Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan 2026-2030 Türkiye Yapay Zeka EylemPlanı, Türkiye'nin dijital dönüşüm yolculuğunda yeni ve iddialı bir dönemin kapısını aralıyor. İki yıl içinde 5 milyon vatandaşın yapay zeka okuryazarlığına ulaşması, 10bin ileri düzey uzman yetiştirilmesi, kamu yatırımlarından yapay zekaya en az yüzde2 pay ayrılması ve veri merkezi kapasitesinin 1 GW seviyesine çıkarılması yönündeki hedefler, Türkiye'nin bu alandaki kararlılığını açık ve net ortaya koymakta. Dünya örnekleri, söz konusu eylem planının başarısı, teknoloji, enerji, finansman, veri ve insan kaynağını aynı ekosistem içerisinde buluşturmayı gerektiriyor.
Bugün ABD, Çin, Güney Kore, Japonya ve Singapur'un ulaştığı seviyenin arkasında sadece yazılım mühendisleri değil; güçlü veri merkezleri, uzun vadeli finansman modelleri, kamu destekleri, enerji altyapıları ve küresel yatırımağları bulunmakta. Türkiye'nin önündeki ilk kritik başlık veri merkezi ve enerji planlamasının birlikte ele alınması hususu. 2030'a kadar 1 GW veri merkezi kapasitesine ulaşılması, mevcut kapasitenin yaklaşık yedi katına çıkmamız; teknoloji yatırımı kadar, aynı zamanda enerji yatırımı yapmamız gerektiği anlamına geliyor. Bu nedenle, hedeflenen veri merkezleri, enerji üretim tesisleri ve iletim altyapısı ortak bir master plan çerçevesinde değerlendirilmeli. Temel gerçek şu; yapay zeka ekonomisinin temelinde artık 'elektrik' yer almakta.
İkinci önemli konu finansman modeli. Veri merkezleri ve yapay zeka altyapıları uzun vadeli yatırımlar. Bu nedenle, kamu-özel sektör iş birliği modelleri, kalkınma bankaları, proje finansmanı mekanizmaları ve uzun vadeli kredi imkanları birlikte devreye alınmak durumunda. Türkiye'nin yenilenebilir enerji sektöründe elde ettiği başarı, doğru teşvik ve öngörülebilir nakit akışı sağlandığında, yapay zeka yatırımları için de uluslararası sermayenin Türkiye'ye gelebileceğini gösterdi. Üçüncü başlık ulusal hesaplama gücü. Yapay zekanın gerçek rekabet alanı artık algoritmalardan çok işlem kapasitesi. Türkiye'nin üniversiteler, araştırma merkezleri ve girişimler tarafından kullanılabilecek Milli Yapay Zeka Bulut Altyapısı ve yüksek performanslı hesaplama ağı oluşturması gerekmekte.
Dördüncü olarak, Türkçe'nin dijital geleceğini güvence altına alacak yerli büyük dil modelleri geliştirilecek. Yapay zeka çağında dil, kültürelegemenliğin temel unsurlarından birisi haline geldi. Türkçe'nin yanı sıra Türk Dünyası'nın ortak dil havzasını kapsayan yapay zeka modelleri geliştirmek Türkiye'ye benzersiz bir avantaj sağlayacak. Beşinci olarak, düzenleyici otorite olmanın ötesinde, kamu yayap zeka ekosistemini ayağa kaldıran ilk müşteri rolünü üstlenmek zorunda. Sağlık, eğitim, tarım, ulaştırma ve adalet alanlarında kamu kurumlarının yerli yapay zekaçözümlerini kullanması, girişimlerin ölçeklenmesini hızlandıracaktır.
Altıncı başlık KOBİ dönüşümü. Yapay zeka destekleri önemli bir adım. Bununla birlikte, bilhassa her organize sanayi bölgesinde YapayZeka Dönüşüm Merkezleri kurulması, üretimden ihracata kadar tüm süreçlerde yapay zeka uygulamalarının kullanımını teşvik edecektir. Yedinci olarak eğitim sisteminin bütüncüldönüşümü gerekmekte. Yapay zeka okuryazarlığı yalnızca yetişkin eğitimleriyle sınırlı kalmamalı; ilkokuldan üniversiteye kadar veri okuryazarlığı, algoritmik düşünme ve yapay zeka uygulamaları müfredatın doğal bir parçası haline gelmeli. Sekizinci başlık girişim sermayesi. Yapay zeka girişimlerinin küresel ölçekte büyüyebilmesi için kamu destekli teknoloji fonları, risk sermayesi mekanizmaları ve uluslararası yatırım ağlarıyla bağlantıların güçlendirilmesi katlamalı biretki oluşturacaktır.
Dokuzuncu başlık siber güvenlik veveri egemenliği. Yapay zeka çağında verisini koruyamayan ülkelerin ekonomik bağımsızlıklarını koruması da zorlaşacak. Ulusal VeriKütüphanesi'nin oluşturulması kadar, bu verilerin güvenliği ve stratejik yönetimi de önem taşımakta. Onuncu ve belki de en önemli başlık ise, Türkiye'nin yapay zekayı yalnızca teknoloji politikası olarak değil, kalkınma ve egemenlikpolitikası olarak konumlandırması. Yapay zeka; sanayiden eğitime, finanstan savunmaya kadar bütün alanları dönüştüren stratejik bir güç olarak konumlanacak.
Önümüzdeki dönem, teknoloji kullanan ülkeler ile teknoloji üreten ülkeler arasındaki farkın belirginleşeceği bir dönem olacak. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürüyen 'Türkiye Yüzyılı Vizyonu', hedefimizin yalnızca yapay zekayı kullanan bir ülke olmak değil; veri merkezleri, enerji altyapısı, finansman modelleri, yerli algoritmalar ve nitelikli insan kaynağıyla yapay zeka çağının kurucu aktörlerinden birisi haline gelmeyi önceliklendirmekte. Bu nedenle, 2026-2030 Yapay Zeka Eylem Planı Türkiye Yüzyılı'nın en önemli kalkınma hamlelerinden birisidir.
‘Yapay Zeka Eylem Planı’yla tarihi adımlar
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan 2026- 2030 Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı, Türkiye'nin dijital dönüşüm yolculuğunda yeni ve iddialı bir dönemin kapısını aralıyor. İki yıl içinde 5 milyon vatandaşın yapay zeka okuryazarlığına ulaşması, 10 bin ileri düzey uzman yetiştirilmesi, kamu yatırımlarından yapay zekaya en az yüzde 2 pay ayrılması ve veri merkezi kapasitesinin 1 GW seviyesine çıkarılması yönündeki hedefler, Türkiye'nin bu alandaki kararlılığını açık ve net ortaya...
A Haber
16