ABD'de işsizlik başvurularının 187 bin ile 1969'dan bu yana en düşük seviyeye inmesi, resesyon endişelerini gölgelerken sıkı istihdam pazarını tescilledi. Bu durum, Fed'in faizleri uzun süre yüksek tutma olasılığını artırarak küresel piyasalarda yeni bir fiyatlama dalgası başlattı.
İşsizlik maaşı talebinde sert düşüş
Açıklanan son verilere göre, ilk kez işsizlik maaşı talebinde bulunanların sayısı bir önceki haftaya kıyasla 22 bin kişi birden azaldı. Piyasalarda genel beklenti başvuruların 211 bin seviyesinde gerçekleşeceği yönündeyken, gelen 187 binlik veri tüm tahminleri boşa çıkardı. Daha az değişkenlik gösteren ve piyasanın ana yönünü daha sağlıklı yansıtan 4 haftalık ortalama işsizlik maaşı başvuruları da 207 bin 500’e geriledi. Kurumsal düzeydeki bu ani düşüş, iş gücü piyasasındaki mevsimsel dalgalanmaların ötesinde yapısal bir sıkılığa işaret ediyor. Bu büyüklükte bir sapma ABD genelinde ekonomik aktivitenin tahmin edilenden çok daha hızlı bir çark döngüsüne sahip olduğunu kanıtlıyor. Rakamlar, üretici ve hizmet sektörlerinin iş gücü talebini canlı tutmaya devam ettiğini tescillerken makroekonomik dengeleri de yukarı yönlü revize etmeye zorluyor.
İşsizlik başvurularındaki bu düşüşün arkasındaki temel dinamik, işverenlerin nitelikli personeli ellerinde tutma kararlılığı olarak öne çıkıyor. İşten çıkarmaların tarihi düzeyde sınırlı kalması, ekonomik aktivitenin canlılığını koruduğuna işaret ediyor. Ancak bu güçlü tablo, madalyonun diğer yüzünde bazı riskleri de barındırıyor. Küresel enerji maliyetlerinin ve petrol fiyatlarının yeniden tırmanışa geçmesiyle birlikte, şirketlerin ilerleyen dönemde artan girdi maliyetlerini nasıl dengeleyeceği merak konusu. Şimdilik iş gücü piyasası adeta alev alev yanmaya devam etse de maliyet baskıları önümüzdeki aylarda şirketlerin karlılık marjlarını zorlayabilir.
Ücret artışları enflasyon baskısını canlı tutuyor
İstihdam piyasasının bu denli sarsılmaz bir direnç göstermesi, doğrudan doğruya Fed'in para politikası patikasını etkiliyor. İş gücü piyasalarındaki sıkılık, ücret artışlarını tetikleyerek enflasyonist baskıyı canlı tutma potansiyeline sahip. Bu durum, bütünüyle %2'lik enflasyon hedefine odaklanan Fed yetkililerinin gevşeme adımlarında aceleci davranmayacağını gösteriyor. Vadeli işlem piyasaları şimdiden Fed’in eylül ayı gibi yakın bir vadede faiz patikasında daha şahin bir duruş sergileme riskini güçlü bir şekilde fiyatlamaya başladı. Sıkı istihdam, bankanın faiz indirimlerini ertelemesi ya da sıkı duruşu koruması için en büyük cephane haline gelmiş durumda. Bu tarihi veri akışıyla birlikte, ekonomi yönetiminin bir sonraki hamlesinin küresel piyasalardaki likidite akışını doğrudan etkileyeceği öngörülüyor.