Özgür Özel, 21 Temmuz 2026 Salı günü CHP Grup kürsüsüne yakasında altı oklu rozetle çıktı.
“…Bugün bu kürsüye her zamankinden farklı duygularla, belki de vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyarak çıktım ve huzurunuzdayım…” dedi.
Tarihi değil, tarihe not düşen bir konuşma yapmaya geldiğini söyledi.
2023 seçim yenilgisinden bugüne olanı biteni özetledi.
Yargının “sakatlandı” dediği 38. Olağan Kurultay’ı anlattı:
“…Seçim ilerlerken seçim yaklaşırken hep sordular bize, hep sordular. ‘Size gelip devletten konuşan var mı? Öyle bir yerlerden, derin yerlerden mesajlar geldi mi? Bir mutabakata vardınız mı? Bir taahhütte uzlaştınız mı?’ Ben hep ‘Yok’ dedim. ‘O zaman olmaz’ dediler. ‘Size ne partiyi, ne bu düzeni vermezler’ dediler. ‘Buralarda bu işler böyle dönmez, pazarlığı yapacaksın, taahhütte bulunacaksın, zararsız sistemin içerisinde olduğunu kanıtlayacaksın ancak ondan sonra gelip Genel Başkanlık oynayacaksın’ dediler.”
İsmini vermeden Kemal Kılıçdaroğlu’nu şikâyet etti:
“Yedi yıllık ilçe başkanıyla üçüncü kez tanışıp memnun olan yerine; partinin 10 farklı ilinde çayı demleyen emekçinin adını bilen, torununun adını bilenler iktidara geldi.”
CHP’den gitmeye mecbur bırakıldıklarını anlattı:
“Delegenin seçtiklerine karşı sarayın yetkilendirdikleri karar verecek. Sonra diyor ki ‘Arkadaşlar gitmeyin partiden. Durun burada, oturun burada. Bakın yakında, eylülün sonunda kurultay başlatacağım. Seneye nisana doğru sonlandıracağım. Yedi ay boyunca bizim birbirimizi yememizi, mahallelerde kavga etmemizi, bilmem neyi izlemek istiyor saray. Ben teşneyim bana verilen role. Gel sen de geç karşıma, tutuşalım parti içi güreşe. AK Parti bir dönem daha seçtirmek için Erdoğan’ı, baksın kendi işine.’ Yok öyle yağma, yok öyle yağma.”
Vakit tamam, veda hüzünlü ama umut var demeye getirdi:
“Bugün mecbur bırakılmış, vakti gelmiş, hüzünlü bir vedanın hemen eşiğindeyiz. Ancak yeni bir başlangıcın sarsılmaz umudunu içimizde taşıdığımızı da milletimizle paylaşmak isterim. Bu partinin evlatları Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu ülkenin kurucu partisi olduğunun, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu partinin kurucusu olduğunun, bu partinin onun iki eserinden birisi, gurur duyduğu bir eseri ve onun emaneti olduğunun farkındadır…”
CHP’nin işgal altında olduğunu savundu:
“…Artık partimiz butlanla, yargı kollarıyla, saray duvarları arasına sıkışmış bir esaretin ve bir işgalin altındadır. İşgal altında olan; Atatürk’ün mirasını korumanın sorumluluğu da artık bu salondadır, bizim omuzlarımızdadır.
Biz binayı terk ettik ama çıkarken mirası, emaneti alıp da çıktık. Miras bizdedir. Meşruiyet bizdedir. Yetki bizdedir, görev bizdedir.”