Ana içeriğe geç

Yine şu harcama ağırlığı meselesi…

Yine şu harcama ağırlığı meselesi…
Ekonomim.com
16

TÜFE’deki ağırlıkların bu yıl vatandaşın harcamasındaki ağırlığı yansıtmaktan uzak kaldığı geçen yıldan beri kim bilir kaç kez dile getirildi.

Özellikle kapsamında kiranın da bulunduğu konut grubu harcamalarının ağırlığının gerçek düzeyi yansıtmaktan çok uzak kaldığı vurgulandı.

Hele hele hanelerin en yoksul yüzde 20’lik kesiminin harcama ağırlığının TÜFE ile çok uyumsuz olduğu çok dikkat çekiyordu. Ben de bu konuları bu köşede defalarca dile getirmedim.

Bu konudaki görüşlerimi hiç olmazsa en yoksul yüzde 20’lik kesim açısından destekleyen bir açıklama geldi. Üstelik bu açıklamayı yapan sıradan bir isim değildi, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’ti.

Ama şimdi ortaya şöyle bir tuhaflık çıktı.

TÜİK, Maliye Bakanlığı ile ilişkili bir kuruluş; bağlı değil, ilişkili. Peki TÜFE’de ağırlık belirleme yöntemi tümüyle değişirken ve konut harcamalarının payı düşerken TÜİK hangi bakanlığın ilişkili kuruluşuydu? Tabii ki yine Maliye Bakanlığı’nın.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek geçtiğimiz günlerde CNN Türk’te katıldığı bir programda hanelerin en yoksul yüzde 20’lik kesiminin harcamalarının yüzde 77’sini gıda, konut ve ulaştırma için yapmak durumunda olduklarını söyledi. Bu oran TÜİK tarafından açıklanan hanehalkı tüketim harcaması çalışmasındaki verilere dayanıyor.

Bırakın en yoksul yüzde 20’lik kesimle TÜFE ağırlıkları arasındaki devasa farkı, toplam hanehalkı harcamalarının dağılımı ile TÜFE ağırlıkları arasında da büyük bir fark var.

Özellikle konut harcamalarında

Bu fark kendini özellikle konut harcamalarında gösteriyor.

TÜFE’de bu yıl konut harcamalarının ağırlığı yüzde 11,4 düzeyinde.

Buna karşılık haneler harcamalarının yüzde 29,3’ünü konut için yaptıklarını belirtiyor.

Hele hele en yoksul ilk yüzde 20’lik kesimde konuta ayrılan pay yüzde 38,7’yi buluyor.

İkinci yüzde 20 konut için yüzde 35, üçüncü yüzde 20 ise konut için yüzde 30,4 pay ayırmak durumunda.

Tuhaf olan tabii ki şu: “TÜFE kapsamındaki konut grubu harcamalarının ağırlığını yüzde 11,4 olarak belirleyen de TÜİK, vatandaşın tüketim harcamasında ortalamada konuta yüzde 29,3 pay ayrıldığını belirleyen de TÜİK.”

Yöntem değişti, böyle oldu

Böylesine açık bir şekilde gözlenebilen bu ağırlık çelişkisi, tümüyle Avrupa ile uyum çerçevesinde atılan adımdan kaynaklanıyor.

TÜİK geçmiş yıllarda TÜFE ağırlıklarını belirlerken temel olarak hanehalkı bütçe anketi çalışmasını ve tüketim harcamasındaki payları esas alıyordu.

2026’da Avrupa’ye uyum çerçevesinde yöntem değiştirildi. Ağırlık belirlemede hanehalkı bütçe anketi yerine ulusal hesaplardan elde edilen nihai tüketim harcamalarının kullanılması ilkesi benimsendi.

İki kavramın kapsamı çok farklı. “Ne var bunda, sonuçta ikisi de harcamalara dayanıyor” denilemez.

Çünkü nihai tüketim harcamaları Türkiye’de yapılan tüm harcamaları kapsıyor. Yani bu kapsama Türkiye’de ikamet etmeyen Türkler ve yabancılar da giriyor, onların buradaki harcamaları da dikkate alınıyor.

Böyle olunca özellikle konut grubu harcamaları ve bu kapsamda da kiranın payı düşüyor. Yalnızca kiranın değil tabii ki, elektriğin de, doğal gazın da, suyun da. Türkiye’ye gelen yabancı bir turist burada kira mı ödüyor, elektriğe, suya, doğal gaza para mı harcıyor, tabii ki hayır. Bu yüzden de konut grubu harcamalarının toplam harcamadaki payı düşüyor.

Ama diğer yandan burada yaşayan vatandaş, yani yurt içi yerleşikler ağırlıkla konut için, kira için, evin diğer harcamaları için para ayırmak durumunda.

TÜFE’ye göre konut grubuna her 100 liranın 11,4 lirası ayrılıyor, o kadar.

Ama hanehalkı tüketim harcamalarının dağılımı en yoksul yüzde 20’lik kesimin her 100 liralık harcamasının 38,7 lirasını konut grubu için yapmak durumunda kaldığını gösteriyor.

İki oranı da söyleyen bir kez daha vurgulayayım, TÜİK.

En yoksul kesimlerin harcamasının yüzde 77’sini gıda, konut ve ulaştırmaya yaptığını dile getiren de TÜİK’in ilişkili olduğu Bakan Mehmet Şimşek.

Maliye Bakanı Şimşek bu ağırlık konusunu konut ve kiraların yüksekliğine çözüm bulmak amacıyla konut arzını artıracak adımlar atılacağını belirtmeden önce dile getirdi. Yani dar gelirlinin durumu vahimdi ve onlar için bir şeyler yapmak gerekiyordu.

Temel soru şu: Vatandaşın harcamasındaki ağırlıklardan çok farklı olan TÜFE’deki ağırlıklarla doğru bir enflasyon ölçümü yapılabilir mi?

Yine şu harcama ağırlığı meselesi… - Resim : 1

Kaynağa Git

İlgili Haberler