Ana içeriğe geç

Türkiye Uçak Alıyor Ama Havacılık Sistemi Üretemiyor

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) eski Genel Müdür Yardımcısı Oktay Erdağı, Türkiye’nin havacılıkta büyüme hedeflerini değerlendirdiği yazısında, filoların genişlemesine rağmen bu büyümeyi destekleyecek altyapı, insan kaynağı ve kurumsal kapasitenin aynı ölçüde gelişmediğini savundu.

Türkiye Uçak Alıyor Ama Havacılık Sistemi Üretemiyor
Airport Haber
16

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) eski Genel Müdür Yardımcısı Oktay Erdağı, Türkiye’nin havacılıkta büyüme hedeflerini değerlendirdiği yazısında, filoların genişlemesine rağmen bu büyümeyi destekleyecek altyapı, insan kaynağı ve kurumsal kapasitenin aynı ölçüde gelişmediğini savundu.

Türkiye’nin 2033 yılında yaklaşık 1.500 uçaklık filoya ulaşmayı hedeflediğini hatırlatan Erdağı, asıl tartışılması gereken konunun uçak sayısından çok bu kapasiteyi güvenli, verimli ve sürdürülebilir biçimde yönetecek sistemin bulunup bulunmadığı olduğunu ifade etti.

“Havacılık Gücü Yalnızca Filo Sayısıyla Ölçülemez”

Erdağı, bir ülkenin havacılık seviyesinin sadece havayollarının sahip olduğu uçaklarla değerlendirilemeyeceğini belirtti. Eğitim, denetim, bakım-onarım, hava trafik yönetimi, havacılık tıbbı, genel havacılık, sportif havacılık ve araştırma-geliştirme faaliyetlerinin birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.

Uçak satın almanın görece kolay olduğunu kaydeden Erdağı, asıl zorluğun bu uçakları ayakta tutacak insan kaynağını, bakım altyapısını ve emniyet sistemini kurmak olduğunu söyledi.

Genel Havacılıkta Gerileme Eleştirisi

Erdağı, gelişmiş ülkelerde havacılığın temelini genel ve sportif havacılığın oluşturduğuna dikkat çekti. Hava taksileri, eğitim uçakları, amatör pilotlar, hava kulüpleri, planörler, helikopter işletmeleri ve küçük havacılık şirketlerinin sektör için birer yetişme alanı olduğunu ifade etti.

Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve İspanya gibi ülkelerde genel havacılık hava aracı sayısının 15 binin üzerinde bulunduğunu belirten Erdağı, Türkiye’de uçuş okulları dahil bu sayının yaklaşık 617 seviyesinde kalmasını yapısal bir sorun olarak değerlendirdi.

1990’lı yıllarda Türkiye’de yaklaşık 1.500 genel havacılık hava aracı bulunduğunu hatırlatan Erdağı, geçen sürede ekonomi, yolcu sayısı ve havayolu filoları büyürken genel havacılığın küçülmesinin gerçek bir büyüme olarak değerlendirilemeyeceğini savundu.

“Taban Küçülüyor, Yalnızca Tepe Büyüyor”

Erdağı, gelişmiş havacılık sistemlerinde pilotların, teknisyenlerin, bakım kültürünün ve yeni havacılık girişimlerinin büyük ölçüde genel havacılıktan yetiştiğini söyledi.

Türkiye’de ise havayolu filoları büyürken sistemin tabanını oluşturan genel havacılık ve helikopter işletmeciliğinin gerilediğini ifade eden Erdağı, bu modelin uzun vadede sürdürülebilir olmadığını belirtti.

1.500 Uçak İçin Altyapı Hazır mı?

Türkiye’nin 2033 hedefi doğrultusunda filo büyüklüğünü yaklaşık 1.500 uçağa çıkarmayı planladığını belirten Erdağı, mevcut park kapasitesinin yaklaşık 500 uçak seviyesinde olduğu yönündeki değerlendirmelere dikkat çekti.

Erdağı, bu kapsamda şu soruların cevaplanması gerektiğini ifade etti:

Uçaklar nerede park edecek? Hangarlar ve apronlar yeterli mi? Bakım merkezleri ve motor bakım altyapısı büyüme hızına hazır mı? Yedek parça lojistiği planlandı mı? Slot ve hava trafik kapasitesi güçlendiriliyor mu? Yeterli sayıda kontrolör, denetçi ve havacılık doktoru yetiştiriliyor mu?

Bu başlıklarda kamuoyuna sunulmuş kapsamlı ve tatmin edici bir yol haritası bulunmadığını savunan Erdağı, planlamanın ağırlıklı olarak uçak sayısı üzerinden yapılmasını eleştirdi.

İnsan Kaynağı ve Kurumsal Hafıza Vurgusu

Havacılığın yalnızca uçak ve altyapıdan ibaret olmadığını belirten Erdağı, insan kaynağı, kurumsal hafıza, denetim kapasitesi ve emniyet kültürünün sistemin temel unsurları olduğunu söyledi.

Binlerce işsiz pilot bulunduğu yönündeki tartışmalara rağmen yabancı pilot istihdam edilmesi, deneyimli uzmanların sistem dışına itilmesi, eğitim ve denetim kapasitesindeki zayıflama ile havacılık tıbbındaki eksikliklerin aynı yapısal sorunun parçaları olduğunu ifade etti.

SHGM’ye Gelir Odaklı Yönetim Eleştirisi

Erdağı, sivil havacılığın düzenleyici otoritesi olan SHGM’nin temel görevinin sektörden gelir elde etmek değil, emniyeti ve denetimi güçlendirmek, yatırımları teşvik etmek ve bürokrasiyi azaltmak olduğunu vurguladı.

Sektör temsilcilerinin artan ücretler, yeni mali yükler ve genişleyen ücretlendirme politikalarından şikâyet ettiğini belirten Erdağı, düzenleyici kurumun sektör üzerinde ilave maliyet oluşturan bir yapıya dönüşmesinin sorgulanması gerektiğini savundu.

“Güçlü devlet, sektöründen para kazanan değil, sektörünü büyüten devlettir” değerlendirmesinde bulunan Erdağı, başarı ölçütünün toplanan ücret değil, yetiştirilen pilot, açılan bakım merkezi, büyüyen genel havacılık filosu ve kurulan yeni işletmeler olması gerektiğini ifade etti.

Kapsamlı Sivil Havacılık Reformu Çağrısı

Erdağı, Türkiye’nin yeni sloganlardan ve rekor açıklamalarından çok kapsamlı bir sivil havacılık reformuna ihtiyaç duyduğunu belirtti.

Bu reformun genel havacılığı yeniden canlandırması, helikopter işletmeciliğini geliştirmesi, hava kulüplerini desteklemesi, bakım ve eğitim kapasitesini güçlendirmesi, denetçi sayısını artırması ve SHGM’yi asli düzenleyici kimliğine döndürmesi gerektiğini söyledi.

“Asıl Havacılık Yerde Kurulur”

Erdağı, değerlendirmesinin sonunda havacılığın yalnızca gökyüzünde uçan uçaklardan ibaret olmadığını vurguladı.

“Asıl havacılık yerde kurulur” diyen Erdağı, yerde altyapısı, insan kaynağı ve kurumsal kapasitesi zayıf olan bir sistemin gökyüzünde sürdürülebilir başarı üretemeyeceğini ifade etti.

Türkiye’nin uçak satın almanın ötesine geçerek uzun vadeli planlama, güçlü kurumlar ve devlet aklıyla bütüncül bir havacılık sistemi kurması gerektiğini kaydetti.

Kaynağa Git

İlgili Haberler