Ana içeriğe geç

Sedat Peker “1 yılda PKK’nın 40 yılı kadar insan öldürürler” demişti: O tehdit Türkiye'yi sardı

Türk çeteleri ile Latin Amerika kartellerinin derinleşen ortaklığı YENİÇAĞ tarafından mercek altına alındı. Dünyaca ünlü suç uzmanı Prof. Dr. Antonio Nicaso, Türkiye'yi bekleyen büyük tehlikeleri YENİÇAĞ'a anlattı.

Sedat Peker “1 yılda PKK’nın 40 yılı kadar insan öldürürler” demişti: O tehdit Türkiye'yi sardı
Yeniçağ
16

Türk organize suç örgütleri ile Latin Amerika kartelleri arasındaki ilişkiler yoğunlaşırken son yıllarda konuya dair yapılan uyarılar da artış gösterdi.

EROİN ROTASINDAN KOKAİN LİDERLİĞİNE: TÜRKİYE NEDEN STRATEJİK?

Karteller ile Türk çeteleri arasında uzaktan kurulan ortaklık yeni bir olgu değil. 2020’de, “El Chapo” lakaplı meşhur Meksikalı baron Joaquin Guzman liderliğindeki Sinaloa Karteli üyeleri sosyal medyada Türk ortaklarını bozkurt selamıyla selamlayan videolar yayınladı. Bu videolarda Türk müziği ve Türk bayrakları yer alıyordu(1).

2021’deki bir başka videolarda ise, Türk aksanıyla İspanyolca konuşan kişiler “Türkiye'den Meksika'ya, Sinaloa'ya selamlar” diyorlardı(2).

Bu videolardan sonra çeşitli raporlar Türkiye’deki şebekelerin Avrupa ve Balkan suç örgütleriyle beraber, Latin Amerika genelindeki kokain kaçakçılığına artan bir şekilde dahil olduğunu gösterdi.

Örnek olarak temmuz 2022'deki bir rapora göre Türkiye’deki çeteler, kokain pazarlarına tedarik sağlama konusunda liderliği ele geçirdi. Güney Amerika'dan gelen kokaini Doğu Avrupa'ya, Kafkaslara ve Basra Körfezi'ne ulaştırma konusunda kritik bir görev üstlendi. Eskiden beri eroin pazarında ve Balkan rotasında lider olmaları, bağlantı kurma konusundaki yetenekleri, Türkiye’deki şebekelerin bu görevi üstlenmesinde en önemli rolü oynadı(3).

Zamanla bu ilişkiler daha farklı boyutlar kazandı. 2024’te Ekvador eski İçişleri Bakanı José Serrano Salgado, en acasız kartellerden biri olan Los Lobos’un lideri olan Pipo lakaplı kişinin o dönemde Hollanda veya Türkiye'de olduğunu, oradan Arnavut mafyasıyla birlikte uyuşturucu kaçakçılığını kontrol ettiğini iddia etti(4).

Mayıs 2025’te yayınlanan bir diğer rapora göre ise kokain işindeki getirinin etkisiyle bazı ülkelerdeki organize suç grupları artık Güney Amerika'da gruplar barındırıyordu. Bunlara Türk çeteler de dahildi(5).

Yine 2025’te Amerikalı bir suç uzmanı Vanda Felbab-Brown yalnızca Sinaloa’nın değil, bir diğer kötü şöhretli Meksika karteli Jalisco Karteli’nin de, diğer kıtaların yanı sıra Orta Doğu’da da Türk şebekelerini kullanarak varlığını kuvvetlendirdiğini yazdı(6).

KARTELLER YÖNTEM İHRAÇ EDİYOR

Bu raporlar, sosyal medya paylaşımları ve uzman açıklamaları, verilebilecek onlarca örnekten bazıları.

İlişki büyümeye devam ettikçe yaratacağı potansiyel tehlikeler de aynı ölçüde güçlenir mi?

Uluslararası çapta en saygın uzmanlardan biri olan Kanada Queen's Üniversitesi’nden Prof. Dr. Antonio Nicaso, konuyu YENİÇAĞ’a değerlendirdi. Nicaso, şu ifadeleri kullandı:

“Türk organize suç grupları ile Latin Amerika kartelleri arasındaki giderek güçlenen ilişki, küresel uyuşturucu kaçakçılığının daha geniş bir dönüşümünün parçası olarak değerlendirilmelidir. Suç piyasaları artık sadece geleneksel etnik veya bölgesel hatlar boyunca örgütlenmiyor. Giderek lojistik, yolsuzluk, kara para aklama, liman erişimi, şifreli iletişim ve kıtalar arası mal taşıma kapasitesi etrafında kurulan esnek uluslararası ağlar olarak işlev görüyorlar. Türk suç örgütleri kokain kaçakçılığında da giderek daha önemli hale geliyor. Latin Amerika arzını Avrupa, Orta Doğu, Kafkasya ve muhtemelen Rusya pazarlarıyla birleştiriyor. Bu, Latin Amerika kartellerinin Türk suç gruplarını "kontrol ettiği" anlamına gelmez. Daha sıklıkla, ilişki ticari niteliktedir: karteller arza erişim sağlarken, Türk ve diğer bölgesel ağlar lojistik kapasite, yerel koruma, kara para aklama kanalları ve dağıtım fırsatları sunmaktadır. Europol, rekor düzeydeki Latin Amerika üretimi ve güçlü Avrupa talebi nedeniyle Avrupa'ya kokain kaçakçılığının benzeri görülmemiş seviyelere ulaştığı konusunda uyarıda bulunmuştur.

Özellikle önemli olan, farklı suç ekosistemleri arasındaki yakınlaşmadır. Latin Amerika kartelleri ölçek, şiddet ve kokain üretimine erişim sağlarken, Türk grupları coğrafya, hareketlilik, diaspora bağlantıları, limanlara ve kara koridorlarına erişim ve Balkanlar, Kafkaslar, Orta Doğu ve Batı Avrupa'da faaliyet gösteren diğer ağlarla bağlantılar getiriyor. Bu, geleneksel anlamda basit bir ittifak değil; farklı grupların karlı olduğunda işbirliği yaptığı ve çıkarları çatıştığında rekabet ettiği bir suç pazarıdır.

Latin Amerika kartellerinin etkisinin arttığı herhangi bir ülke için sonuçlar ciddi olabilir. Birincisi, şiddet her zaman hemen olmasa da kademeli olarak yoğunlaşabilir. Karteller sadece uyuşturucu ticareti yapmaz; aynı zamanda yöntemler de ihraç ederler: yıldırma, yolsuzluk, hedefli cinayetler, lojistik kontrolü ve aşırı zorlamanın normalleştirilmesi. İkincisi, yolsuzluk daha karmaşık hale gelir. En tehlikeli nüfuz sadece sokaklarda değil, limanlarda, gümrüklerde, polis birimlerinde, finansal hizmetlerde, gayrimenkulde, nakliye şirketlerinde ve siyasette de görülür. Üçüncüsü, yerel suç grupları dönüşüme uğrayabilir. Daha zengin, daha iyi silahlanmış, daha bağlantılı ve yerel pazarlara daha az bağımlı hale gelebilirler.”

SEDAT PEKER'İN KARTEL UYARISI VE GELECEĞİN SİYASİ-SOSYAL TEHDİTLERİ

Daha önce Sedat Peker de Türkiye’deki şebekelerin kartelleşme sürecine girdiğinden bahsetmiş, “Karteller oluşursa, PKK’nın 40 yılda şehit ettiği insan sayısı, kartel savaşlarında bir yılda aşılabilir.” demişti.

Nicaso, sözlerine şu şekilde devam etti:

“Bunun siyasi bir sonucu da var. Kartel parası bir ülkeye girdiğinde, kurumları bozabilir, kamu güvenini zayıflatabilir ve cezasızlık bölgeleri yaratabilir. Devlet biçimsel olarak güçlü görünse de, idari, ekonomik veya güvenlik aygıtının bazı kısımları suçluların etkisine karşı savunmasız hale gelebilir. Organize suç, uyuşturucu kaçakçılığından yönetime bu şekilde geçer: kokain kaçakçılığıyla başlar, ancak kararları, piyasaları, seçimleri, kamu sözleşmelerini ve kurumların güvenilirliğini etkileyerek sona erer.

Son olarak, sosyal bir sonuç da söz konusu. Kartel etkisi, korku ve taklit kültürü yaratabilir. Gençler, suç başarısının sembollerine kapılabilirken, topluluklar yasal hareketlilik olasılığına olan güvenlerini kaybedebilir. Suçtan elde edilen zenginlik görünür hale gelip normalleştiğinde, zarar sadece güvenlikle ilgili değil, kültürel bir boyut kazanır. Gerçek tehlike, kartellerin bir ülkeye girmesi değil, yöntemlerinin yerel suç, ekonomik ve siyasi hayata yerleşmesidir. Bu nedenle, yanıt sadece el koyma ve tutuklamalarla sınırlı kalamaz. Bunlar gerekli, ancak yetersizdir. Ülkelerin daha güçlü mali soruşturmalara, liman güvenliğine, yolsuzlukla mücadele mekanizmalarına, uluslararası istihbarat paylaşımına, varlıkların müsadere edilmesine, ihbarcıların korunmasına ve kültürel önlemeye ihtiyacı vardır. Anahtar nokta, sadece uyuşturucuları değil, akışları da takip etmektir: para, veri, lojistik, yolsuzluk, itibar ve etki.”

1
https://www.borderlandbeat.com/2021/03/turkish-mafia-send-greetings-to-mayo.html

2
https://x.com/FronteraRV/status/1409568277383159809

3
https://www.occrp.org/en/news/report-turkey-becoming-major-transit-point-for-latin-american-cocaine?utm_

4
https://x.com/ecuainm_oficial/status/1768063288896532482

5
https://rosalux.org.ec/pdfs/european-organized-crime-in-latin-america.pdf?hl=tr-TR

6
https://www.brookings.edu/articles/combating-fentanyl-trafficking-and-organized-crime-groups-in-the-americas/

Kaynağa Git

İlgili Haberler