Ana içeriğe geç

Zirvede iktidar yolları kapattı ama biz bir yol çizeceğiz

"NATO’ya karşı olmak, abluka ve gözaltılara öfkelenmek ortak zeminimizken; şimdi asıl görevimiz bu tepkiyi nasıl yan yana getireceğimizi tartışmaktır."

Zirvede iktidar yolları kapattı ama biz bir yol çizeceğiz
Evrensel
16

NATO Zirvesi ikinci gün olan 8 Temmuz’da devam ederken bizler de aynı gün “Başkentte kan pazarı” manşetini ve zirveyi okuyucularımızla tartıştık. Zirvenin ilk gününü nasıl değerlendirdiklerini sorduğumuzda aldığımız cevap tek bir ağızdan çıkmış gibiydi: “NATO’ya karşıyız.”

Zirvenin anlatıldığı gibi güvenlik ve savunma için değil daha çok savaş için yapıldığı bir gerçek. Hatta bunu ikinci gün Trump’ın Ankara’dan İran’a saldırı emri vermesi kabak gibi gözler önüne seriyor. Bu noktada ortaklaştığımız savaş karşıtlığını “Savaş kötüdür” diye anlatarak değil; bu savaşların bir avuç zenginin çıkarları uğruna işçilerin, emekçilerin ve halkın geniş kesimlerinin ceplerini boşaltarak yapıldığını daha çok haykırmak gerekiyor.

“Bu iktidar halkın sesinin çıkmasından korkuyor”

Bu kapı ziyaretlerindeki bir diğer odak noktası ise uygulanan yasaklar ve gerçekleştirilen gözaltılar oldu. Daha zirve gerçekleşmeden önce sözde “önleyici gözaltılar” yaparak halkı korkutmaya ve sindirmeye çalışan Saray rejimi istediğini başarabilmiş gözükmüyor. Konuşabildiğimiz ölçüde okuyucularımız da “Protesto hakkı çiğneniyor, bu tabi ilk kez gerçekleşmiyor. Bu iktidar halkın sesinin çıkmasından korkuyor” ifadeleriyle huzursuzluklarını dile getiriyor. “Ankara’daki gözaltıların yanı sıra Eskişehir’de bile 35 insan gözaltına alınmış” diyerek Saray rejiminin saldırganlığının sınırları olmadığını anlatıyorlar.

“Resmen eve hapsedildik”

Zirvenin ikinci gününde İşçi Blokları Mahallesi bulunduğu konum itibariyle tam bir abluka altına alındaydı. Kızılay’a giden otobüsler iki gün boyunca hizmet vermezken, Söğütözü metro istasyonunun da kapalı olması resmen toplu taşıma ile ulaşımı imkansız hale getirmişti. Bunun yanı sıra protokol geçişleri esnasında yolların da kapatılması bireysel araçlarla bile ulaşımı çekilmez hale getirmişti. Bir gazete okuru; “Resmen eve hapsedildik, çıkalım Kızılay’a gidelim desek gidemez olduk” diyerek tepki gösterdi.

Bütün bu öfke ve tepkiyi dinlerken fark ettiğimiz çok kritik bir şey oldu.“Peki ne yapacağız?”sorusu, mahallede henüz yüksek sesle konuşulmuyordu. NATO’ya karşı olmak, abluka ve gözaltılara öfkelenmek ortak zeminimizken; şimdi asıl görevimiz bu tepkiyi nasıl yan yana getireceğimizi tartışmaktır. Bulunduğumuz her sokakta, iş yerinde ve kahvede bir araya gelerek kendi sözümüzü söyleyeceğimiz alanları inşa etmeliyiz.Mahallelerimizde komiteler kurarak ve buralarda örgütlenerek, yaşadığımız alanlarda taleplerimizi söylemeli ulaşım hakkımızdan ekmek kavgamıza kadar her talebin takipçisi olmalıyız.

Kaynağa Git

İlgili Haberler