Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı'na getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, canlı yayında mutlak butlan kararı, parti içi arınma süreci, Özgür Özel'in iktidar ile temasları ve yolsuzluk iddialarını değerlendirdi.
KAYYIM ATANMASINI ENGELLEMEK İÇİN KARAR KABUL EDİLDİ
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi kapılarının milletvekillerine kapatıldığını belirten Kemal Kılıçdaroğlu, mutlak butlan kararını kayyım atanmasını engellemek amacıyla kabul ettiğini ifade ederek parti yönetimine eski kadronun geleceğini ve parti içinde bir arınma süreci başlatacağını açıkladı. Mahkeme süreci devam ederken iki belediye başkanı ve bir eski parti yöneticisiyle görüştüğünü aktaran Kılıçdaroğlu, kayyım atanmasına karşı çıkacağını ancak mutlak butlan kararı durumunda görevi bırakmak zorunda olduğunu partililere ilettiğini belirterek, "CHP Genel Merkezi'ne milletvekilleri geldiği zaman, sıradan bir yurttaş geldiği zaman, protesto için geldiği zaman genel merkeze davet ederiz. Milletvekillerine tarihte ilk kez genel merkezin kapıları kapatıldı. Mutlak butlan kararını kabul etmeseydim ne olurdu? Buraya valilik bir kaymakamı kayyım olarak atardı. Sadece ben gelmiyorum, eski yönetim olduğu gibi geliyor. Benden niye korkuyorlar. Çünkü ben arınmayı yapacağım diye korkuyorlar. Bu partinin kültüründe itiraz kültürü vardır. Genel başkanlar itirazı sonuna kadar dinler. Ama hiçbir zaman bu partide kirli ilişkilere yer verilmemiştir, kirli ilişkilere bulaşanları da bu parti bağrında barındırmamıştır. Duruşma, alt mahkemedeyken üç arkadaşım geldi, iki belediye başkanı ve bir eski parti yöneticisi. Ne yapacaksın diye bana sordular. Onlara şunu söyledim. Partiye mahkeme kayyım atarsa ben buna itiraz ederim çünkü 100 yılık partiyi kayyım yönetemez ama mutlak butlan kararı verirse ben mecburum gitmeye. Partinin eski yöneticileri atanacak. Bana görev veriliyor, partiyi alın doğru dürüst bir kurultay yapın, yolunuza devam edin, bu kadar basit." dedi.
YARGI İLE TEMAS İDDİALARI REDDEDİLDİ
Hakkındaki yargı mensuplarıyla görüşme iddialarını reddeden Kılıçdaroğlu, yayınladığı videonun olağan bir durum olduğunu ve yargı ile ilişkisinin kanıtlanması halinde görevini bırakacağını ifade ederek partinin ahlaki üstünlüğünü koruması gerektiğini vurguladı. Yıpratma amacı taşıyan iddialara değinen Kılıçdaroğlu, "Ben kararın çıktığını bilsem böyle bir video yayınlar mıydım? Ben belli dönemlerde videolar çekiyorum zaten. Bir gün benim mahkemeye gittiğimi, bir gün yargıçla konuştuğumu, bir gün ilişkide bulunduğumu kanıtlarsanız, yarın sabah genel başkanlığı bırakıyorum. Bu tür olaylar doğrudan doğruya yıpratma amaçlı gündeme getiriliyor. Partinin kirlilikten arınması lazım, nokta. Bu parti kirliliği kabul etmez. Tarihte hiçbir dönemde partinin ahlaki üstünlüğüne yönelik hiçbir söz söylenemedi. Ahlaki üstünlüğe yönelik bütün eleştiriler dikkate alınmak zorundadır." şeklinde konuştu.
AK PARTİ İLE MÜZAKERE SÜRECİNE ELEŞTİRİ
Özgür Özel'in Adalet ve Kalkınma Partisi ile yürüttüğü diyalog sürecine karşı çıktığını belirten Kılıçdaroğlu, siyasi iktidar ile müzakere yerine mücadele edilmesi gerektiğini savunarak kurultay sonrası Özel'e bazı belediye başkanlarının aday gösterilmemesi yönünde uyarıda bulunduğunu aktardı. Arka kapı diplomasisini ve raporları bulunan kişilerin aday yapılmasını eleştiren Kılıçdaroğlu, "Erdoğan'ı her dönem eleştirdim. Özgür Bey, müzakere edeceğiz dediği zaman tweet yayınladım. Müzakere edilmez, mücadele edilir dedim. Bir partinin genel başkanı, geçmişte Meclis Başkanlığı yapmış AK Partili birisiyle iki saat ne görüşür? Çıktıktan sonra da 'Partinin sorunlarını görüştük'. CHP Genel Başkanı, AK Parti'nin önemli bir aktörüyle partinin sorunlarını nasıl görüşüyor, gazetecisiniz niye sormuyorsunuz. Arka kapı diplomasisini kim söylüyor. Bütün bunlar unutuluyor, 'Kılıçdaroğlu şunu şunu yaptı.' Yok efendim. Memleketi bu duruma kim getirdi? Ülkenin içinde bulunduğu sorunu aşmak, Türkiye'yi darbe yasalarından kurtarmak için hangi öneri geldi? Siyaset üretmeniz lazım, kısır tartışmaların çekişmelerin dışına çıkmanız lazım. 38. Olağan Kurultay'dan hemen sonra Özgür Bey’e partinin içinde bulunduğu bazı temel sorunları açıkladım. Samimiyetime bakın. Bazı belediye başkanlarını göstermeyin, bunlarla ilgili partinin arşivlerinde raporlar var dedim, gösterdiler, bir kısmı içeride şimdi. Ben konuşmuyorum, parti zarar görmesin diye. Parti ahlaki üstünlüğünü kaybedemez." ifadelerine yer verdi.
BELEDİYE BAŞKANLARININ DENETİMİNE VURGU
Cumhuriyet Halk Partisinin birinci parti konumunda olmasını olumlu karşıladığını belirten Kılıçdaroğlu, geçmişte birçok belediye başkanının istifa ettiğini veya parti değiştirdiğini hatırlatarak belediye harcamalarının denetime tabi tutulması ve halka hesap verilmesi gerektiğini dile getirdi. Kendi siyasi geçmişindeki soruşturma süreçlerine de değinen Kılıçdaroğlu, "Ben birinci parti olmasından son derece memnunum ama bu bir süreç işidir. Kaç belediye başkanı istifa etti, kaçı AK Parti'ye geçti. 40'ın üstünde. En çok soruşturmayı geçiren kişi benim siyasette. Hiç kimse benim ahlakımı tartışmaz. Bir belediye başkanı halka hesap verir pozisyonundaysa kimse o belediye başkanına bir şey yapmaz. CHP'li belediye başkanı, başında kendisi hakkında her an soruşturma açılacak bir organ olacağını bilmeli. Aziz Kocaoğlu, 397 yılla yargılandı. Yılmaz Büyükerşen yargılandı. Ama belediye meselesini hiçbir zaman parti meselesi haline getirmedik. Harcama belediyenin harcamasıdır, gidip hesabını vereceksin. Yapılan harcamaları denetleyeceksiniz." dedi.
RÜŞVET İTİRAFLARI İÇİN HUKUKİ SÜREÇ ÇAĞRISI
Belediye başkanlarından para talep edildiğine dair iddialara ve mecliste bulunduğu belirtilen döviz konusuna değinen Kılıçdaroğlu, parti yönetiminin bu itiraflar karşısında hukuki süreç başlatmamasını eleştirerek kişisel zenginleşmeye müsamaha gösterilemeyeceğini aktardı. Rüşvet iddialarının takipçisi olunması gerektiğini savunan Kılıçdaroğlu, "Kendilerinden para istendiğine dair itiraflar var. Bir parti, belediyeden para isteyemez. Bu belediye başkanına git rüşvet al demektir. Hazineden gelen parayla belediyeden gelen kıyak aynı şey olur mu? İlkokul mezunu bir gariban bile böyle şey olmaz der. 'Sayın Özel, bu yanlıştır' denmiyor. O genel başkan yardımcılarından tazminat davası açan var mı? Bu adam ben rüşvet verdim diyor, niye takip etmiyorsunuz. Mecliste 250 bin dolar poşet içinde unutulmuş, haberi yazan hakkında niye dava açılmıyor. Ben o Meclis Başkanı'nın da neler yaptığını gayet iyi biliyorum. Tutanak tutuldu... Bu haberi yapan kişi hakkında dava açmaz mısınız? Bunlar sorgulanmadan ahlaki üstünlüğü sağlayamazsınız. Ahlaklı olmak başka bir şeydir? Siyasi demeç verirsiniz, siyasi tutuklu olursunuz, bunların tamamına saygım vardır. Ama kişisel çıkara dönük, zenginleşmeye dönük kapıyı CHP açamaz, tarihinde açmamıştır." ifadelerini kullandı.
İMAMOĞLU'NUN ELEŞTİRİLERİNE YANIT VERİLMEYECEK
Görevden alınan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun eleştirilerine doğrudan yanıt vermeyeceğini belirten Kılıçdaroğlu, yolsuzluk iddialarında çifte standart uygulanmaması gerektiğini ifade ederek tutuklu bulunan Sarıyer Belediye Başkanının durumuna dikkat çekti. İddianamelerin incelenmesi amacıyla bir komisyon kurulduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, "Ekrem Bey'in içinde bulunduğu psikolojik durumu biliyorum. Ona cevap vermek gibi bir niyetim yok. Arınma kavramı önemlidir. Temizlik kavramı önemlidir. Erdoğan'ı siyasi partiler içinde en çok ve en sert eleştiren kişi benim, mahkum olan kişi de benim. İBB iddianameleriyle ilgili hukukçu değilim. Burada bir komisyon kurduk bütün belediye başkanlarıyla ilgili. Bütün iddianameleri okuma şansım yok. İmamoğlu tutuklandığında evini ziyarete gittim, kapının önünde basın açıklamasında ne söylediysem aynı noktadayım. Yolsuzluğun partisi olmaz. Yolsuzlukta çifte standart uygulaması yanlıştır. Özgür Bey'e bazı belediye başkanlarının aday gösterilmemesine ilişkin dört isim vermiştim. Elimizdeki rapor öyleydi. Sarıyer Belediye Başkanımız niye içeride. Niye bunu sorun etmiyorsunuz? O da yıllar yılı hizmet verdi. Gitmiş bir atölyeden kazak, gömlek almış. Atölye DHKP/C'ye aitmiş. Bundan ötürü bir belediye başkanı hapse mi atılır?" şeklinde konuştu.
ÇIKAR İLİŞKİLERİNE YÖNELİK İHRAÇ UYARISI
Siyasallaşmış yargı ortamında dahi rüşvet itiraflarının incelenmesi gerektiğini savunan Kılıçdaroğlu, çıkar elde ettiği tespit edilen kişilerin partide barınamayacağını, haksızlığa uğrayanlara ise hukuki destek sağlanacağını belirterek kurumsal yapının yıpranmaması adına isim vermekten kaçındığını ifade etti. Yolsuzluk iddialarının siyasi gerekçelerle örtbas edilemeyeceğini belirten Kılıçdaroğlu, "Belediye başkanı yanlış bir şey yapmamışsa, çıkara dönük bir şey yapmamışsa başımın üstünde yeri vardır. Çıkara dönük bir şey yapmışsa onun bu partide yeri yoktur, kimse kusura bakmasın. Bizden avukat isterlerse göndeririz. Yargının siyasallaştığını en çok söyleyen benim. Adam para istediler verdim diyor. İtirafçılar var. Hepsi tespit ediliyor. Siyasi mi diyeceğiz buna. Keşke hepsini çürütseler. O zaman bu davaları tamamen kapatalım, Türkiye'de yolsuzluk yoktur diyelim. Hakimler taraflı olduğu için CHP'ye yönelik operasyondur diyelim, bu işi bitirelim. Ben isim vermiyorum. Ben bu partinin yıpranmasını istemem. Siz onları değil beni sorguluyorsunuz." dedi.