Turnuva boyunca "Los Angeles Stadyumu" adıyla anılacak olan SoFi Stadyumu, 2026 FIFA Dünya Kupası'nın en önemli merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Toplamda sekiz karşılaşmaya ev sahipliği yapacak olan dev stadyum, 12 Haziran 2026 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri ile Paraguay arasında oynanacak açılış grubu mücadelesinin yanı sıra Türkiye, İran, İsviçre ve Belçika gibi milli takımların da grup maçlarına sahne olacak. Mevcut iş sözleşmelerinin süresi dolan ve çok sayıda müzakere oturumundan sonuç alamayan kasiyerler, bulaşıkçılar, aşçılar, barmenler ve servis elemanları, taleplerinin karşılanmaması durumunda her an iş bırakabileceklerini duyurdu. Sendika yönetimi, ABD-Paraguay maçı öncesinde pazartesi günü görüşmelere devam edileceğini, uzlaşma sağlanamaması halinde ise grev tarihini işçi komitesinin belirleyeceğini açıkladı.
FIFA'NIN GÜVENLİK PROTOKOLÜ VE GREV ÇIKMAZI
Grev ihtimalinin turnuva organizasyonunu ciddi şekilde sekteye uğratabileceği, spor basınına yansıyan detaylar arasında yer alıyor. Sendikanın bu krizi daha önce FIFA yetkililerine de resmi olarak bildirdiği aktarıldı. FIFA kuralları gereği, bu yaz düzenlenecek organizasyonda görev yapacak tüm stadyum personeli için çok sıkı arka plan ve güvenlik taramaları zorunlu tutuluyor. Olası bir grev durumunda stadyum işletmecisinin dışarıdan getireceği yedek veya geçici işçilerin bu ön onay mekanizmasından geçmemiş olması, turnuvanın uluslararası güvenlik protokolleri açısından büyük bir operasyonel kriz doğurma riski taşıyor.
İŞÇİLERDEN FIFA'YA 'ICE AJANLARI YASAKLANSIN' TALEBİ
Görüşmelerdeki tek uyuşmazlık noktası ekonomik taleplerle sınırlı kalmadı. Sendika, bünyesindeki çalışanların can ve mal güvenliğine yönelik endişeleri gerekçe göstererek FIFA'dan çok net bir siyasi talepte bulundu. Dünya Kupası maçları boyunca ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanlarının stadyum sınırları içerisine girmesinin tamamen yasaklanması istendi. Sendika tarafından yapılan resmi basın açıklamasında, federal göçmenlik bürosu yetkililerinin stadyuma girmesi durumunda işçilerin makul bir güvenlik kaygısıyla işi bırakma hakkına sahip olması gerektiği savunulurken, hiçbir işçinin işi ile özgürlüğü arasında bir seçim yapmaya zorlanamayacağı vurgulandı.