Prof. Dr. Kerem Alkin, jeopolitik krizlerin gölgesinde ekonominin rotasını çizdi. Altında yaşanan sert düşüşün perde arkasını açıklayan Alkin, Merkez Bankası’nın yüzde 37'lik faiz kararından Avrupa'yı bekleyen kış krizine kadar çok konuşulacak mesajlar verdi.
İstanbul Topkapı Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kerem Alkin, TGRT Haber ekranlarında küresel piyasalarda yaşanan gelişmelerin ekonomi üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Jeopolitik gerilimlerin petrol, enerji ve emtia fiyatları üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çeken Alkin, altın yatırımcılarını yakından ilgilendiren değerlendirmelerde bulundu.
Altın fiyatlarındaki hareketliliği değerlendiren Alkin, küresel piyasalarda güvenli liman algısının değiştiğini söyledi.
Alkin, İran ile ABD arasındaki savaşın başladığı dönemde yatırımcıların geleneksel olarak altına yöneldiğini, merkez bankalarının rezervlerinde altının payını artırmasının da bu yükselişi desteklediğini belirtti.
YATIRIMCI ALTINI BIRAKTI DOLARA KOŞUYOR
Altının ons fiyatının 4 bin 800 dolar seviyelerine kadar çıktığını ifade eden Alkin, uluslararası finans kuruluşlarının 6 bin hatta 7 bin dolar seviyelerini konuşmaya başladığını hatırlattı.
Ancak süreç içerisinde piyasalarda farklı bir tablonun ortaya çıktığını belirten Alkin, yatırımcıların altın yerine ABD dolarına yönelmeye başladığını söyledi.
Alkin, bu değişimin ardından altının ons fiyatının 4 bin 800 dolardan 3 bin 800 dolara kadar gerilediğine dikkat çekerek, ABD dolarının güvenli liman olarak öne çıkmasının altın üzerindeki yükseliş baskısını sınırladığını ifade etti.
"KÜRESEL ENFLASYON BASKISI SÜREBİLİR"
Jeopolitik gelişmelerin yalnızca altın ve petrol fiyatlarını değil, tarım ve gıda fiyatlarını da etkileyebileceğini belirten Alkin, enerji maliyetlerindeki yükselişin üretim ve nakliye giderlerini artırabileceği uyarısında bulundu.
Rusya-Ukrayna savaşı ile Orta Doğu'daki gerilimlerin enerji arzında yeni riskler oluşturduğunu belirten Alkin, Avrupa'da sonbahar ve kış aylarında motorin ve doğal gaz konusunda ciddi sıkıntılar yaşanabileceğini söyledi.
Alkin, Türkiye'nin farklı enerji kaynaklarından doğal gaz tedarik edebilmesinin önemli bir avantaj olduğunu vurgularken, küresel ölçekte enerji maliyetlerinin yükselmesinin enflasyon üzerindeki baskıyı artırabileceğini dile getirdi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın politika faizini yüzde 37'de sabit tutmasını da değerlendiren Alkin, küresel ölçekte enflasyon risklerinin devam ettiğini belirtti.
Jeopolitik gelişmelerin petrol ve gıda fiyatlarını yukarı yönlü baskıladığını ifade eden Alkin, dünya genelinde merkez bankalarının para politikalarını sıkılaştırmayı değerlendirdiği bir ortamda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın faiz politikasında değişikliğe gitmeyerek temkinli bir duruş sergilediğini söyledi.
Alkin ayrıca, enflasyonun kalıcı olarak düşeceğine ilişkin beklentinin güçlenmesinin ekonomi yönetiminin mücadelesini kolaylaştıracağını belirterek, vatandaşların fiyatların gelecekte daha da yükseleceği endişesiyle talebi öne çekmesinin enflasyonla mücadeleyi zorlaştırdığını ifade etti.