Betül Topaklı / Milliyet.com.tr - Seda Atar, 1992 yılında Gaziantep’te doğdu. Annesi ev hanımı, babası ise belediyeden emekli olan Seda’nın, biri beden eğitimi öğretmeni, diğeri ziraat mühendisi olmak üzere iki kardeşi var. Kalabalık bir aile ortamında büyüyen Seda, ailesi ve arkadaşlarıyla birlikte çok mutlu bir çocukluk geçirdi. Sporla tanışması ise henüz küçük yaşlarda oldu. Jimnastikle başladığı spor serüveni, voleybolla devam etti ve disiplinli yapısı gelişmesinde önemli bir rol oynadı. Eğitim hayatına 1999 yılında Gazi İlköğretim Okulu’nda başlayan Seda, öğrenim hayatını başarıyla sürdürerek, 2015 yılında Konya Selçuk Üniversitesi Akören Ali Rıza Ercan Meslek Yüksekokulu Dış Ticaret Bölümü’nden mezun oldu. Mezuniyetinin ardından yaklaşık bir buçuk yıl araç satış departmanında satış danışmanı olarak görev yapan Seda, iş hayatında da kısa sürede deneyim kazandı. 2016 yılında hayatının aşkıyla tanışıp evlenmesiyle birlikte yeni bir sayfa açtı. Mutlu bir evlilik sürdüren Seda’nın yaşamı, 2020 yılına kadar her şeyin yolunda ilerlediği huzurlu bir dönemdi. Ancak 2020 yılında yaşadığı gelişmeler, hayatının seyrini tamamen değiştirecekti. Seda o günleri şöyle anlatıyor:
‘ZORLU BİR HAMİLELİK GEÇİRDİM’
Söz konusu dönemde henüz meme kanseri teşhisi almayan Seda, hastalığından habersiz bir şekilde, giderek büyüyen bir kitleyle zorlu bir hamilelik geçirdi. Hem bebeğinin sağlığı için duyduğu endişe hem de yaşadığı belirsizlik, bu süreci onun için çok daha ağır ve yıpratıcı hâle getirdi. “Doğum yaptıktan sonra yeniden aynı hastaneye başvurduğumda ultrasonda ‘Granülomatöz Mastit?’ ifadesi yer almasına rağmen yine herhangi bir ileri tetkik yapılmadan evime gönderildim” diyen Seda, “2021 yılının Kasım ayında ise Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi’nde başka bir doktora başvurdum. Doktorum, önceki tetkik sonuçlarımı inceleyip fiziksel muayenemi yaptıktan sonra her ihtimale karşı hazırlıklı olmam gerektiğini söyledi ve biyopsi yapılmasına karar verdi” diye konuştu.
‘4. EVRE METASTATİK MEME KANSERİ OLDUĞUMU ÖĞRENDİM’
Biyopsi sonucuyla hayatının en zor haberini aldığını söyleyen Seda, “Meme kanseri teşhisi konuldu. Ancak teşhis konulduğunda hastalığım artık 4. evre metastatik meme kanseri aşamasındaydı. Kanser, sol memede başlamış; sağ memeye, karaciğere ve kemiklerime metastaz yapmıştı” diyerek meme kanseri teşhisinin geç konulduğunu söyledi.
‘5 YILDIR KEMOTERAPİ ALIYORUM’
Tedavisinin oldukça zorlu geçtiğini anlatan Seda, “Bu süreçte birçok kez hastanede yatarak tedavi gördüm. 6 Şubat depremlerinden 15 gün önce ise hastalığın beynime metastaz yaptığını öğrendim ve bunun ardından meme mastektomi ameliyatı oldum. Tedavimin ilk döneminde uygulanan üç ilaç sayesinde metastazlarımda ciddi gerilemeler sağlandı. Ancak hastalığım nedeniyle yaklaşık 5 yıldır aktif tedavi görüyorum. Her 21 günde bir kemoterapi alıyor, ihtiyaç duyuldukça kemoterapi ilaçlarım değiştiriliyor ve düzenli kontrollerle tedavi sürecim yakından takip ediliyor. Tedavimin ne kadar daha süreceğini bilmeden, yaşamıma umutla tutunarak aktif tedavime devam ediyorum” şeklinde konuştu.
‘GİRİŞİMCİLİKLE YENİDEN AYAĞA KALKTIM’
Biri 9, diğeri 5 yaşında iki kızı olan Seda, bir taraftan kansere mücadele ederken diğer taraftan birbirinden güzel ve renkli kitap ve defter çantalarının satışını yapıyor. Girişimcilik hikâyesinin kullandığı kemoterapi ilacının SGK tarafından karşılanmaması ve ilacın maliyetinin oldukça yüksek olmasıyla başladığını anlatan genç kadın, “Bu zorlu süreçte, benim gibi kanserle mücadele eden Nuray Öksüz ablam bana büyük destek oldu. El emeğiyle ürettiği ve diktiği ürünleri bana vererek, cüzi bir kârla satmamı ve elde ettiğim gelirle ilacımı temin etmemi sağladı. Onun bu anlamlı desteği sayesinde hem tedavime katkı sağlayacak bir gelir elde etmeye başladım hem de girişimciliğe ilk adımımı attım. Bu süreç, benim için yalnızca ekonomik bir destek değil, aynı zamanda umut, dayanışma ve yeniden ayağa kalkma hikâyesinin de başlangıcı oldu” diye konuştu.
‘HAYATA KÜSMEYİN’
“Benimle aynı kaderi paylaşanlar, morallerini hiçbir zaman kaybetmesinler ve hayatın her anını dolu dolu yaşamaya devam etsinler” diyen Seda, sözlerine şöyle devam etti: “Unutmasınlar ki hepimizin bir eceli var; önemli olan hastalığa teslim olmak değil, umutla yaşamaya devam etmektir. Kendilerine inansınlar, güvensinler ve en önemlisi hayata küsmesinler. Tedavilerinin olduğunu bilerek, bu yolculukta direksiyonun kendi ellerinde olduğunu unutmasınlar. İnanıyorum ki moral, inanç ve mücadele azmiyle insan, düşündüğünden çok daha fazlasını başarabilir; en zorlu engellerin bile üstesinden gelebilir. Ben her zaman şuna inandım ve inanmaya devam ediyorum: ‘Kanser değil, biz güçlüyüz. Umut her zaman var.’ Bu yüzden, ne olursa olsun pes etmeden mücadele etmeye devam etsinler. Bu zorlu süreçte bir an olsun desteğini esirgemeyen eşime, anneme, babama, kardeşlerime ve her zaman yanımda olan tüm yakınlarıma yürekten teşekkür ediyorum. Onların sevgisi ve desteği, ayakta kalabilmemin en büyük gücü oldu. Ben, vazgeçmeyen, umut eden ve çocukları için hayata sımsıkı tutunan savaşçı bir anneyim.”