Ana içeriğe geç

Özel'den Erdoğan'ın "dış mihrak" çıkışına cevap: CHP'de bir tane dış mihrak varsa o da sensin

CHP lideri Özgür Özel, Partisine yönelik mutlak butlan sürecine işaret eden Özel, "Esas olan CHP'dir. Ülkeyi kurmuş ülkeyi sandığa getirmiştir. Bu yüzden aslolan CHP'yi atanmışların değil, seçilmişlerin yönetmesidir" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın CHP'ye yönelik "dış mihrak" açıklamalarına da cevap veren Özel, "CHP'de bir tane dış mihrak varsa o da sensin" ifadesini kullandı.

Özel'den Erdoğan'ın "dış mihrak" çıkışına cevap: CHP'de bir tane dış mihrak varsa o da sensin
Karar
16

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Gaziantep'te sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldiği toplantıda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Mağlubiyetleri geride bıraktıklarını belirten Özel, "Bir daha kaybetmeye tahammülümüz yok" dedi. Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın partisini hedef olan sözlerine ilişkin, “Bizimle uğraşan (Erdoğan) bugün de döndü CHP için diyor ki ‘İçlerinde bir şey var, biz hiçbir yerinde yokuz’. Yemin ederim ki neresinde biliyor musunuz? Tam göbeğinde. İnşallah ‘CHP dış mihraklar tarafından içine sokulanlardan kurtulacak’ diyor. Vallahi CHP içinde bir dış mihrak varsa o da sensin, senin parti üstünde yaptığın hesaplar" şeklinde cevap verdi.

"GAZİANTEP'TE GÖRDÜĞÜMÜZ TABLO UMUT VERİYOR"

Özel, konuşmasına Gaziantep'teki buluşmaya gösterilen ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirerek başladı. Kentte gördüğü ilginin geleceğe dair umut verdiğini belirten Özel, farklı kesimlerin toplantıya yoğun katılım göstermesinin değişim beklentisinin göstergesi olduğunu söyledi.

Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“‘CHP DEĞİŞİRSE, TÜRKİYE DEĞİŞİR’ DEDİK, YOLA ÇIKTIK”

“Görünen kısmıyla yaşadıklarımızı biliyorsunuz. Kısaca özetleyeyim. Aslında bizim hikayemiz 14 - 28 Mayıs 2023 seçimlerinden, kazanmayı çok istediğimiz ve özellikle kazanıldığında Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına yepyeni bir başlangıcın olacağı ve Gazi unvanı taşıyan bu kente yakışır bir yönetimle yeniden ayağa kalkmayı, kalkınmayı, birlikte öğretmeyi, birlikte kazanmayı, hakça paylaşmayı, geride Cumhuriyet’in; ki kimsesizlerin kimsesidir, kimseyi geride bırakmamayı, hiç bir çocuğu hayat yarışına kapatamayacağı kadar bir farkla geriden başlatmamayı umut eden bir Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına başlamak istiyorduk. Olmadı. Olmadı, yıkıldık. Olmadı, üzüldük. Olmadı, kahrolduk. Öyle günler yaşadık ki sokaklar bomboştu sanki. Öyle günler yaşadık ki emekli öğretmenler, öğretmen evine gidemez, gitmez oldular. Gençler, büyük bir üzüntüyle, büyük bir karamsarlıkla zihinlerinde valizleri toplamaya başladılar. Anketler, gençlerin yüzde 78’inin yurtdışına gitmek ve orada hayat kurmak, buralara dönmemek gibi fikirlere kapıldığını söylediler. Başlar öndeydi. Yan yana geçen partililer bazen birbirini görmüyordu, yere bakıyordu herkes. Bir duygusal kopuş vardı. Biz o günlerde partinin her yaştan gençleri ile birlikte ‘değişim’ dedik. ‘Cumhuriyet Halk Partisi değişirse Türkiye değişir’ dedik.”

"ANKETLER DE BUNU SÖYLEDİ"

“‘Eğer değişmeden, hiçbir şey olmamış gibi bu duygusal kopuşu görmeden, bu yükü görmeden, bu mutsuzluğu görmeden yerel seçimlere gidersek kimse sandığa gelmez. Bizim seçmen küser, düşük katılım oranları olur.’ Biz bunları söyledik. Anketler de bunu söyledi. Partinin oy oranları yüzde 13’lere, kararsızlar, protesto, tepki oyları yüzde 40’lara çıkarken partinin oyları yüzde 13’lere düşmüştür. Biz, ‘değişim’ diyelim dedik. ‘Yola çıkalım’ dedik. Dediler ki ‘Olmaz ki.’ Hatta öyle şeyler söylendi ki ‘Bu delege yapısıyla Atatürk gelse değişmez. Bu delege yapısıyla Atatürk gelse kurultay kazanılmaz’ dendi. İlk ben itiraz ettim. Dedim ki biz bu kurultayı, kurultay salonundaki delegelerle yapacağız ama o delegeleri memleketinden uğurlarken torunu ona bir şey söyleyecek. Evladı ona bir şey söyleyecek. Kızı ona bir şey söyleyecek. Eşi kapıdan yollarken ‘aman ha’ diyecek. O delegeyi, bizim berber ikna edecek dedim. O delegeyi, asansörde birlikte yukarı çıktığı 16 yaşındaki genç kız öğrenci ikna edecek dedim. O da delegeyi Ankara’da en son bindiği taksinin şoförü ikna edecek.”

“O KURULTAYIN NASIL KAZANILDIĞINI HEPİMİZ BİLİYORUZ”

“Biz kurultay salonuna girdik. Her şey kendi seyrinde akarken böyle yukarıdan, soldan, arkadan 3-5 belki 10 gencin bir sloganını duyduk. Sonra hani böyle saman alevi nasıl yayılır birden, bütün salona yayıldı, gün boyu susmadı, oylar kullanılırken dışarıdan aynı sesler geliyordu. O gün orada olanlar biliyor, gazeteci arkadaşlar biliyor, hepimiz biliyoruz. ‘Delege, sokağın sesini dinle’ diye bir slogan, 10 binlerce kişinin bir anda sahiplendiği bir hale geldi. Hani Tayyip Bey de çok merak ediyor ya kurultaya, onu dedi, bunu dedi ya. Sonra içeriden birilerinin bir takım meczupları, yalanları bilmem neleriyle bir tane kanıt olmadan kurultaya laf söylediler ya. O kurultayın nasıl kazanıldığını, sokak sokak, asansör asansör, berber berber, manav manav, taksi taksi, adım adım nasıl kazanıldığını biz hepimiz biliyoruz. Ve o sokağın sesini dinleyen delege, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir kere bir şey yaptı. Bir partinin genel başkanını seçimle değiştirdi. Yok daha önce, örneği yok. Ve o gün işte bizim hikayemiz başladı.”

"BİZ, KURULDUĞU GÜNDEN BERİ AK PARTİ’Yİ İLK KEZ YENDİK"

“Ne oldu biliyor musun? Geçmişlerde 60’lı yaş ortalamalarında, 55’li yaş ortalarında olan Parti Meclisi, 42 yaş ortalamasına geldi, MYK, 44’e geldi. Yarısı kadın, yarısı erkek oldu. O güne kadar partinin yüzde yarım bütçe ayırdığı ölçme değerlendirmeye yüzde 15 pay ayrıldı. Parti ne yapıyorsa, rakipleri nasıl yapıyorsa öyle yapmaya başladı. Salonda söz vermiştik. ‘Bu partiyi ülkenin en iyi yönetilen kurumlarından biri haline getireceğiz’ diye. Öyle yaptık. Beş ayda gençlere, kadınlara ve bilime, bilimsel çalışma yöntemlerine önem vererek bir büyük hikayeyi başlattık. Ve millet, seçmen partideki değişimi, öz eleştiriye saydı. Dedi ki ‘Bunlar özeleştirilerini yaptılar, değiştiler ve karşımızda bir değişim görüyoruz, buna şans veriyoruz. İşte o gün biz, 47 yıl sonra ilk kez Cumhuriyet Halk Partisi’ni yeniden birinci parti yaptık.

Biz, kurulduğu günden beri AK Parti’yi ilk kez yendik. Tayyip Erdoğan’a ilk kez mağlubiyet yaşattık. İlk kez onları mağlubiyetle tanıştırdık. Biz, 50 yıl sonra galibiyetle tanışırken onlar 23 yıl sonra mağlubiyetle tanışırken kürsüye çıktık ve dedik ki ‘Bu seçimin kazananı bizsek kaybedeni yoktur’ dedik. ‘Kimseyi verdiği oya pişman etmeyeceğiz’ dedik. Ve dedik ki ‘Bu bize verilmiş olan, tüketelim diye bir kredi değildir, tüketici kredisi değildir. Bu bir yatırımcı kredisidir. Seçmen, Türkiye’nin geleceğine yatırım yapmıştır. Günü gelince bakacaktır. İyi değerlendiriliyorsa yatırımını sürdürecek, arttıracak, kötüyse geri çağıracaklar’ dedik.”

Kaynağa Git

İlgili Haberler