FIFA'nın ev sahibi şehirlere dikeceğini açıkladığı 12 bin ağacın sıradan bir yeşil vitrin olduğunu söyleyenlerin sayısı az değil. Üstelik turnuvanın ana sponsorlarından biri, dünyanın en büyük petrol şirketi Saudi Aramco.
Ambalaj atıkları, yoğun hava trafiği, klimalı devasa stadyumlar da hesaba katıldığında Lobe'ye göre bir çevrecinin ABD'deki Dünya Kupası'na gitmek için pek az gerekçesi var.
Ancak Morten Thorsby turnuvaya yine de geldi.
Norveçli futbolcu aynı zamanda bir iklim aktivisti. 30 yaşındaki orta saha oyuncusu İtalya’da Cremonese forması giyiyor. Futbolu yönetenleri açıkça eleştiren nadir futbolculardan biri olan Thorsby birkaç hafta önce 60'tan fazla aktif ve eski futbolcuyla birlikte, oyuncuları aşırı sıcaktan koruma ve fosil yakıt sponsorluklarından vazgeçme konularında FIFA'yı harekete geçmeye çağırdı.
Avusturyalı gazeteci Lobe, futbolda iklim projelerinin nadir görüldüğünü hatırlatıyor:
"Futbolda hayır amaçlı girişimler hiç de yabancı değil. Irkçılık karşıtı kampanyalar bol. Oysa futbolun ekolojik ayak izi son derece büyük. Yeni stadyumların inşaatı için gereken beton ve çelik, karbon yoğun üretim süreçleri gerektiriyor. Saha aydınlatması, dev ekranlar, çim ısıtma sistemleri... Bunların hepsi enerji istiyor. Binlerce taraftarın ulaşımı da cabası. Aynı zamanda futbol, iklim değişikliğinin tam hedefinde: Küresel ısınmayla birlikte artan kuraklık ve sel gibi aşırı hava olayları hem oyuncuların sağlığını hem de tesisleri tehdit ediyor; önümüzdeki yıllarda maç iptalleri de artabilir."
Thorsby bu tabloyu değiştirmek için 2020'de "We Play Green" adlı iklim inisiyatifini kurdu. Amacı futbolun ekolojik dönüşümüne öncülük etmek. Norveçli Northern Playground markası ile tasarlanan sürdürülebilir forma "The Play More Jersey", yüzde yüz pamuktan üretiliyor ve alışılagelmiş sentetik kumaşların aksine yıkama sırasında mikroplastik salmıyor.
Doğayla bağını küçük yaşlarda kuran, Norveç dağlarında büyüyen Thorsby'nin hikâyesini anlatıyor Lobe:
"14 yaşına kadar kayak yaptı. Sonra tüm enerjisini sahaya verdi ve 17 yaşındayken Harvard Üniversitesi'nden akademik ve sportif bir burs teklifi aldı. Ancak bunu reddetti ve Heerenveen'de forma giymeyi seçti.
Hollanda'ya geçişiyle birlikte aktivizmi de derinleşti. Kendini de sorunun bir parçası olarak gördüğü için futbolu bırakmayı düşündüğü de oldu. Ama gitmek yerine savaşmaya karar verdi. Stadyum çatısına güneş paneli kurulması ve antrenman tesisine bisiklet getirilmesi için kulübü ikna etti. Kötü havalarda bu ikincisi pek tutmadı, ama Kuzey rüzgârı bir Norveçliyi yıkamaz."
Takım arkadaşı Maarten de Fockert ona "dağ adamı" diyor:
"Sahada o kadar hızlı değil, ama Norveç dağlarında yürürken bana adeta tur atıyor. Gerçekten doğayla bütünleşmiş biri."
2 numaralı forma, 2 derecelik hedef
Sampdoria'dan bu yana Thorsby'nin sırt numarası 2. Bir orta saha için ilginç bir seçim olsa da bunun bir anlamı var:
"Paris İklim Anlaşması'nın 2 derece hedefine dikkat çekmek için. Anlaşma, küresel ortalama sıcaklık artışını sanayi öncesi döneme göre 2°C’nin oldukça altında tutmayı, mümkünse 1,5°C ile sınırlandırmayı hedefliyor."
İtalyanlar ona Futbolun Greta Thunberg'i lakabını taktılar. The Guardian'a konuşan Thorsby bunu minnetle kabul etti ve "Ona büyük hayranlık duyuyorum" dedi.
Çelişkinin tam ortasında
Futbolun ekolojik vicdanı gibi Thorsby. Güçlü federasyon yöneticileriyle çatışmaktan çekinmeyen, ilkeli bir sporcu:
"Eko-Viking lakabıyla Union Berlin'deyken FIFA'ya 2022'de de yüklendi: Katar Dünya Kupası çevre açısından mutlak bir felaketti."
Ama Norveçli ne olursa olsun sistemin içinde. Deplasman uçuşlarını, turnuva seyahatlerini yapmak zorunda. Milli Takım kamp üssüne inerken, uçakta Norveç gazetesi Verdens Gang'ın haberine göre bagaj bölümünde 300 kilogram balık, 116 kilogram kahverengi peynir ve 6 bin portakal da vardı. Sporcuların ABD'deyken kendilerini evlerinde hissetmeleri için aşçılar devreye girmişti. Lobe de bunun üzerine soruyor:
"Gıda uçurmak ne kadar iklim dostu? Ama hayatta zaman zaman uzlaşılar kaçınılmaz. Profesyonel futbolcu olsan da."