Ana içeriğe geç

TMMOB’nin geleceği ülkenin geleceğinden bağımsız değil: Mücadelemiz devam edecek

Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği 49. Olağan Genel Kurulu yarın başlayacak. Yönetim Kurulu Başkanı Koramaz, kurul öncesi BirGün’e konuştu. Koramaz, "Bu genel kurul, TMMOB’nin tarihsel birikimine ve mücadele geleneğine sahip çıkma iradesinin ortaya konulduğu bir dönemeçtir" diyor.

TMMOB’nin geleceği ülkenin geleceğinden bağımsız değil: Mücadelemiz devam edecek
Birgün
16

Ülkenin en önemli ve en büyük meslek örgütlerinden Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği (TMMOB) 49. Olağan Genel Kurulu hazırlıkları sürüyor. 5-6-7 Haziran’da TMMOB Teoman Öztürk Sosyal Tesisi’nde yapılacak kurul öncesi, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz ile konuştuk.

Türkiye bugün derin bir ekonomik ve demokratik krizin içinden geçiyor. TMMOB 49. Olağan Genel Kurulu’na giderken hem ülkenin içinde bulunduğu koşulları hem de meslektaşlarımızın yaşadığı sorunları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mühendisler, mimarlar ve şehir plancıları ülkenin kalkınmasının, sanayileşmesinin ve toplumsal gelişiminin temel gücüdür. Enerjiden iletişime, madencilikten ulaşıma, sanayiden kentleşmeye kadar ülkenin üretimini ve geleceğini ilgilendiren her alanda asıl görev ve sorumluluk bu meslektaşlarımızın omuzlarındadır.

Tam da bu nedenle bugün mühendislerin, mimarların ve şehir plancılarının yaşadığı sorunları yalnızca çalışma yaşamı üzerinden değerlendirmek mümkün değildir. Çünkü meslek alanlarımızın karşı karşıya olduğu tablo, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik, siyasal ve toplumsal sorunlardan bağımsız değildir.

Uzun yıllardır uygulanan rant odaklı, piyasacı politikalar ve Cumhuriyetin kamu yararı anlayışının sistemli biçimde tasfiye edilmesi; yalnızca ülkemizin üretim kapasitesini ve demokratik kurumlarını zayıflatmakla kalmamış, mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı mesleklerinin faaliyet alanlarını da ciddi biçimde daraltmıştır. Bilimsel planlama yerine günübirlik kararların, kamusal yarar yerine piyasa ihtiyaçlarının, teknik gereklilikler yerine siyasi tercihlerin belirleyici hale geldiği bir süreç yaşamaktayız.

Bu nedenle bugün yaşadığımız sorunlar yalnızca meslektaşlarımızın ücretleriyle ya da istihdam koşullarıyla sınırlı değildir.

Geçtiğimiz Ekim ayında 29 ilde gerçekleştirdiğimiz yerel kurultayların ardından Ankara’da "Mühendis, Mimar ve Şehir Plancılarının Güncel Sorunları ve Çözüm Önerileri Kurultayı’nı" topladık. Binlerce meslektaşımızın katkısıyla yürüttüğümüz bu süreç, çalışma yaşamında ve meslek alanlarımızda yaşanan sorunların ulaştığı boyutu bütün açıklığıyla ortaya koydu.

Ne yazık ki bugün mühendisler, mimarlar ve şehir plancıları yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda mesleki ve toplumsal bir değersizleştirme süreciyle karşı karşıyadır. İşsizlik, düşük ücretler, güvencesiz çalışma, meslek dışı istihdam ve özlük haklarındaki kayıplar artık istisnai değil, milyonlarca emekçinin olduğu gibi meslektaşlarımızın da gündelik gerçeği haline gelmiştir.

Özellikle genç meslektaşlarımız açısından tablo çok daha ağırdır. Yıllarca eğitim alarak mezun olan genç mühendisler, mimarlar ve şehir plancıları ya iş bulamamakta ya da aldıkları eğitimin ve emeklerinin karşılığını vermeyen koşullarda çalışmak zorunda bırakılmaktadır. Bugün gençlerin önemli bir bölümü geleceğini başka ülkelerde arıyorsa, bu yalnızca bireysel bir tercih değil, ülkenin yetişmiş insan gücünü kaybetmesine yol açan yapısal bir sorundur.

Kamuda çalışan meslektaşlarımız düşük ücret politikaları ve yetersiz istihdam nedeniyle ciddi hak kayıpları yaşarken, özel sektörde çalışanlar yoğun emek sömürüsü, uzun çalışma saatleri ve örgütsüzleştirme baskısıyla karşı karşıya kalmaktadır. Serbest çalışan meslektaşlarımız ise artan maliyetler, ekonomik daralma ve piyasa koşulları nedeniyle mesleklerini sürdürmekte her geçen gün daha fazla zorlanmaktadır.

Söz ekonomik tablodan açılmışken; son dönemde yaşanan ekonomik kriz mühendis ve mimarları da derinden etkiledi. Başta bu ekonomik problemler olmak üzere meslektaşlarımızın sorunları konusunda TMMOB bugüne kadar hangi adımları attı, bundan sonra neler yapılması gerekiyor?

Yaşanan ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı meslektaşlarımızın alım gücünü ciddi biçimde eritti. Bir zamanlar "güvenli liman" olarak görülen mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı meslekleri bile bugün geçim derdiyle, işsizlikle ve güvencesizlikle iç içe geçmiş durumdadır. Diploma artık tek başına insanca bir yaşamın güvencesi olmaktan çıkmıştır.

TMMOB olarak bu tabloya seyirci kalmadık. Her yıl mühendis, mimar ve şehir plancıları için asgari ücret belirleyerek meslektaşlarımızın emeğinin karşılığını alabilmesi için bir taban oluşturuyoruz; ücret ve istihdam araştırmalarıyla çalışma yaşamının gerçek tablosunu ortaya koyuyoruz. Kamuda ek gösterge, özlük hakları ve adil ücret mücadelesini yürütüyor; özel sektörde çalışan meslektaşlarımızın sözleşme, mesai ve sosyal hak kayıplarına karşı hukuki ve örgütsel destek sağlıyoruz. Yerel kurultaylar ve genel kurultay süreçleriyle de bu sorunların çözüm önerilerini meslektaşlarımızla birlikte üretiyoruz.

Ancak açıkça söylemeliyiz: Bu sorunların kalıcı çözümü, ülkenin ekonomik modelinin değişmesinden geçiyor. Rantı değil üretimi esas alan, sanayisini ve tarımını güçlendiren, planlamayı ve kamusal istihdamı önceleyen bir anlayış olmadan meslektaşlarımızın sorunları da çözülemez.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde insanca yaşanacak bir ücret, güvenceli çalışma hakkının, kamusal istihdamın artırılması, belirlediğimiz asgari ücretin fiilen uygulanmasının takibi ve genç meslektaşlarımızın geleceğinin güvence altına alınması temel mücadele başlıklarımız olmaya devam edecek. Bundan tek bir adım dahi geri atmayacağız.

Bu sorunların kökeninde mesleğin değersizleştirilmesinin yattığını söylediniz. Bu tablo eğitimden de bağımsız değil. TMMOB’nin mühendislik ve mimarlık eğitimi, özellikle de baraj puanının kaldırılması üzerine raporları ve açıklamaları oldu. Bu alanda neler yapılması gerektiğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Meslektaşlarımızın yaşadığı değersizleşmenin köklerinden biri de eğitimdedir. Yıllardır altyapısı, öğretim üyesi kadrosu ve laboratuvarı yetersiz, plansız biçimde açılan mühendislik ve mimarlık bölümleri, ülkenin ihtiyacının çok üzerinde bir mezun kitlesi yaratırken eğitimin niteliğini de düşürmüştür. İhtiyaç gözetmeyen bu kontenjan politikası, bir yandan işsiz mühendis ve mimar ordusu büyütürken diğer yandan mesleğin toplumsal saygınlığını aşındırmaktadır.

Mühendislik ve mimarlık, kamu güvenliğini, can ve mal güvenliğini doğrudan ilgilendiren mesleklerdir.

TMMOB olarak bu konudaki raporlarımızda ve açıklamalarımızda ısrarla şunu söyledik: Yükseköğretim, piyasanın günübirlik talepleriyle değil, ülkenin ve toplumun ihtiyaçlarıyla planlanmalıdır. Baraj puanı uygulaması yeniden ve bilimsel ölçütlerle hayata geçirilmeli; altyapısı yetersiz bölümlerin açılmasına son verilmeli, mevcut programların akademik kadrosu ve fiziki imkânları güçlendirilmelidir. Eğitim, ticari bir faaliyet değil kamusal bir hak olarak ele alınmalı; meslek örgütleri de eğitim politikalarının ve niteliğinin belirlenmesinde söz sahibi olmalıdır. Çünkü o sıralarda yetişen genç, yarının köprüsünü, hastanesini, kentini inşa edecek meslektaşımızdır.

AKP iktidara geldiğinden bu yana TMMOB’yi sık sık hedef aldı; yetkilerini sınırlamaya, yapısını dönüştürmeye çalıştı. TMMOB ise bu dönemde AKP’ye karşı verilen demokrasi mücadelesinin en önemli sacayaklarından biri oldu. Bundan sonra hem mesleki hem de demokratik anlamda TMMOB neler yapmayı düşünüyor?

TMMOB’nin hedef alınması tesadüf değildir. Bu örgüt, kamusal kaynakların yağmalanmasına, kentlerin ve doğal varlıkların rant uğruna yok edilmesine karşı durduğu için hedef alınmıştır. Yıllar içinde torba yasalarla meslek örgütlerinin yapısı dönüştürülmek, planlama, denetim ve mesleki yeterlilik alanındaki yetkilerimiz budanmak, odalarımız idari ve mali baskı altına alınmak istendi. Kentsel dönüşümden enerji politikalarına kadar pek çok alanda meslek örgütlerinin görüşü devre dışı bırakılmaya çalışıldı.

Buna karşın TMMOB, kâr ve rant odaklı projelerin değil, halkın ve kamunun yanında oldu. Doğayı, suyu, ormanları, kentleri ve yaşam alanlarını savunan mücadelelerin; bilimi ve tekniği toplum yararına kullanma ısrarının hep bir parçası oldu. Çünkü bizim için mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı yalnızca bir teknik faaliyet değil, kamusal sorumluluğun ifadesidir.

Bundan sonra da hattımız bellidir. Mesleki anlamda; meslek alanlarımızı, denetim ve planlama yetkilerimizi savunmaya, kamusal yarar ölçütünü her projenin ve her kararın önüne koymaya, ranta ve talana karşı bilimsel-teknik gerçekleri kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceğiz. Demokratik anlamda ise TMMOB, emek ve meslek örgütleriyle, sendikalarla, demokrasi güçleriyle ortak mücadeleyi güçlendirecek; baskıya, hukuksuzluğa ve antidemokratik uygulamalara karşı sesini yükseltmeyi sürdürecektir. Örgütümüzü, üye ile bağını, yerel kurultay geleneğini ve genç meslektaşlarımızla buluşmayı daha da güçlendirmek; önümüzdeki dönemin en temel görevidir.

Yalnızca meslek örgütleri değil; başta laiklik ve bağımsızlık olmak üzere Cumhuriyet’in kazanımları da hedef alınıyor. Son dönemde bazı oda ve şube yönetimlerinde yaşanan değişimler ve kamuoyuna yansıyan görüntüler de bu tartışmaları büyüttü. Bu kuşatma karşısında TMMOB’nin tutumu nasıl olmalı, atmayı düşündüğünüz adımlar nelerdir? 49. Olağan Genel Kurul bu açıdan nasıl bir anlam taşıyor?

TMMOB’nin 49. Olağan Genel Kurulu’nu yalnızca bir seçim ya da yönetim değişikliği süreci olarak değerlendirmiyoruz. Bu genel kurul, aynı zamanda TMMOB’nin tarihsel birikimine ve mücadele geleneğine sahip çıkma iradesinin ortaya konulduğu önemli bir dönemeçtir.

Çünkü bugün yalnızca meslek örgütleri değil; laiklik, demokrasi, hukuk devleti, kamusal yaşam ve Cumhuriyet’in temel değerleri de çok yönlü bir kuşatma altındadır. Bilimin yerine dogmanın, liyakatin yerine sadakatin, kamusal yararın yerine rantın konulmaya çalışıldığı bir dönemden geçiyoruz. Laiklik, kişisel bir tercih meselesi değil; eşit yurttaşlığın, bilimsel düşüncenin ve demokratik yaşamın güvencesidir. Cumhuriyet’in kazanımları aşındırıldıkça, bilimi ve aklı esas alan meslek alanlarımızın zemini de aşınmaktadır. Meslek örgütlerine yönelik müdahaleleri de bu tablonun dışında değerlendirmek mümkün değildir.

Son dönemde bazı odalarımızda yaşanan yönetim değişiklikleri ve kamuoyuna yansıyan görüntüler de bu nedenle yalnızca örgüt içi gelişmeler olarak görülemez. Biz bu tartışmaları kişiler üzerinden değil, temsil ettikleri anlayışlar üzerinden değerlendiriyoruz.

TMMOB’nin tarihi boyunca savunduğu değerler çok açıktır. Bu örgüt laiklikten, demokrasiden, kamuculuktan, bilimden, emekten ve halktan yana bir çizgide şekillenmiştir. Tarikatların, cemaatlerin ve gerici yapılanmaların toplumsal yaşamı kuşatma girişimlerine karşı da her zaman net bir tutum almıştır.

Açık söylemek gerekir ki tekbirlerle verilen siyasi mesajların, meslek odalarını ideolojik gösteri alanlarına dönüştürme girişimlerinin ve meslek örgütlerini dar siyasi hesapların parçası haline getirme çabalarının TMMOB’nin tarihsel kimliğiyle hiçbir ilgisi yoktur.

Çünkü TMMOB’nin varlık nedeni ve mücadele hattı çok nettir. Bu örgüt, kamusal kaynakların yağmalanmasına, kentlerin ve doğal varlıkların rant uğruna yok edilmesine karşı durur. Bilimi ve tekniği toplum yararına kullanmayı temel ilke kabul eder. Emekten, halktan ve kamusal yarardan yana bir anlayışla hareket eder. Laikliği, demokratik yaşamı, eşitliği ve özgürlükleri savunur; gericiliğe, ayrımcılığa ve savaş politikalarına karşı açık tutum alır. Bu değerler TMMOB’nin yalnızca söylemini değil, 72 yıllık mücadele pratiğini de şekillendiren temel ilkelerdir.

Bu örgütte mücadele; kişisel kariyer planlarıyla, bireysel ikbal hesaplarıyla ya da siyasi hırslarla yürütülmez. TMMOB’nin gündemi makam ve mevki mücadeleleri değil, halkın ve meslektaşlarımızın acil sorunlarıdır.

Şunu açıkça belirtmek gerekir ki TMMOB ve odalarımız, siyasi iktidarların ve siyasi yapıların politik hesaplarının bir parçası olmayacak; kimi zaman rant ve rekabet temelli, kimi zaman "demokrasi" kavramı altında yürütülen müdahalelere açık bir yapıya ve arka bahçelere dönüştürülmesine, bugüne kadar olduğu gibi, asla izin vermeyecektir.

Bu nedenle 49. Olağan Genel Kurul’u, TMMOB’nin bağımsız, demokratik, laik ve toplumcu çizgisinin bir kez daha güçlü biçimde ifade edildiği bir irade beyanı olarak görüyoruz. Hiç kimsenin kuşkusu olmasın; TMMOB dün olduğu gibi bugün de bilimin, emekten yana politikaların, laikliğin, demokrasinin ve halkın yanında olmaya devam edecektir.

Üreten, sanayileşen, hakça bölüşen bir ülkeyi hep beraber kuracağız.

Kaynağa Git

İlgili Haberler