Ana içeriğe geç

Yemek kartları HR Tech’e, yan haklar stratejik güce evrildi

Yemek kartları HR Tech’e, yan haklar stratejik güce evrildi
Ekonomim.com
16

Yemek kartları, insan kaynakları teknolojileri platformuna doğru evrilirken, dijitalleşme, esneklik ve sürdürülebilirlik üçgeninde büyüyen sektör, yetenek savaşlarında ve iş barışında stratejik bir güce dönüştü. Pluxee Türkiye CEO’su Eda Uluca Özcan, “4,5 milyonu aşkın çalışan her gün bu sistemin içinde. Bu sadece çalışana değil, işverene, devlete ve üye iş yerlerine aynı anda katkı sağlayan bir yapı” dedi.

Pluxee Türkiye CEO’su Eda Uluca Özcan, yemek kartlarının yan haklar alanında artık insan kaynakları teknolojileri (HR Tech) platformuna dönüştüğünü belirterek, çalışan yan hakları dünyasının Türkiye’de hızla genişleyen ve etkisini artıran bir ekosistem haline geldiğini belirtti.

“Bu alan artık yalnızca bir yemek kartı hizmeti değil, çalışan, işveren ve yerel ekonomi arasında güçlü bir bağ kuran bir yapı” diyen Özcan, sektörün ölçeğini şu sözlerle anlatıyor: “Bugün 4,5 milyonu aşkın çalışan her gün bu sistemin içinde. Bu sadece çalışana değil, işverene, devlete ve üye iş yerlerine aynı anda katkı sağlayan bir yapı.”

Restoranların gelirlerinin önemli bölümünün bu sistemden geldiğini hatırlatan Özcan, “Bazı küçük işletmelerde cironun neredeyse tamamı buradan oluşabiliyor. Bu yüzden biz sadece bir hizmet sağlayıcı değil, bir ekosistemiz” diyor.

Sektörün geçirdiği dönüşümün en kritik başlığı ise dijitalleşme. Özcan, Pluxee’yi artık bir teknoloji şirketi olarak tanımladıklarını belirterek, “Yemek kartı sektörü olarak başlayıp bugün çalışanların tüm yan haklarını yönetebildiği bir platforma dönüştük. Çalışanın neye sahip olduğunu bilmesi ve bunu aktif kullanabilmesi çok önemli” şeklinde konuşuyor. Bu dönüşümde mobil uygulamaların rolünün belirleyici olduğunu kaydeden Özcan, Türkiye’nin bu alana hızlı adapte olduğuna dikkat çekerek, “Artık yemek kartlarını bir kredi kartı gibi cüzdanlarımızda taşımıyoruz. Mobil kullanım oranı yüzde 95’in üzerine çıktı. Kart neredeyse ortadan kalktı” diyor. Pandemiyle birlikte online harcamaların hızlandığını anımsatan Özcan, “Bu da online yemek platformlarını büyüttü. Biz pandemiden hemen önce 2019 Kasım’ında mobil uygulamamızı devreye almıştık. Hemen arkasından online yemek platformlarında kullanılabilir hale geldik. Bugün harcamaların yaklaşık yüzde 20’si online kanallardan geliyor. Bu oran giderek artıyor” bilgisini paylaşıyor.

TREND, KİŞİSELLEŞTİRİLMİŞ YAN HAKLAR

Özcan’a göre çalışan beklentilerindeki değişim, sektörün yönünü de belirliyor. “Tek tip yan hak dönemi sona erdi” diyen Özcan, “Eskiden yılda bir kez verilen destekler vardı. Şimdi her ay, farklı ihtiyaçlara göre, kişiselleştirilmiş çözümler bekleniyor.

Hatta çalışanın ailesi de bu sürece dahil oluyor. Artık çalışan sadece kendisi için değil, çocuğu, ailesi için de destek bekliyor” diyor. Takdir ve ödüllendirme sistemlerinin de değiştiğini söyleyen Özcan, “Doğum günü, başarı, özel anlar… Şirketler çalışanına dokunduğunu göstermek istiyor” diye konuşuyor. Özcan, tüm bu yan hakların çalışanların refahını artırdığının da altını çiziyor. Yan haklar dünyasının artık veri odaklı ilerlediğini de belirten Özcan, şirketlerin çalışan davranışlarını analiz ederek daha doğru yan haklar belirlediğini anlatıyor. Özcan, “Hangi çalışan neyi tercih ediyor, hangi destek daha çok kullanılıyor… Bunları görebiliyoruz. Bu da daha doğru çözümler üretmemizi sağlıyor. Şirketler bu sayede bütçelerini daha verimli yönetiyor. Artık yetenek savaşlarında yan haklar yönetimi başlı başına bir strateji alanı” şeklinde konuşuyor.

“ÇALIŞAN DENEYİMİ ARTIK HAYATIN TAMAMINI KAPSIYOR”

Özcan’a göre en büyük dönüşüm, çalışan kavramının değişmesinde. Özcan, şunları kaydediyor: “Artık tek tip bir çalışan yok. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ileri yaşlarda çalışma artık hayatın bir gerçeği. Farklı yaş grupları, farklı beklentiler, farklı yaşam evreleri var ve bunlar aynı şirketin bünyesinde. Bu da yan hakların tamamen yeniden tasarlanmasını gerektiriyor. IPSOS’la yaptığımız bir araştırma da ortaya koydu ki çalışan bağlılığı artık koşulsuz değil; denge, anlam ve karşılıklı değer üzerine kurulu. Bizim işimiz artık sadece bir kart vermek değil. Çalışanın hayatını kolaylaştıran, ona değer katan ve işverenle güçlü bir bağ kuran bir deneyim sunmak. Gelecek burada şekilleniyor.”

Türkiye globalde ilk 5 ülke arasında

Yemek kartları HR Tech’e, yan haklar stratejik güce evrildi - Resim : 1Pluxee’nin 28 ülkede operasyonları var. Bu ülkeler arasında Türkiye’nin ayrı bir konumda olduğunu belirten Eda Uluca Özcan, “Türkiye hem büyüklük hem de teknoloji açısından ilk 5 ülke arasında” diyor. Özellikle mobil dönüşümde öncü olduklarını vurgulayan Özcan, “İnsanımız teknolojiyle dost. Bizim de 300 kişilik çalışanımız arasında 100 kişilik bir teknoloji ekibimiz var. Fransa’daki merkezimizden elbette bir takım teknolojiler geliyor. Ama bu ülkenin çözümlerini bu ülkeye göre üretiyoruz. Artık sektörümüzde teknoloji departmanları istihdamın neredeyse yüzde 35’ini temsil ediyor. Türkiye olarak mobil karta geçen ilk ülkelerden biriyiz. Dijital dönüşümde hızlı hareket ediyoruz ve bu globalde örnek gösteriliyor” ifadelerini kullanıyor.

Kız öğrencilerin ‘Yanında’ oldu Stop Hunger’dan ödül aldı

Pluxee Türkiye, sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir sorumluluk olarak değil; sosyal etki projeleriyle de geliştiriyor. Şirketin ajandasında 2035 yılı için belirlenen net sıfır karbon hedefi önemli bir yer tutuyor. Operasyonel tarafta ise kağıt kullanımının azaltılması, enerji verimliliği yüksek ofis uygulamaları ve araç filosunda çevreci dönüşüm gibi adımlar öne çıkıyor. Tedarikçi seçiminde sürdürülebilirlik sertifikalarının kriter olarak benimsenmesi de bu yaklaşımın bir parçası. Eda Uluca Özcan, “Sürdürülebilirlik sadece çevre değil; yerel işletmelerin ayakta kalması, kadınların güçlenmesi ve sosyal etki yaratmak da bu işin parçası” diyor ve şunları ekliyor: “Bunun en somut örneklerinden biri ise deprem sonrası hayata geçirdiğimiz Yanında Projesi. İhtiyaç Haritası iş birliğiyle yürüttüğümüz proje kapsamında özellikle depremden etkilenen kız öğrencilerin temel ihtiyaçlarına destek sağlandı. Projeye sadece şirket olarak destek vermedik. Çalışanlarımız, iş ortaklarımız ve müşterilemiz de dahil oldu. Ailesi deprem bölgesinde yaşayan üniversite öğrencilerine, aylık bakiyelerle yüklenen mobil yemek kartları ulaştırılarak temel gıda ihtiyaçları karşılandı. Böylece eğitime ara vermeden devam etmelerini sağlamaya çalıştık. Bu projemizle Stop Hunger’dan (Açlığı Durdur) Paris’te ödül aldık.

KOBİ’ler sisteme dahil oluyor, Ege dikkat çekiyor

Yan haklar dünyasındaki büyümenin önemli bir kısmı KOBİ’lerden geliyor. Özcan, özellikle Ege Bölgesi’ne dikkat çekere, “KOBİ segmentinde ciddi bir büyüme var. Özellikle Ege ve İzmir’de penetrasyon oldukça yüksek. Büyük şirketler zaten belli bir olgunluğa ulaştı, büyüme daha çok KOBİ’lerden geliyor. Ayrıca çalışma koşulları da değişti. Hibrit uygulamalar var, merkezlerdeki ya da fabrikalardaki çalışanlar için yemekhane kullanılırken, mobil ekiplerde, evlerinde çalışanlar için daha çok yemek kartı sistemi kullanılıyor. Türkiye genelinde 81 ilde ve 170 bin noktada hizmet veriyoruz. Çalışan nerede ise biz de orada olmak zorundayız” diyor.

Kart komisyonları konusunda çok doğru bir regülasyon yapıldığını ve restoranlarla komisyonun yüzde 6 olarak sabitlendiğini anımsatan Özcan, bu karar sayesinde özellikle küçük aile işletmesi şeklindeki lokantaların desteklendiğini kaydediyor. Yüksek enfl asyon yüzünden işletmelerin etkilenip etkilenmediğinin sorulması üzerine Özcan, “Biz restoranlarımızın tanıtımına da uygulamamızda yer veriyoruz. Bu sayede yakındaki iş yerleri de görünür oluyor” şeklinde konuşuyo

Kaynağa Git

İlgili Haberler