NATO’nun Ankara’da düzenlenen 36. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, İttifak’ın “yeniden yapılandığı” ve “NATO 3.0” dönemine geçildiği propagandasıyla kamuoyuna sunuldu. Ancak zirvenin sonunda kabul edilen 6 maddelik bildiri, içerik bakımından geçen yıl Lahey’de kabul edilen 5 maddelik deklarasyonun tekrarı niteliğinde oldu.
Ankara’da yeni bir stratejik konsept ya da kapsamlı bir politika belgesi kabul edilmedi. Zirvenin temel amacı, Lahey’de kararlaştırılan siyasi çizgiyi teyit etmek ve İttifak’ın birlik görüntüsünü korumak olarak ortaya konuldu.
BİLDİRGELER GİDEREK KISALIYOR
NATO zirvelerinin bildirgeleri son yıllarda dikkat çekici biçimde kısaldı. 2021 Brüksel Zirvesi’nde 79, 2022 Madrid ve 2023 Vilnius zirvelerinde 90’ar maddelik kapsamlı bildiriler yayımlanırken, 2024 Washington Zirvesi’nde bu sayı 38’e düştü. 2025 Lahey Zirvesi yalnızca 5 maddelik bir deklarasyonla tamamlandı. Ankara Zirvesi’nde ise biri ev sahibi Türkiye’ye teşekkür olmak üzere 6 maddelik bildiri kabul edildi.
Bu tablo, NATO’nun ayrıntılı mutabakatlar yerine, üzerinde uzlaşılması kolay kısa deklarasyonlarla yoluna devam ettiğini ortaya koyuyor.
LAHEY’İN ÇİZGİSİ TEKRARLANDI
Ankara Bildirgesi’nin maddeleri incelendiğinde, Lahey’de belirlenen ana başlıkların korunduğu görülüyor.
NATO’nun kolektif savunma anlayışı ve 5. Madde’ye bağlılık yinelenirken, Rusya’nın tehdit olarak tanımlanması, savunma harcamalarının artırılması ve savunma sanayii alanındaki işbirliğinin güçlendirilmesi yönündeki kararlar da değişmeden sürdürüldü.
Lahey Bildirgesi’nde yer alan yüzde 5 savunma harcaması hedefinin uygulanmasına ilişkin yaklaşım Ankara’da da devam ettirilirken, bildiride Türkiye’nin önem verdiği savunma sanayii ürünleri ticaretindeki engellerin kaldırılmasına da vurgu yapıldı.
Ankara Bildirgesi’ne eklenen başlıca yeni unsurlar ise Ukrayna’ya 2026-2027 döneminde desteğin sürdürülmesi, İran’ın nükleer silah edinmemesi ve Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisine ilişkin ifadeler oldu.
DAĞILMA KAÇINILMAZ
Ankara Zirvesi, İttifak’ın krizlerini çözen yeni kararlar üretmekten çok, son yıllarda derinleşen görüş ayrılıklarının üzerini örten ve ortak zemini korumaya çalışan bir pansuman niteliği taşıdı.
“NATO 3.0” söylemiyle yeni bir dönemin başladığı izlenimi oluşturulmaya çalışılsa da, kabul edilen metin Lahey’de çizilen siyasi hattı büyük ölçüde tekrar etti. Böylece Ankara Zirvesi, yeni bir stratejik açılım ortaya koymaktan ziyade, İttifak içindeki krizleri perdeleyerek NATO’nun dağılmasını geciktirme çabasında olan bir zirve olarak kayıtlara geçti.