Citi, 2026’nın ikinci yarısında emtia piyasalarının jeopolitik, iklimsel ve teknolojik şokların iç içe geçtiği bir döneme girebileceğini belirterek “kara kuğu” olarak nitelendirilen aşırı olayların giderek daha sık yaşandığına dikkat çekti.
Citi Research’ün Eric G. Lee liderliğindeki ekibinin 23 Temmuz’da yayımladığı raporda, 2026’nın ikinci yarısı ve sonrasına ilişkin olası uç risk senaryoları ele alındı.
Raporda, söz konusu senaryoların Citi’nin temel tahminleri olmadığı, gerçekleşme ihtimali bulunan ancak fiyatlar üzerindeki etkisi son derece yüksek olabilecek uç riskleri ortaya koymak amacıyla hazırlandığı vurgulandı.
Citi’ye göre 2020’den bu yana Kovid-19 salgını, Rusya-Ukrayna savaşı, ticaret savaşları, merkez bankalarının hızlanan altın alımları ve Orta Doğu’daki tekrarlayan çatışmalar emtia piyasalarında benzeri görülmemiş ölçüde aşırı fiyat hareketlerine neden oldu.
EN BÜYÜK RİSK ABD-İRAN GERİLİMİ
Citi, ABD ile İran arasındaki çatışmanın uzun süreli bir arz krizine dönüşmesini etkisi en yüksek uç risk senaryosu olarak değerlendiriyor. Banka bu senaryonun gerçekleşme ihtimalini ise “düşük” olarak sınıflandırıyor.
Rapora göre çatışmanın daha da tırmanması halinde İran, Körfez ülkelerindeki enerji altyapılarını hedef alabilir. Hürmüz Boğazı’nın uzun süre kapalı kalması ve Babülmendep Boğazı’nda yaşanabilecek kesintilerle birlikte küresel petrol arzında günlük 5 ila 10 milyon varillik kayıp ortaya çıkabilir.
Citi, böyle bir arz kaybının petrol fiyatlarında yüzde 100 ila yüzde 200 arasında artışa yol açabileceğini ve ham petrolün varil fiyatını 200 doların üzerine taşıyabileceğini hesaplıyor.
Bu senaryoda ABD’de perakende benzin fiyatlarının galon başına 6 doların üzerinde kalabileceği öngörülüyor.
Citi’ye göre Çin hariç küresel petrol stoklarının tüketimi karşılama süresi 70 günün altına indiğinde reel Brent petrol fiyatları geçmişte 150 doların üzerine çıktı.
Temmuz 2026 itibarıyla Çin dışındaki küresel petrol stokları yaklaşık 94 günlük tüketime karşılık geliyor. Ancak günlük 7-8 milyon varillik küresel arz açığının sürmesi halinde bu sürenin 2027 başında 70 günün altına gerileyebileceği tahmin ediliyor.
RUS ENERJİSİNDE YENİ YAPTIRIMLAR DOĞAL GAZI VURABİLİR
Citi, Rus enerji ihracatına yönelik daha sert kısıtlamaların uygulanma ihtimalini “orta” seviyede değerlendirirken, olası etkinin ham petrolden çok doğal gaz piyasasında hissedileceğini öngörüyor.
Rusya 2025 yılında yaklaşık 44 milyar metreküp LNG ihraç ederek küresel LNG arzının yaklaşık yüzde 7’sini karşıladı.
Sakhalin-2 projesinin LNG ihracatının yüzde 70’inden fazlası Japonya ve Güney Kore’ye giderken, Yamal LNG ihracatının 2026’da yaklaşık yüzde 90’ının Avrupa’ya yöneldiği belirtildi.
Rus LNG’sine küresel çapta yasak getirilmesi halinde yıllık 30 milyar metreküpün üzerinde arzın başka pazarlara yönlendirilmesi gerekecek. Citi, taşıma ve sözleşme kısıtlamaları nedeniyle bunun küresel LNG piyasasında ciddi arz açığı yaratabileceğini belirtti.
Rusya’nın Çin dışındaki ülkelere yıllık 70 milyar metreküpten fazla boru hattı gazı ihraç etmesi nedeniyle, boru gazına yönelik bir yasağın daha büyük kesinti yaratabileceğine dikkat çekildi.
BAKIR 20 BİN DOLARI AŞABİLİR
Citi’nin gerçekleşme ihtimalini “yüksek” olarak değerlendirdiği uç risklerden biri de kritik mineraller için küresel ölçekte başlayabilecek stratejik stoklama yarışı.
Rapora göre hükümetlerin büyük miktarlarda kritik mineral stoklamaya başlaması bakır fiyatlarını ton başına 20 bin doların üzerine taşıyabilir.
Citi, küresel rafine bakır stoklarının mevcut yaklaşık 1,3 aylık tüketim seviyesinden üç aylık tüketimi karşılayacak seviyeye çıkarılması durumunda iki yılda yaklaşık 4 milyon ton bakırın stoklanması gerektiğini hesapladı.
Tarihsel hurda bakır arz esnekliği dikkate alındığında bunun bakır fiyatını ton başına yaklaşık 23 bin dolara taşıyabileceği değerlendirildi.
Citi’nin temel senaryosunda ise bakır fiyatı yaklaşık 13 bin 500 dolar seviyesinde bulunuyor.
ALTIN ÖNCE YÜZDE 20 DÜŞÜP SONRA 6 BİN DOLARA ÇIKABİLİR
Rapordaki dikkat çekici senaryolardan biri de altına ilişkin.
Citi, altının kısa vadede mevcut seviyelerden yüzde 15 ila yüzde 20 daha düşebileceği, ardından ise orta ve uzun vadede güçlü bir yükseliş yaşayabileceği bir uç risk senaryosunu değerlendiriyor.
Altın fiyatı Ocak 2025’te ons başına 2 bin 500 dolar seviyesinden Şubat 2026’da 5 bin 500 dolara kadar yükselmiş, ardından yaklaşık 4 bin dolara gerilemişti.
Bankaya göre aşağı yönlü risklerin en yoğun olduğu dönem önümüzdeki dört ila altı hafta olabilir.
Altının 3 bin 800 doların altına düşmesi halinde borsa yatırım fonları ve kaldıraçlı pozisyonlarda büyük çaplı satış baskısının tetiklenebileceği belirtiliyor.
Orta Doğu’daki gerilimin reel faizleri ve doları yükseltmesi ile hisse ve tahvil piyasalarındaki pozisyon ayarlamalarının likidite kaynaklı satışlara yol açması olası düşüşün başlıca nedenleri arasında gösteriliyor.
Buna karşın Citi, altının orta ve uzun vadeli görünümüne oldukça iyimser yaklaşıyor.
Çin’in 1,3 trilyon doları aşan ticaret fazlası, merkez bankalarının devam eden altın alımları, küresel mali sürdürülebilirliğe ilişkin endişeler ve de-dolarizasyon eğilimi altın talebini destekleyen temel unsurlar olarak sıralandı.
Citi, enflasyonun belirgin şekilde gerilemesi ve yatırımcı talebinin yeniden güçlenmesiyle altının önümüzdeki birkaç yıl içinde ons başına 6 bin dolara ulaşabileceğini öngörüyor.
AŞIRI EL NINO TARIM ÜRÜNLERİNİ VURABİLİR
Citi’nin “orta olasılıklı, yüksek etkili” olarak değerlendirdiği bir diğer risk aşırı güçlü El Nino koşulları.
Rapora göre aşırı El Nino’nun tarımsal emtialar üzerindeki etkisi üründen ürüne değişiklik gösterecek.
Kakao, şeker ve Robusta kahvesinin en fazla etkilenecek ürünler olması beklenirken, bunları soya fasulyesi takip ediyor. Mısır ve buğday üzerindeki etkinin ise daha sınırlı kalabileceği değerlendiriliyor.
Batı Afrika’da 2023-2024 dönemine benzer Harmattan koşullarının oluşması halinde kakao arzının ciddi biçimde zarar görebileceği ve fiyatların yeniden ton başına 10 bin dolar veya üzerine çıkabileceği tahmin ediliyor.
Şekerde ise Hindistan’daki yağışların zayıf kalması ile Tayland ve Brezilya’daki hava koşullarının küresel fiyatları libre başına 20 sentin üzerine taşıyabileceği belirtiliyor.
YAPAY ZEKÂ EMTİA PİYASASINI İKİ YÖNLÜ ETKİLEYEBİLİR
Citi, yapay zekâya ilişkin senaryoların emtia piyasaları üzerindeki etkisini “düşük-orta olasılıklı” ancak son derece farklı sonuçlar yaratabilecek bir risk olarak değerlendiriyor.
Yapay zekâ altyapısının büyümesi elektrik, doğal gaz, uranyum, bakır ve alüminyum gibi şebeke metallerine yönelik talebin önemli bir kaynağı haline geliyor.
Raporda ABD’de veri merkezlerinin elektrik tüketiminin 2030’a kadar yaklaşık iki katına çıkmasının beklendiği belirtildi.
Yapay zekâ balonunun patlaması halinde veri merkezi yatırımlarının sert biçimde gerileyebileceği ve bakır, doğal gaz ve uranyuma yönelik mevcut ve beklenen talebi aşağı çekebileceği değerlendiriliyor.
Buna karşılık yapay zekânın verimlilik artışlarını hızlandırması, enerji tüketimini artırması ve elektrik şebekesi yatırımlarını öne çekmesi halinde bakır ve alüminyumdaki yapısal arz açığı beklentilerinin daha da güçlenebileceği belirtiliyor.
Citi bu senaryoyu, bakır fiyatlarının 17 bin dolara çıkabileceği iyimser senaryolardan biri olarak değerlendiriyor.
Raporda altının ise yapay zekâ kaynaklı hem yükseliş hem de çöküş senaryolarında yukarı yönlü potansiyeli bulunan asimetrik bir korunma aracı olduğu ifade edildi.
RUSYA-ÇİN BORU HATTI LNG FİYATLARINI DÜŞÜREBİLİR
Citi, Rusya ile Çin’in Sibirya’nın Gücü 2 doğal gaz boru hattı için nihai anlaşmaya varmasını “orta olasılıklı, yüksek etkili” bir senaryo olarak sınıflandırıyor.
Yıllık 50 milyar metreküp kapasiteli hattın 2030 civarında faaliyete geçmesi halinde Çin’in LNG ithalat ihtiyacının önemli ölçüde azalacağı ve 2028’den itibaren beklenen küresel LNG arz fazlasının daha da büyüyeceği değerlendiriliyor.
Bu senaryoda Asya LNG göstergesi JKM’nin milyon İngiliz ısı birimi başına 5-6 dolara kadar gerileyebileceği tahmin ediliyor.
Bu seviye, 2029-2030 teslimatlı mevcut vadeli fiyatların 8 doların üzerindeki seviyesinin ve yeni LNG ihracat terminallerinin çoğu için hesaplanan 7-10 dolarlık başa baş maliyetinin altında bulunuyor.
PETROLDE 1973 BENZERİ ŞOK SENARYOSU
Rapordaki bir diğer düşük olasılıklı ancak yüksek etkili senaryo ise ABD’nin Monroe Doktrini’ni aşırı bir biçimde uygulayarak Latin Amerika’dan ve potansiyel olarak Batı Yarımküre’nin tamamından petrol ihracatını engellemesi.
Bu durumda Meksika dahil Latin Amerika’daki günlük yaklaşık 9,8 milyon varillik petrol üretiminin küresel piyasadan çekilebileceği belirtildi. Bu miktar dünya petrol üretiminin yaklaşık yüzde 10’una karşılık geliyor.
Citi, böyle bir arz şokunun 1973 Arap petrol ambargosuyla karşılaştırılabilecek hatta daha büyük bir etki yaratabileceğini değerlendiriyor.
Bu senaryoda Brent ve Dubai gibi küresel petrol göstergelerinin 100 doların üzerine çıkabileceği, buna karşılık WTI ve WCS gibi Amerika kıtası göstergelerinin ihracat imkanlarının daralması nedeniyle 30 doların üzerinde iskonto ile işlem görebileceği tahmin ediliyor.
Citi’ye göre jeopolitik krizler, stratejik stoklama, iklim olayları ve teknolojik dönüşümün aynı dönemde etkili olması, emtia piyasalarında geçmişte nadir görülen aşırı fiyat hareketlerinin giderek daha sık yaşanabileceği bir döneme işaret ediyor.