Hava sıcaklıklarının artışıyla birlikte sivrisineklerin üreme alanlarında genişleme gözleniyor. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Müberra Hraloğlu, halk arasında Asya kaplan sivrisineği olarak bilinen "Aedes albopictus" türünün biyolojik özellikleri ve yayılım alanları hakkında açıklamalarda bulundu.
GÜNDÜZ SAATLERİNDE DE AKTİF OLAN TÜR: AEDES ALBOPİCTUS
Asya kaplan sivrisineğinin sadece gece değil, gündüz saatlerinde de aktif olarak ısırma eğiliminde olduğunu belirten Dr. Müberra Hraloğlu, bu türün taşıyabileceği viral enfeksiyonları şu şekilde sıraladı:
Dang Humması (Dengue Fever)
Chikungunya Virüsü
Zika Virüsü
Her sivrisinek ısırığının hastalık bulaştıracağı anlamına gelmediğini, virüsün geçebilmesi için sineğin bu mikrobu taşıyor olması gerektiğini ifade eden Dr. Hraloğlu, "Sivrisinek ısırıkları çoğunlukla lokal reaksiyonlarla (kaşıntı, kızarıklık, şişlik) sınırlı kalır. Ancak ısırık bölgesinin yoğun şekilde kaşınması cilt bütünlüğünü bozarak ikincil enfeksiyonlara zemin hazırlayabilir. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve bağışıklık sistemi baskılanmış bireyler süreçten daha fazla etkilenebilir" dedi.

ISIRIK SONRASI BU BELİRTİLERE DİKKAT EDİLMELİ
Dr. Hraloğlu, sivrisinek ısırığının ardından sadece bölgesel reaksiyonların ötesinde sistemik belirtiler gelişmesi durumunda sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğini kaydetti. Takip edilmesi gereken klinik belirtiler şunlardır:
Yüksek ateş ve baş ağrısı
Kas, eklem ağrıları ve halsizlik
Vücutta döküntü ve gözlerde kızarıklık
Bulantı ve genel durum bozukluğu
Uzman isim, özellikle yakın dönemde seyahat öyküsü bulunan kişilerin bu semptomları daha hassas değerlendirmesi gerektiğini vurguladı.
SAKSI ALTLIKLARI VE GİDER ÇEVRELERİ ÜREME ALANI OLUŞTURUYOR
Asya kaplan sivrisineğiyle mücadelede en temel yöntemin ilaçlamanın ötesinde, durgun su kaynaklarının kurutulması olduğunu belirten Dr. Müberra Hraloğlu, mikroskobik düzeydeki su birikintilerinin bile üreme alanı olabileceğine değindi:
"Bu tür, çok küçük miktardaki durgun sularda bile üreyebilir. Saksı altlıkları, kovalar, bidonlar, kullanılmayan kaplar, araç lastikleri, bahçe sulukları, çatı olukları ve gider çevreleri kaynak oluşturabilir. Kapının önündeki küçük bir su birikintisi bile sivrisineklerin çoğalması için yeterlidir. Bu nedenle ev ve çevresindeki su birikintileri düzenli olarak kontrol edilmeli, kullanılmayan kaplar ters çevrilmeli ve su dolan alanlar boşaltılmalıdır."
BİREYSEL KORUNMA YÖNTEMLERİ
Bireysel olarak alınabilecek fiziki önlemlere de değinen Dr. Hraloğlu; açık renkli ve uzun kollu kıyafetlerin tercih edilmesini, pencerelerde sineklik kullanılmasını, bebek arabalarında koruyucu tüllerden yararlanılmasını ve tescilli sivrisinek kovucu ürünlerin kullanım talimatlarına uygun şekilde cilde uygulanmasını önerdi.