Özellikle küresel çete ve karanlık güç odaklarının insanlığa yönelik entrika ve derin planlarına yönelik araştırmalarıyla tanınan Araştırmacı Yazar Haluk Özdil, Akit’e çarpıcı açıklamalarda bulundu.
BÜYÜK BİR SAVAŞ GELİYOR!
Sayın Özdil siz dünyadaki güç mahfillerini derinlemesine takip eden bir araştırmacısınız. Dünya nereye gidiyor?
Dünyanın gittiği yer maalesef iç açıcı bir yer değil. Bu devletin en üst düzeyinden dillendiriliyor. Yani bunu defalarca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açıkladı. Aynı şekilde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’dan defalarca duyduk. Yani büyük bir savaş geliyor. Bunlar tabii siyaseten söylenmiş sözler değil. Yani büyük bir savaşın gelişini Türk devleti zaten zamanında hesapladı. Buna göre de yerli ve milli savunma sanayisini geliştirerek silahlanma sürecine girdi. Yani açıkçası Türkiye gelen fırtınayı erken fark ederek hazırlığa başladı. Erken fark edilen bir felakete doğru gidiyoruz.
DIŞİŞLERİ BAKANI FİDAN’IN RUSYA TEMASLARI ÖNEMLİ
Savaşın geldiğini hangi işaretlerden anlıyorsunuz?
Rusya Devlet Başkanı Putin’den ve Lavrov’dan zehir zemberek açıklamalar geliyor uzun süredir. Biliyorsunuz NATO toplantısıyla ilgili çeşitli açıklamalar yapıyorlar. Özellikle Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un açıklaması çok tehlikeli. Yani “2030’a hazırlanıyorlar” dedi. Putin de aynısını söyledi. “Biz de gereken karşılığı vereceğiz” deyip, “bunun sonucu nükleer olur”a kadar getirdi sözü. Çok tehlikeli sözler bunlar. Hani bu bir kahve sohbetinde söylense sorun yok ama bunu söyleyen siyasetçiler hep bir anlam içerdiği için söylüyor ve uyarıyorlar. Ama tabii işin bir de diğer tarafı var. Türkiye’nin dünyadaki öneminin artışı açısından sevindirici bir tarafı var. Biliyorsunuz Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, daha bir hafta önce Rusya’daydı. Orada son derece kritik toplantılar yaptı. Bir Dışişleri Bakanı bir ülkeye gittiğinde genelde o ülkenin Dışişleri Bakanı ile görüşür. Hani ortalama bir açıklama yapılırdı ama Fidan, Rus istihbaratı FSB’nin başındaki çok önemli ve çok kritik noktadaki isimlerle de görüştü. Kendisi de eski bir istihbaratçı olduğu için, o kapılar ona çok rahatlıkla açıldı. Tabii bir de orada bir kabul edilişi var onun. Yani sonuçta Hakan Fidan’a ve hani Türkiye’ye başka bir gözle bakan, ayrı bir değer veren Rusya var. Ayrıca Putin de kabul etti ve özellikle birlikte görüntü verdiler. Lavrov, biliyorsun, aynı zamanda Avrupa Birliği ile ilgili zehir zemberek açıklamalar yaptı. Dedi ki: “Ukrayna’yı bir an önce aranıza alın. Hiç olmazsa 2 ay içinde iflas edersiniz, biz de sizden kurtuluruz” Lavrov bunu dediğinde Hakan Fidan gülmeye başladı. Bu da Avrupa Birliği’ni irite etti açıkçası. Çok sinirlenmişler. Yani anlayacağın, Türkiye her şeyin farkında olduğunu göstermiş oldu bir yandan da.
TÜRKİYE NATO ZİRVESİNE BAŞKA TÜRLÜ AĞIRLIK KOYACAK
7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da yapılacak NATO zirvesi çok kritik o zaman.
Evet. Dünyanın nereye gittiğinin farkında olduğu için, Türkiye bu NATO zirvesine başka türlü bir ağırlık koyacak. ABD Başkanı Donald Trump, özellikle son haftalarda sürekli Türkiye güzellemesi yapıyor. Epeydir yapıyor ama dikkat edin; Trump’ın yapmış olduğu güzellemelerin içinde hani Türkiye’nin ekonomisi falan yok. Türk ordusu var. Sürekli, “Siz onun ne kadar güçlü olduğunu bilmiyorsunuz. Çok güçlü bir ordusu var” diyor. Hatta en son açıklamasında, “Birçok insan farkında değil, dünyanın en güçlü ordularından biri” ifadelerini kullandı Türk ordusu için. Şimdi bu çok önemli bir vurgu. Neden? Çünkü gelen büyük hesaplaşmada Türkiye’nin gücünü kullanmak isteyen bir Trump var. Bu nedenle de türlü övgülerle Türkiye’yi bir yere yönlendirmek istiyor. Bunu Ankara’ya geldiğinde göreceğiz hep birlikte.
TÜRKİYE NATO’NUN RUSYA İLE SAVAŞ KARARINI ENGELLEYECEK
Türkiye Rusya ve NATO arasındaki olası bir savaşta yine kritik bir öneme sahip olacak bu durumda.
Tabi. Hakan Fidan’ın Rusya ziyaretinde büyük olasılıkla bu savaş ihtimali Putin tarafından kendisine aktarıldı, Lavrov tarafından da. O mesaj hem Avrupa Birliği’ne iletildi. Lavrov’un AB’ye yönelik “Alın Ukrayna’yı biz de sizden kurtuluruz” sözlerine Türkiye Dışişleri Bakanı gülerek tepki veriyorsa, burada Avrupa Birliği’ne de çok net bir mesaj var demektir. Yani sıradan espriye gülmüyor orada. Biliyorsunuz Dışişleri Bakanları ya da istihbaratçılar her jest, mimik, hareketlerinde aslında bir şeyi vurgularlar. Daha önce “Türkiye’nin nükleer silahı var mı?” sorusuna da sessiz kalıp gülmüştü. O da bir mesajdı. Yani bu mesajlar ilgili ülkelere gidiyor. Şimdi dolayısıyla bu NATO toplantısında bir savaş kararı almak istiyorlar. Bakın şimdiden iddia ediyorum. NATO’da Rusya ile bir savaş kararı almak istiyorlar ama Türkiye bunu engelleyecek. Çünkü NATO’nun savaşa girmesi için bütün ülkelerin oy birliği gerekiyor. Bu en azından ortayı kurtarıyor. Yani bir saldırı olmadığı takdirde. Zaten Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın son Rusya gezisi de bence bunun ön hazırlığıydı. Yani oradan da bir mesaj verildi. Trump bunu sürekli zorluyor. Yani “Yapabilir miyim? Türkiye’yi büyük bir savaşta yanıma çekebilir miyim? Türkiye’yi o yola sokabilir miyim?” niyeti var orada. Bu nedenle de General Motors’un sahibini de getirecek yanında büyük ihtimalle. Ondan sonra Larry Fink var, BlackRock’ın sahibi biliyorsunuz. Karanlıklar Prensi. İlluminati ile adı anılan bir kişi. Ünlü ailelerin paralarını yönetiyor, kendi parası değil o fon. Sonuçta onları da getirecek çünkü Türkiye’ye işte “Ya şu uçak motorlarını bak ben senden daha ucuz hesaba getireceğim. Ondan sonra daha ucuza mal edeceğim sana” deyip eski zamanlarda kandırmışlardı ya, “Biz daha ucuz uçak veririz” diye. Şimdi aynı tuzağın bir başkası Türkiye için kuruluyor. Yani bu uçak motoru konusunda Türkiye’nin şu an evet ihtiyacı var ama 2032’den sonra, özellikle 2035’te artık kendi motorumuzu yapmış olacağız biliyorsunuz. O ivme devam ediyor. Hatta ürettiğimiz motor dünyanın en gelişmiş motorlarından biri olacak. “Türkiye’nin savunma sanayini nasıl kendimize bağlayabiliriz ya da nasıl engelleyebiliriz” niyeti var burada. “Türkiye’nin savunma sanayini nasıl milli yapısından çıkartıp bir şekilde kendimize bağlarız” hesabı da var. Diğer taraftan görünmeyen ve beni en çok korkutan olay şu, Eskişehir.
NETANYAHU HIRSIZLIKTAN GİDECEK
Siyonist Netanyahu yönetiminin de gidici olduğu söyleniyor. Katılıyor musunuz bu görüşe?
Netanyahu gidecek hırsızlıktan dolayı. Biliyorsun soykırımcılığının yanı sıra ülkesinde hırsız, dolandırıcı olarak yargılanıyor. Bir de artık İsrail’de büyük bir yıkım söz konusu. İsrail Netanyahu’dan bir şekilde kurtulmak istiyor ama halkının çok barışçıl olduğundan değil. Türkiye’de bir yanılgı var. İsrail halkı “savaş istemiyoruz” demiyor. Yani İsrail’de barış sevdalısı yok. Netanyahu’dan kurtulmak istemelerinin sebebi Netanyahu’nun İran karşısında yaşadığı başarısızlık. Kafalarına yedikleri İran ve Hizbullah füzeleri. Çünkü çok güvendikleri demir kubbenin elek olduğu ortaya çıktı. Diğer taraftan bugün en büyük seçime yani seçilmesi muhtemel gözüyle bakılan iki kişi var. İkisi de aşırı siyonist ve faşist. Yani giden geleni aratır mı? Aratmayacaktır şüphe yok. Daha da beter olabilir. Seçilme ihtimali yüksek olan eski başbakan Naftalin Bennett açıklamalarında “Netanyahu çok zayıf kaldı. Etkisiz kaldı. Asıl savaşmamız gereken Türkiye” dedi.
İSRAİL VE YUNANİSTAN’DA MÜTHİŞ BİR TÜRKİYE KORKUSU VAR
Bu söylemler tamam da, İsrail Türkiye ile savaşmayı göze alabilir mi sizce?
İsrail’in Türkiye ile savaşma ihtimali yüzde sıfır. Yani hep bugüne kadar maalesef içerideki İsrailler ve Amerikan yandaşları hep “Yenilmez ülke İsrail” algısını pompaladılar. Oysa İsrail zavallı bir ülke. Yani Yunanistan ile İsrail’i toplasan bir İstanbul anca eder. Dolayısıyla bu İsrail’de şu an ne olacağı aslında İsrail’i ilgilendiren bir sorun. Ancak İsrail ile Suriye’de karşılaşma ihtimalimiz yüksek. Kazara İsrail’li bir pilot bizim birliklerinin yakınına bir roket falan fırlatırsa Türk ordusu Tel Aviv’e kadar durmaz. Bunu gene Amerikalı bir eski general söyledi. “Türk ordusu harekata başladığı zaman durmaz. İsrail’i uyarıyorum” dedi. İsrail Türkiye’den ciddi biçimde korkuyor. Şu anda başka türlü algı oluşturmaya çalışıyorlar ama İsrail ve Yunanistan’da müthiş bir Türkiye korkusu var.
TÜRKİYE YAKLAŞAN BÜYÜK SAVAŞA JET HIZIYLA HAZIRLANIYOR
Yani Yıldırımhan, Tayfun gibi büyük projeler, Türkiye’nin yaklaşan büyük savaşa hazırlanmaya başladığını mı gösteriyor?
Evet. Türkiye yaklaşan büyük savaşa jet hızıyla hazırlanıyor. Maalesef savaş iyi değil. Korkunç sonuçları olacak ama kaçınılmaz bir sona doğru gidiyoruz. Çünkü Batı ve Amerika çöküyor. Görüyorsunuz artık biz bunları anlattığımızda komplo teorisi deniyordu. Artık herkes dillendirmeye başladı. İran karşısında duvara çarptılar. İran savaşını Amerika mı kazandı? İran karşısında rezil oldular. Bunun hiç abartısı falan yok. Gözü kesseydi çoktan karadan girecekti ama giremediler. İşte burada Asya-Amerika farkı ortaya çıktı. Güney Amerika ülkelerinin ne kadar aciz olduğunu, Asya ülkelerinin de ne kadar güçlü ve zinde olduğunu Amerika bizzat anlamış oldu. Çünkü Asya ülkelerinin kökeni binlerce yıllık geçmişe dayalı. 3000 yıllık Türkiye, 3000 yıllık İran, Osmanlı Altınorda devletine yardım etmediği için tarih sahnesinde yerini alan Rusya var. Geçen gün çok önemli bir emekli Amerikalı general bir açıklama yaptı. Dedi ki “Şu son İran savaşı maalesef Amerika’nın fiyaskosuyla sonuçlandı ama sorun bu değil” dedi. “Üç tane büyük devlet yükseliyor ve bu durdurulamaz” dedi. “Türkiye, Rusya ve Çin çok tehlikeli biçimde yükseliyorlar ve artık gelecekte bunlar en güçlü devletler sınıfına girecek. Dua edelim de üçü birleşmesin” dedi. Batı her şeyin farkında yani.
BATI'DA 'TÜRKİYE NÜKLEER BOMBA MI YAPIYOR?' ENDİŞESİ VAR
Türkiye’nin nükleer bomba yapmasından bu kadar korkuyorlar mı yani?
Tabi. Batı’da sürekli olarak “Acaba Türkiye nükleer bomba mı yapıyor?” korkusu var. Özellikle Yıldırımhan füzesinden sonra korkuları iyice arttı. Hatta İsrail basını iyice abartmış olayı. “Şehir hastanelerinin altında nükleer depo varmış” şeklinde absürt iddialar ortaya attılar. Batının bu yaklaşımından dolayı Türkiye de haklı olarak nükleer enerjide Rusya’yı, Çin’i tercih ediyor. Sinop nükleer santralini büyük olasılıkla Çin yapacak. Tekirdağ var, Çanakkale var, oralar kime gider bilmiyorum. Ama konu paradan çıkmış Türkiye’nin güvenliği söz konusu. Türkiye’nin nükleer silah yapma hakkı zaten var. Kimse karşı çıkamaz. Rusya’da nükleer silah olacak, İsrail’de olacak, bizde olmayacak. Neden? En ufak fırsatta kafamıza insinler diye. Zaten Yıldırımhan nükleer başlığa uygun balistik füzeler, bunlar kıtalar arası füzeler. Yıldırımhan’ın mesafesi de 6000 kilometre değil 6000 artı. Aynı şey Tayfun’larda yapıldı biliyorsun. Hani Tayfun Blok 4’te şimdi 2000 artı deniyor. İlk 500 artı denmişti. 500 artı dendiğinde 2000’di o. 500 artı dendiğinde 2000 olduğunu ben biliyorum. 2000 artı dediğinizde ise onun menzili 10 bindir. Bu kadar basit, abartmıyorum. Ben 2019 yılında “Türkiye kıtalar arası füze yapacak” dediğimde Twitter’da linç edildim. Ki ta o zaman denemeleri Sinop’ta yapılıyordu.
TRUMP ESKİŞEHİR'DEKİ NADİR ELEMENTLERE ORTAK OLMAK İSTİYOR
Eskişehir’le ilgili ABD’nin nasıl bir hesabı var?
ABD Başkanı Trump gözünü Eskişehir’e dikti. Ben 2 yıl önce bir Amerikan sitesinden aldığım bir haberi kendi videomda yayınladım, hedef tahtasına oturtuldum. Karşıt görüşlü, kişiler, “Haluk Özdil bunu nereden biliyor” diye tartışma konusu yaptılar. O sitede şunlar yazıyordu: “Trump, PKK’ya karşılık, PKK’yı etkisiz hale getirme, desteği kesme karşılığında nadir toprak elementlerini istiyor…” O bana ait bir haber değildi. Amerikan sitesinden alıp yayınlamıştım. ABD ister desteklesin ister desteklemesin Türkiye PKK’yı dümdüz eder her zaman da, olay şu; Trump buraya geldiğinde baskı uygulayarak Eskişehir’deki nadir toprak elementlerine bir şekilde ortak olmak istiyor. Bakın daha önce bir teklif verilmiş ama Çin de vermiş. Şimdi iki tarafla da görüşüyor Türkiye. Tıpkı nükleer santralde olduğu gibi. Türkiye nükleer santral yapım işini niye Rusya’ya verdi? dedi ki Türkiye, “nükleer atığı ben istiyorum” dedi. Japon firması reddetti, Kanada reddetti, İngiltere reddetti. Bir de Amerikan şirketi vardı, hepsi reddetti. Bir tek Rus şirketi ben veririm dedi. Türkiye de onun üzerine Akkuyu Nükleer Santral yapım ihalesini Rusya’ya verdi. Bu kadar basit. Anlayan anlasın. Şimdi Sinop’a kurulacak nükleer santral için Çin’le konuşuluyor. Çünkü Çin firması da kabul ediyor Türkiye’nin şartını. Ama batılı firmalar vermiyor. Çünkü İranlaştırmak istedikleri bir Türkiye var.