Ana içeriğe geç

Başarısızlıktan başarıya! Türkmenistan’ın uluslaşma ve devletleşme evrimi

Aydınlık Avrupa Okurlarından oluşan gezi ekibini Genel Yayın Yönetmenimiz Yener Güneş, “Geziye klasik ‘turistik ülke’ beklentisiyle değil, ‘sıra dışı bir deneyim’ yaşama beklentisiyle gidiyoruz. Bu ülke turizme yeni açılan bir ülke olduğu bilincinde olmamız gerektiğini” söylemişti.

Başarısızlıktan başarıya! Türkmenistan’ın uluslaşma ve devletleşme evrimi
Aydınlık
16

Sayın Yener Güneş’in uzun uğraşları sonucu 40 kişilik gezi grubu Türkmenistan’a giden en büyük gruplardan biri olmayı başardı.

Çeşitli nedenlerle Türkmenistan devleti dünyaya açılma politikasını farklı araçlarla sürdürmeye özen gösteriyor. Dolayısıyla çeyrek yüzyıldır Batı Asya’yı adeta felç eden ABD-İsrail destekli terör eylemleri karşısında teröre prim vermemeye çalışıyor. Terörün azdığı coğrafyada Türkmenistan’ın terörden hemen hemen hiç zarar görmemesi bir devlet yeteneği olarak görülebilir. Elde edilen kazanımlar genç Türkmenistan ulusal devlet aklının öngörüsü ve başarısı olarak görülebilir.

Türkmenistan otuz beş yıllık bir devlet. Tarihin getirdiği fırsatı doğru zamanda yakalayıp değerlendirmeyi başarmış. Uzun yıllar Çarlık Rusya ve Sovyetler Birliği çatısı altında önce bağımlı, sonra özerk cumhuriyet olarak yaşadı. 1991’de Sovyetler Birliği’nin çöküşünü diğer Türk cumhuriyetleri gibi, Türkmenistan fırsata dönüştürdü. Bağımsızlığını ilan etti. Türkmen halkının önüne çıkan tarihi fırsatın bağımsızlıkla sonuçlanmasında Türkmenbaşı Saparmurat Niyazov’un (1940–2006) önderliği belirleyici oldu.

Tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan Türkmenistan, Ahal, Balkan, Daşoğuz, Mari ve Lebap vilayetlerinden oluşan yedi buçuk milyon nüfuslu küçük bir ülke. Ama kurucu lider Türkmenbaşı Saparmurat Niyazov Türkmenistan’ın küçüklüğünü kabul etmiyor. Türkmenbaşı; “…tarihimizin başında kaderi gülen, dünyaya sesini duyuran, ancak son yedi sekiz asır içerisinde küçülüp kalan halkımızın, sayı bakımından az olsa da küçük halk olmadığını… zihninde, ruhunda, kanında… ecdadımızdan miras kalan büyüklüğünün yatmakta olduğunu” (Ruhnama, S. 61) görebilen bir önder.

Başarısızlıktan başarıya! Türkmenistan’ın uluslaşma ve devletleşme evrimi - Resim : 1

TÜRKMENİSTAN’IN ULUSAL RUHU; “RUHNAMA”

Türkmenistan devlet başkanlarının pratiğinde ulus devlet inşasının öncelikli bir yer edindiği görülüyor. Türkmenistan’ın kurucu cumhurbaşkanı Türkmenbaşı unvanıyla bilinen Saparmurat Niyazov, ulus ve ulusal devlet inşasına çağdaş değerler açısından yaklaşan bir lider olduğu izlenimi ediniyoruz.

Trajik bir yaşam öyküsü olan Saparmurat Niyazov’un babası II. Dünya Savaşı sırasında ölmüş. 1948 yılında meydana gelen yıkıcı Aşkabat depreminde annesi ve kardeşlerini kaybettikten sonra yetim kalmış. İlerleyen yıllarda Niyazov Sovyet Komünist Partisi içinde yükselmiş. 1985 yılında Türkmenistan Komünist Partisi Birinci Sekreteri olmuş. Türkmenistan 1991’de bağımsızlığını kazandığında “Türkmenbaşı” unvanıyla tarih, dil, kültür ve ulusal ruhun şekillenmesine, ulusal devlet pratiğini inşa sürecinde önderlik etmiş.

Saparmurat Niyazov “Ruhnama” adlı eserinde ulusal devlet inşasını çağdaş değerler temelinde geliştirmeye çalıştığı anlaşılıyor. “Ruhnama” eserini anlayabildiğim kadarıyla Atatürk’ün tarihi söylevi Nutuk’ta vurguladığı “devlet” anlayışıyla örtüşen noktalar olduğu anlaşılıyor. Bazı benzerliklerin olması doğal; çünkü yüzyıllar sonra ortaya çıkan bağımsız devlet olasılığını önce fırsata dönüştürüp pratikte şekil kazandırmaya çalışmış.

Başarısızlıktan başarıya! Türkmenistan’ın uluslaşma ve devletleşme evrimi - Resim : 2

KÜLTÜR-SANAT VE ŞEHİRLEŞME

Türkmenistan, adı etrafında büyük kültürel alt-üst oluşların yaşandığı bir coğrafya olarak anımsanır. Gezi boyunca duyup işittiklerimiz, Orta Asya’nın merkez ülkesi Türkmenistan’da büyük kültürel değişim ve gelişmelerin yaşandığını gösteriyor. Kuşkusuz, Aşkabat öteden beri kültürel devinimlerin yaşandığı bir şehir. Aşk şehri anlamına gelen beyaz Aşkabat, ancak düşlerde canlandırılabilen bir şehir görünümünde. Aşk, sevgi, şefkat, arzu anlamına gelen “Eşk” ile yerleşim yeri, mamur edilen yer, şehir anlamına gelen “Abad” ile birlikte Aşkabat şehrinin doğuşu rivayet edilir. Halk arasında vaha üzerinde kurulan ilk yerleşim yerinin bereketine ve güzelliğine inanan insanların duyduğu sevgi anlamına geldiği de söylenir.

Sevgi ve aşkın dalgalandığı başkent Aşkabat 1948 depreminde büyük ölçüde yıkılmış ve Sovyetler Birliği tarafından yeniden inşa edilmiş. Yeni Aşkabat’ta sayıları ve şehir dokusu içindeki yeri kaybolmaya başlamış olsa da Sovyetler Birliği döneminde yapılan binalar hâlâ ayakta.

Türkmenistan 1991 yılında bağımsızlığına kavuştuktan hemen sonra ilk devlet başkanı Türkmenbaşı Saparmurat Niyazov vatandaşlarına, “Size bembeyaz bir kent inşa edeceğim” diye söz vermiş. Uçak inişe geçerken şehrin süt beyazı görünümü büyüleyici ve göz alıcıydı. Uçaktan inip şehre doğru ilerlendiğinde, araç yoğunluğunun olmadığı geniş ve temiz caddelerde tümüyle beyaz araçlar akıyordu. Türkmenbaşı Saparmurat Niyazov’un halkına vaat ettiği modern, beyaz, temiz, gecesi ve gündüzüyle parıldayan Aşkabat’ı görmenin sevinci gezi grubunun yüzüne yansıyordu.

Ahal vilayeti içinde, İran-Türkmenistan sınırı boyunca uzayan Kopet Dağı silsilesinin eteğinde, gündüz ve gece farklı görünümüyle modern Aşkabat çağ ötesi, gerçekten fütüristik bir kent. Tümüyle mermer beyazı binaları, parkları ve anıt yoğunluğuyla, Karakum Çölü ortasında uygarlık anıtı gibi yükseliyor Aşkabat. Gece, renkli ışıklar altında parlayan Aşkabat, estetik görünümüyle dünyaya meydan okuyor. Karakum Çölü’nün içinde beyaz bir mücevher gibi parıldayan, eşi benzeri olmayan bir şehir. Bu şehri görmeden anlamak ve anlatmak olanaksız.

“Aşk ve Abad” kök sözcüklerinin bu denli kaynaştığı masalsı beyaz Aşkabat, mimarisi, kültürel dokusu ve estetik şehir güzelliğiyle bir simge. Beyaz şehrin geniş caddelerinde sessizce akan vasıtalarda bütünüyle beyaz. Bu özelliği nedeniyle UNESCO tarafından “Yaratıcı Şehirler Ağına” dahil edilmiş. Şehrin kavşakları, meydanları, Selçuklu döneminden günümüze, kahramanların ruhlarının canlandığı modern sanat ve kültürle içselleşmiş bir şehir. Orta Asya’nın merkezinde, Türkmenistan’ın derin tarihini yansıtmakla kalmıyor; bilim, kültür, sanat ve yaratıcılık yansıyor. Estetik dokusu ve görselliğiyle Aşkabat modern ve büyük bir müzeyi anımsatıyor.

Başarısızlıktan başarıya! Türkmenistan’ın uluslaşma ve devletleşme evrimi - Resim : 3

ANITLAR ŞEHRİ AŞKABAT

Aşkabat merkezde bulunan ve konakladığımız “Baht Köşkü” adeta bir anıta benziyor. Dört bir yanı açık “Baht Köşkünden” gece ve gündüz bütün Aşkabat’ın yakut gibi parlayan güzellikleri görülüyor.

Türkmenistan dünyanın tarafsız üç ülkesinden biri. Bağımsızlığın ilanından hemen sonra 1995 yılında tarafsızlığını ilan etmiş. BM’ye üye 185 ülke tarafından tarafsızlığı onaylanmış. Tarafsızlık Anıtı, ülkenin daimî tarafsızlık statüsünü simgeleyen; zirvesinde Türkmenbaşı Saparmurat Niyazov’un altın kaplama heykeli bulunan, Aşkabat’ın en görkemli eserlerinden biri.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından oy birliğiyle kabul edilen “Daimî Tarafsızlık Statüsü” aynı zamanda ülkenin iç ve dış siyasi yönelimini şekillendiren en temel ilkesi olarak anlam kazanmış. Mimarisiyle bağımsızlık anıtı: Türkmenistan’ın bağımsızlığını simgeleyen, geleneksel Türkmen otağı ve çadırı biçiminde tasarlanmış ülkenin tarihi anıtlarından. Geleneksel Türkmen çadırına benzediği gibi Türkmen kızlarının başlarına taktıkları Gupba adı verilen başlıktan esinlenilerek yapılmış.

Türkmen tarihinde yer alan üç büyük trajedi, Halk Hafızası (Hakıdası) kompleksiyle anlam kazanmış. 1879-1881 yılları arasında gerçekleşen Göktepe Savaşı, Türkmenistan tarihinde görülen en önemli kırılma noktası. Çarlık Rusyası orduları Türkmenlerin savunduğu Göktepe Kalesi’ni işgal etmiş. Başta kadın, çocuk ve ihtiyarlar olmak üzere 28.000 Türkmen kılıçtan geçirilmiş. Türkmenistan, tarihlerinde yaşanan en büyük yıkımı “Halk Hafızası” adı altında anıtlaştırmış.

Türkmenistan tarihinde ikinci büyük acı, II. Dünya Savaşı sırasında Sovyetler Birliği saflarında Hitler saldırılarına karşı verilen savaşta yaşanmış. II. Dünya savaşında Türkmenistan 700 yurttaşını kaybetmiş. Üçüncü acı, 1948 yılında meydana gelen depremde yaşanmış. Aşkabat büyük ölçüde yıkılmış, 110 bin insan hayatını kaybetmiş.

Halk Hafızası (Hakıdası) Kompleksi, üç büyük trajediyi anıtlaştırmış. Kompleks bağımsızlık ve egemenlik mücadelesi de dahil olmak üzere, Türkmenistan’ın yer aldığı çatışma ve depremde hayatını kaybedenlerin onuruna yapılmış. Anıt, bir çiçeğin taç yapraklarını andıracak şekilde yükselen ve göğe doğru daralan beş adet dev sütundan oluşur. Sütunlar merkezde yanan ebedi ateşi koruma çemberi gibi çevreler. Anıt alanı içinde Türkmen ulusal kahramanlarının heykelleri, siyah ve altın renkleri kullanılarak çarpıcı bir görünüm kazanmış. Aynı alanda Saparmurat Niyazov’un yazdığı “Ruhnama” adlı eserde simgelenmiş.

Bu anıtlar dışında daha pek çok anıt bulunur. Anayasa Anıtı bunlardan biri. Türkmenistan’ın ikinci en yüksek yapısı Anayasa Anıtı’dır. Anayasa Anıtı ülkenin anayasasına adanmış, geleneksel motiflerle süslenmiş üç sütun üzerine kurulu bir anıt.

Aşkabat Uluslararası Havalimanı, şehrin kapısı niteliğindeki yapı, Guinness Rekorlar Listesi’ne giren bir diğer mimari şaheser. Havada süzülen devasa bir laçin (Şahin) kuşu şeklinde tasarlanmıştır. Şehrin bu derece simetrik ve fütüristik olmasının arkasındaki temel neden, tüm tasarımların devlet tarafından tek bir ulusal kimlik ve güç anlayışıyla planlanıp inşa edilmiş olması.

Başarısızlıktan başarıya! Türkmenistan’ın uluslaşma ve devletleşme evrimi - Resim : 4

SELÇUKLU YILDIZI

Türkmenistan’ın tarihinde ve kültüründe sekiz köşeli yıldız motifi, yalnızca bir süsleme unsuru değil; Orta Asya eski Türk inanç sistemi ve İslam sonrası devlet geleneğinin birleştiği çok katmanlı bir görsel. Anadolu’da “Selçuklu yıldızı” diye de bilinir, ancak kökenleri Selçuklulardan daha eskiye uzadığı söylenir.

Eski Türk topluluklarında gök, yönler ve evrenin düzeni büyük önem taşır. Sekizgen biçimli yıldızın en eski anlamı, dört ana ve dört ara yön olmak üzere sekiz yönü temsil etmesi. Yıldız motifi, evrenin merkez ve çevre ile olan ilişkisini ifade eder. Ayrıca göçebe Türk topluluklarında çadır düzeni, otağ yerleşimi ve kutsal mekân anlayışı içinde yön ve semboller önemli bir yer tutar.

Türk mitolojisinde evren çoğu zaman merkez, gök kubbe ve dünya ekseni üzerinden tasvir edilir. Sekiz köşeli yıldız geometrik düzenin ifadesi olarak da yorumlanır.

Oğuz Han Yıldızı da denilen sekiz köşeli yıldız figürü, Türk kültürü ve tarihinde çok önemli bir yere sahip. Sekizgen yıldız görseli, başkent Aşkabat’ın ünlü Alem eğlence merkezini simgeleyen bir motif. Sekizgen yıldız figürün taşıdığı temel anlamı: Türk devlet geleneği ve soyu, Oğuz Han ve altı oğlunu simgelediği rivayet edilir. Bu kollardan türeyen 24 Oğuz boyunu ve Türk devlet geleneğindeki köklü birlikteliği temsil ettiği de iddialar arasında.

Sekizgen yıldızın Türkmenistan devlet armasının ana çerçevesini oluşturduğu bir başka bilgi.

Ülkedeki binalarda, anıtlarda ve bayraklarda hâkim geometrik formdur. Türkmen kültüründe bolluk, bereket, barış ve huzurun sembolü kabul edilir. Ayrıca İslam sanatı ve Doğu felsefesinde sekizgen şefkat, merhamet, sabır, doğruluk, sır tutma, sadakat, cömertlik gibi erdemleri sembolize ettiği iddia edilir. Selçuklu-Türkmen yıldızı köklü tarihi ve modern Türkmen ulusal kimliğinin ifadesi olarak alanlara görsel çekicilik kazandırıyor. Aşkabat şehir mimarisinde geometrik düşünüşün simgesi olarak anlam kazanıyor.

DEVAM EDECEK

Kaynağa Git

İlgili Haberler