Ana içeriğe geç

Yusuf Tekin: ‘Osmanlıyla Cumhuriyeti barıştırmamız lazım’

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, müfredat değişikliklerine değinerek, "Ben diyorum ki Osmanlıyla Cumhuriyet'i barıştırmamız lazım. Ben diyorum ki eski Türk devletleriyle Cumhuriyet'i barıştırmamız lazım. Çocuklarımız Osmanlı'yı da ataları olarak bilmesi lazım” dedi.

Yusuf Tekin: ‘Osmanlıyla Cumhuriyeti barıştırmamız lazım’
Aydınlık
16

Rize'de AK Parti İl Başkanlığı’nda partililerle bir araya gelen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, eğitimdeki dönüşüm süreçlerini ve "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" kapsamında hayata geçirilen programları anlatarak eleştirilere yanıt verdi. Tekin, Rize programı kapsamında Çay İlkokulu, Rize Valiliği ve Rize Belediyesi'ni ziyaret ettikten sonra AK Parti İl Başkanlığı’na geçti. Partililere hitap eden Bakan Tekin, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

"Bugün biraz daha farklı bazı konulardan sizinle konuşmak istiyorum. Çünkü ben akademisyenim. Ve 1983 seçimlerinde Rize'de siyaset yapmaya başladık, daha 13 yaşındaydım. Ondan sonra Rize'deki bütün seçimlerde afiş astık, direklere bayraklar astık. Elimizden geldiğince siyasetin içerisinde bulundum ve Türkiye'nin siyasal gelişimini çalışan bir akademisyenim, siyaset bilimciyim. Bazı şeyleri çabuk unutuyoruz. AK Parti teşkilatları olarak ben teşkilatlara gittiğimde bunları anımsatmak, bunları hatırlatmayı doğru buluyorum. Değerli arkadaşlar, 2002 yılında AK Parti iktidara geldi. 2001 yılında AK Parti kurulurken Sayın Cumhurbaşkanımız ‘Artık Türkiye'de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ dedi. Peki, neyi değiştirdik farkında mısınız, biliyor musunuz neler değişti? Değişen şeyleri çabuk unutuyoruz. Ben size sadece çok kısa bir iki tanesinin altını çizmek istiyorum. 2002'den önce Türkiye nasıl bir Türkiye'ydi? Bugün nasıl bir Türkiye'de yaşıyoruz? Bunu anlatma sebebim şu; Sayın Cumhurbaşkanımıza teşekkürlerimizi Türkiye'ye yaptığı hizmetlerden dolayı teşekkürlerimizi her ortamda ifade ediyoruz. Ama Sayın Cumhurbaşkanımız bu dönüşümü gerçekleştirebildiyse eğer, biraz önce il başkanımızın söylediği rakamlar ve taban desteği üzerinden yapabildi bunu. Yani siz olmasaydınız, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin seçmenleri, vatandaşlar Sayın Cumhurbaşkanımıza inanmasaydı eğer, onu her ortamda desteklemeseydi eğer, bütün vesayetçi güçlerin engellemelerine rağmen, iftiralarına rağmen, dedikodularına rağmen desteklemeseydik eğer, bu konuştuğumuz şeylerin hiçbirisi Türkiye'de yapılamazdı. O yüzden eğer birisi alkışlanacaksa, Sayın Cumhurbaşkanımızın arkasında 2002'den beri bütün seçimlerde dimdik duran vatandaşlarımızı ve AK Parti teşkilatlarımızı alkışlamamız gerekiyor. Allah sizlerden razı olsun, hepinize teşekkür ediyorum."

‘MÜTEŞEKKİR OLMAYI ÖĞRENMENİZ LAZIM’

Eleştirilere yanıt veren Bakan Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ben Rize'de öğrenciyken Rize'de Hicret Kırtasiye vardı ismini de söyleeyim, sadece bir tane kırtasiye vardı. Ders kitaplarımızı Hicret Kırtasiye'ye sipariş veriyorduk, parasını veriyorduk, kitaplar üç beş ay sonra geliyordu. Birinci yarıyıl bitmişti. Şimdi okullar açıldığı gün çocuklarımızın masasında her yıl yenilenen ders kitapları var. Ben öğrenciyken yetmiş küsur kişiydi bizim sınıfımız. Ben öğrenciyken okulda sınıflarımızda soba bile yoktu. Sobalı okullar lüks okul kabul ediliyordu. Sabahleyin okula giderken her arkadaşımız okula odun getiriyordu. Bunlar arkadaşlar milattan önceden bahsetmiyorum. Bundan 30 yıl öncesinden bahsediyorum. Şimdi ne istiyoruz? Şimdi diyoruz ki okullarımızda çocuklarımız derslik başına düşen öğrenci sayısı, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı itibarıyla muadil çağdaş ülkelerdeki gibi olsun istiyoruz. Çocuklarımız teknolojik donanıma sahip olsun istiyoruz. Şimdi bunları isteyebilecek duruma geldik. Ben bunları anlatıyorum muhalefet bana kızıyor, diyorlar ki ‘Çocuklara bir öğün yemek bile veremiyorsunuz.’ Ben de şu soruyu soruyorum CHP'ye, sizin seçim beyannamenize baktım. 99 seçimlerinde yazmamışsınız. 2002 seçimlerinde yazmamışsınız. 2007'de yazmamışsınız, 2011'de yazmamışsınız, şimdi söylüyorsunuz. Çünkü o tarihte Türkiye'nin bir öğün yemekten çok daha başka problemleri vardı. Siz onları söylüyordunuz. Önce bir teşekkür edin bize. Önce teşekkür edin deyin ki Türkiye'de derslik başına yani sınıf başına düşen öğrenci sayısını yirmili rakamlara düşürdüğümüz için teşekkür edin. Bu kadar derslik yaptığımız için, bak yaklaşık olarak 450-500 bin civarında sınıf yaptık, derslik yaptık. 600-650 bin sınıfımızın tamamında şu anda internet erişimi var, akıllı tahtalar var. Bunlardan dolayı bir teşekkür edin deyin ki bunları yaptınız Allah razı olsun, şimdi de şu eksik onu da yapalım. Onu da yapacağız. Onlar da yapılacak. Ama bunları biz yaptık. Önce müteşekkir olmayı öğrenmeniz lazım."

‘MANEVİ DEĞERLERE ODAKLANDIK’

Fiziki eksikliklerin tamamlanmasının ardından eğitim içeriğine yöneldiklerini belirten Bakan Tekin, yeni müfredat modelini ve tarih derslerindeki değişiklikleri şu ifadelerle açıkladı:
“İtiraz ediyorlar. Ben şimdi diyorum ki müfredatta değişiklikler yapıyoruz. Diyorum ki ben biz şu ana kadar fiziki anlamda, maddi anlamda yapılması gerekenleri yaptık eğitimle ilgili olarak. Okullarımızda hem fiziki bina kalitesi itibarıyla hem göstergeleri itibarıyla doğru şeyler yaptık, iyi bir noktaya geldik. Şimdi içeriğine odaklanmamız gerekiyor. Sokakta vatandaşa soruyoruz, eğitimle ilgili olarak ne eleştiriyorsunuz ne düşünüyorsunuz? Herkes bize çocuklarının milli ve manevi değerlerden uzaklaştığından şikayet ediyor. Kılığından kıyafetinden tutun vatan sevgisinden, millet sevgisinden, milletle hemhal olma duygusundan rahatsız. O zaman bizim bunu çözmemiz lazım. Bizim buna odaklanmamız lazım. Biz de Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adıyla programlarımızı değiştirdik, müfredatlarımızı değiştirirken dedik ki millet bizden bunu istiyor. Millet bize bunun için 2023 seçimlerinde oy verdi. O zaman biz milletin istediği şeyleri yapmak zorundayız. Bize eleştiriyorlar yapmayacağız diyorlar. Siz hangi hakla bunu kendinizde bunu söyleme hakkı hissediyorsunuz? Siz kimsiniz? Sizin bu millet üzerindeki vesayetçi mantığınız işte o eski Türkiye'nin geleneği bu. Eski Türkiye'de de böyleydi. Biz ne dersek o olacak. O zaman seçimin ne anlamı var? O zaman vatandaşlara niye biz seçim meydanlarında şunları yapacağız diye taahhüt ediyoruz? Ben içinizden yetişmiş bir kardeşiniz olarak ben diyorum ki yeni Türkiye'de çocuklarımız bizim sahip olduğumuz binlerce yıllık devlet geleneğine, bizim sahip olduğumuz binlerce yıllık toplum geleneğine, bizim sahip olduğumuz ahlaki hassasiyetlere, bizim sahip olduğumuz, önemsediğimiz milli ve manevi değerlere çocuklarımız sahip olsun istiyoruz. Şu an müfredatta yaptığımız değişikliklerin önemli bir parçası burası. Bunu yaparken eleştiriler; eleştiri her gün bakın sosyal medyada trend topic oluyorum. Benim üzerimden eleştiri yapıyorlar. Ben Haçlı Seferleri kavramını tarih müfredatından çıkardım. Sefer değil o, Haçlılar bize saldırmışlar. Bunu çıkardık müfredattan niye itiraz ediyorsunuz? Ben diyorum ki Osmanlıyla Cumhuriyet'i barıştırmamız lazım. Ben diyorum ki eski Türk devletleriyle Cumhuriyet'i barıştırmamız lazım. Çocuklarımız Osmanlı'yı da ataları olarak bilmesi lazım. Osmanlı'ya da sahip çıkması lazım. Bunun için tarih müfredatında değişiklikler yapmamız lazım diyorum ben ve bunu yapıyorum. Çünkü dünyada birçok devlet bizim sahip olduğumuz bu binlerce yıllık birikime sahip değil. Bize öykünüyorlar; ‘Ne güzel geçmişiniz var, ne büyük bir birikiminiz var’ diyorlar. Biz de diyoruz ki ‘Yok onlar kötü biz onu almıyoruz’ dersek eğer atalarımıza saygısızlık yapmış oluruz."

Kaynağa Git

İlgili Haberler