Ana içeriğe geç

'Kuzeyin kralı' İngiltere'de başbakanlık yolunda: Andy Burnham kimdir?

Burnham, İngiltere'de geçen hafta Makerfield ara seçimini kazanarak yeniden parlamentoya girdi ve liderlik yarışına katılmasının önündeki en önemli engeli kaldırdı. #EuropeNews

'Kuzeyin kralı' İngiltere'de başbakanlık yolunda: Andy Burnham kimdir?
Euronews Türkçe
16

İngiltere’de Keir Starmer’ın istifasının ardından, İşçi Partisi liderliği ve başbakanlık için en güçlü aday Andy Burnham oldu.

"Greater Manchester" metropolitanının eski Belediye Başkanı Burnham, geçen hafta Makerfield ara seçimini kazanarak yeniden parlamentoya girdi ve liderlik yarışına katılmasının önündeki en önemli engeli kaldırdı. Bu ara seçim, İngiltere'nin kuzeybatısındaki Makerfield seçim bölgesinde, İşçi Partisi milletvekili Josh Simons'ın istifa etmesi üzerine 18 Haziran'da düzenlenmişti.

1970’te Liverpool’da doğan Burnham'ın babası mühendis, annesi ise bir aile hekimliğinde resepsiyon görevlisiydi. İşçi Partisi’ne ilgisi genç yaşta başladı. Burnham, 14 yaşındayken Liverpool’daki işsizliği anlatan BBC dizisi Boys from the Blackstuff’tan etkilenerek partiye yakınlaştığını söylüyor.

Everton taraftarı olan Burnham, gençliğinde spora ve özellikle krikete ilgisiyle de biliniyordu. BBC'ye göre, ailesinde üniversiteye giden ilk kuşaktan biri oldu ve Cambridge’de İngiliz Dili ve Edebiyatı okudu.

Daha sonra anılarında Cambridge’de kendisini “ait değilmiş” gibi hissettiğini, kuzeyli kimliğini ise Manchester müziği ve kültürü üzerinden daha güçlü kurduğunu yazdı.

Westminster’dan Manchester’a uzanan kariyer

Burnham mezuniyetinin ardından kısa süre gazetecilik yaptı. Siyasetteki ilk ciddi adımını ise İşçi Partili Tessa Jowell’ın yanında araştırmacı olarak başlamasıyla attı. Daha sonra Kültür Bakanı Chris Smith’in özel danışmanı oldu ve 2001’de Greater Manchester’daki Leigh seçim bölgesinden milletvekili seçildi.

Eski Başbakan Tony Blair döneminde küçük bakanlık görevleri üstlenen Burnham, Gordon Brown hükümetinde kabineye girdi. Hazine başsekreteri, kültür ve sağlık bakanı olarak görev yaptı.

Kültür bakanı olduğu dönemde Hillsborough faciasının 20. yıl anmasında protesto edilmesi, onun bu dosyaya daha güçlü biçimde eğilmesine yol açtı. 1989’da 97 Liverpool taraftarının öldüğü facia için ikinci soruşturmanın açılmasında rol oynayan isimlerden biri oldu.

Parti içi tartışmaların dışında kaldı

Burnham, İşçi Partisi liderliği için daha önce iki kez yarıştı. 2010’da Ed Miliband’a, 2015’te ise Jeremy Corbyn’e kaybetti. Corbyn’in zaferinden sonra gölge kabinede içişleri bakanı olarak yer aldı.

2016'da Corbyn'in liderliğine karşı protesto amacıyla istifa edenler arasında yer almadı. Bunun yerine 2017’de Westminster’dan ayrılarak Greater Manchester’ın ilk seçilmiş belediye başkanı oldu.

Burnham, bu seçimde oyların yüzde 60'ından fazlasını aldı ve 2021'de daha da büyük bir farkla yeniden seçildi.

2017'de Manchester belediye başkanı olması Burnham'ın, Corbyn'in liderliği sırasında ve hemen sonrasında İşçi Partisi'ni saran hizip savaşlarının büyük ölçüde dışında kalmasını sağladı.

Bu hizip savaşları, Corbyn ve arkadaşlarının "anti-semitizm" suçlamalarıyla partiden uzaklaştırılmasıyla son bulmuştu. Ardından partinin liderliğine Keir Starmer gelmişti.

İşçi Partisi'nin sol kanadının büyük bir kısmı, partiyi merkeze kaydırma ve Corbyn'i partiden uzaklaştırmadaki rolü nedeniyle Starmer'a uzun süredir tepkiliydi. Burnham'ın bu olayların dışında kalması, eleştirilerden de kaçınmasını sağladı.

'Kuzeyin kralı' lakabı nasıl doğdu?

Manchester Belediye Başkanlığı, ona hem ulusal görünürlük kazandırdı hem de Westminster’da devam eden parti içi savaşlardan uzak kalma fırsatı verdi. Özellikle Londra merkezli siyasete karşı kuzey bölgelerinin çıkarlarını savunan çıkışları, ona Game of Thrones dizisinde Stark hanedanı varisleri için kullanılan “King of the North” yani “Kuzeyin kralı” lakabını getirdi.

Manchester’daki görev süresinde toplu taşımanın kamu denetimine alınması, konut projeleri ve bölgesel ekonomik büyüme Burnham’ın öne çıkardığı başlıklar oldu.

Destekçileri onu, gündelik hayatı etkileyen somut hizmetlere odaklanan pragmatik bir yerel lider olarak tanımlıyor. Görev süresi boyunca, Manchester'ın ekonomisi yükselişe geçti ve toplu taşıma ağında iyileştirmeler yapılmasının yanı sıra büyük bir konut inşa programı başladı.

Muhalifler ise Burnham'ın bazı büyük vaatlerinin, özellikle 2020’ye kadar evsizliği bitirme hedefinin gerçekleşmediğini hatırlatıyor.

Burnham ile ilgili bir fıkra bile var

CNN International'ın aktarımına göre, İşçi Partisi çevrelerinde Burnham’ın, solda o dönemde hangi fikir akımı popülerse ona uyum sağlayabilen “bukalemun” siyaset tarzını tiye alan eski bir fıkra var. Fıkra şöyle:

“Bir Blairci, bir Browncı ve bir Corbynci bara girer. Barmen, 'Hoşgeldin Andy, ne içersin?’ diye sorar.”

Şakanın ima ettiği şey, Burnham’ın kariyeri boyunca parti içindeki farklı ideolojik akımlarla rahatlıkla ilişki kurabilmesi ve siyasi pozisyonlarını zaman zaman değişen dengelere göre uyarlayabilmesi.

Burnham çizgisi: 'Manchesterizm'

Burnham’ın siyasi çizgisi sık sık “Manchesterizm” diye adlandırılıyor. Bu yaklaşım, bir yandan iş dünyasıyla çalışmaya açık, diğer yandan ulaşım, enerji, su ve konut gibi temel hizmetlerde daha fazla kamu kontrolünü savunan bir model olarak tarif ediliyor.

Burnham kendisini Westminster düzenine karşı, yerel yönetimlere daha fazla yetki verilmesini savunan bir siyasetçi olarak konumlandırıyor. Ortak yazdığı Head North kitabında yazılı anayasa, nispi temsil, Lordlar Kamarası’nın seçilmiş bir yapıyla değiştirilmesi ve bölgesel yönetimlere daha fazla güç aktarılması gibi reformları savunuyor.

Ekonomide ise Starmer’dan daha solda görülüyor. Su ve enerji gibi sektörlerde kamulaştırmaya daha açık, kamu harcamaları konusunda daha iddialı bir çizgiye sahip. Ancak bu tutum, piyasaların da dikkatini çekiyor.

Burnham göre ise “Manchesterizm”, “iş dünyasıyla barışık bir sosyalizm” demek. Burnham, liderlik kampanyasının tanıtım videosunda bu yaklaşımı, “Makerfield gibi bölgeleri geride bırakan neoliberalizmin ve yukarıdan aşağıya zenginlik sızacağı varsayımına dayanan ekonomi anlayışının sonu” diye tanımlıyor.

Buna göre Manchesterizm, ekonomik büyümeyi desteklerken aynı zamanda ulaşım, konut, enerji ve diğer temel hizmetlerin toplumun daha geniş kesimlerine fayda sağlamasını hedefleyen bir model.

Tahvil piyasalarını neden endişelendirdi?

Burnham’ın geçen yıl yaptığı “Tahvil piyasalarına bağımlı olma anlayışını aşmalıyız” açıklaması, İngiltere devlet tahvillerinde satış baskısı yaratmıştı. Yatırımcılar bu sözleri, Burnham’ın başbakan olması halinde daha gevşek maliye politikası izleyebileceği şeklinde yorumladı.

Burnham daha sonra bu sözlerini yumuşatarak “Tahvil piyasaları tamamen görmezden gelinebilir, demedim” açıklamasını yaptı.

Buna rağmen olası bir Burnham hükümetinde piyasaların özellikle maliye bakanlığına kimin getirileceğini ve bir sonraki bütçenin ne zaman açıklanacağını yakından izlemesi bekleniyor.

Starmer’a karşı 'değişim' adayı

Burnham’ın Makerfield zaferi, İşçi Partisi için kritik bir döneme denk geldi. Aşırı sağcı Reform UK’nin yükselişte olduğu bir atmosferde Burnham, İşçi Partisi'nin oy oranını artırmayı başardı ve Reform adayını 9 binden fazla oy farkıyla geride bıraktı. Bu sonuç, onu Starmer sonrası dönemin doğal favorisi haline getirdi.

Eski Sağlık Bakanı Wes Streeting’in aday olmayacağını açıklayıp Burnham’a destek vermesi de yarışın hızla sonuçlanabileceği ihtimalini güçlendirdi. Başka güçlü bir aday çıkmazsa Burnham’ın İşçi Partisi liderliğine rakipsiz yürümesi ve kısa süre içinde başbakanlık koltuğuna oturması mümkün.

Analizlere göre, Burnham’ın en büyük avantajı, hem Westminster deneyimine sahip olması hem de son yıllarda kendisini “dışarıdan gelen değişim adayı” gibi sunabilmesi. En büyük zorluğu ise aynı çelişkide yatıyor: 24 yaşında parlamentoda araştırmacı, 28 yaşında özel danışman, 31 yaşında milletvekili olan bir siyasetçinin ne kadar “sistem dışı” sayılabileceği, önümüzdeki dönemin temel tartışmalarından biri olabilir.

Kaynağa Git

İlgili Haberler