.
Ecevit’in siyasal çizgisi zaman zaman tartışılmış olsa da, Türkiye’de merkez sol siyasetin en önemli figürlerinden biri olduğu açıktır.
Bu isimlerin her biri farklı ülkelerde, farklı tarihsel koşullarda ve farklı siyasal kültürler içinde ortaya çıktı.
Kimi zaman birbirlerinden oldukça farklı yöntemler benimsediler.
Ancak ortak noktaları; toplum, demokrasi, sosyal adalet, kamusal sorumluluk ve insan onuru gibi başlıkları siyasal tartışmaların merkezine taşımaya çalışmalarıydı.
Yaşadıkları döneme damga vurdukları gibi, gelecek kuşaklara da önemli siyasal miraslar bıraktılar.
Kuşkusuz sizler bu listeye başka isimler ekleyebilir, bazı tercihleri değiştirebilir veya farklı değerlendirmelerde bulunabilirsiniz.
Benim amacım yalnızca siyasal tarihin bazı önemli duraklarına birlikte kısa bir yolculuk yapabilmekti.
Dr. R.Bülend Kırmacı
[email protected]