Ana içeriğe geç

Türkiye-ASEAN yakınlaşması: Stratejik ortaklıkta yeni dönem

Bridge Turkey Kurucu Ortağı Mustafa Cem Koyuncu, Türkiye'nin ASEAN Diyalog Ortağı statüsünün ekonomi, diplomasi ve jeopolitik dengeler üzerindeki olası etkilerini değerlendirdi. Koyuncu, söz konusu statünün Türkiye'nin Asya-Pasifik bölgesiyle ilişkilerinde yeni fırsatlar yaratabileceğine dikkat çekti.

Türkiye-ASEAN yakınlaşması: Stratejik ortaklıkta yeni dönem
Ekonomim.com
16

ABD ve Çin arasındaki küresel güç mücadelesinin ana sahalarından birisi haline gelen Hint-Pasifik, günümüzde giderek kritik hale gelen tedarik zincirlerinin ve ticaret koridorlarının kalbi konumundadır. Bu kritik hattın tam merkezinde yer alan Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN), Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana bölgesel mimarinin inşasında kilit bir mekanizma olarak öne çıkmıştır.

ABD ve Çin rekabetinin son yıllarda derinleşmesi ve çok boyutlu hale gelmesi ASEAN için süreç içerisinde hem fırsatlar hem de tehditler yaratmıştır. Bir yandan Çin’in ve ABD’nin ekonomik projelerinden ve ikili ticaretinden yararlanmak isteyen öte yandan bölgenin güvenlikleştirilen ve askerileştirilen yapısından sakınmak arasında ince bir çizgide gidip gelen ASEAN, tarafsız duruşundan taviz vermeden kazancını maksimize etmek istemektedir. Bu bağlamda başta Endonezya olmak üzere bölge devletlerinin savunduğu “ASEAN Merkeziyetçiliği” doktrini, bölgedeki küresel çatışma risklerine karşı bir kalkan görevi görüyor. Bu açıdan ele aldığımızda ASEAN hem kendi üye devletlerine hem diğer bölge ülkelerine hem de bölge dışı devletlere 3. bir yol sunuyor. Bu alternatif yolu; Çin veya ABD’nin kendi çıkarlarını takip etmek yerine daha yapıcı, kazan-kazan politikasını merkeze alan ve bölgesel istikrarı savunan bir stratejik yöneliş olarak adlandırabiliriz. Bu politika aynı zamanda Türkiye’nin de kendi dış politikasında savunduğu değerler olduğundan Türkiye-ASEAN ilişkilerinde ciddi bir ivme yaratıyor.

Diyalog Ortağı statüsü

Kısa bir süre önce ASEAN Dışişleri Bakanlarının Filipinler’in başkenti Manila’da aldığı kararla, Türkiye’yi ASEAN’ın Diyalog Ortağı olarak kabul etmesi bu artan ivmenin en güncel ve en güçlü vurgusu olmuştur. Türkiye’nin stratejik özerkliğini ve bağımsız çıkarlarını temel alan çok katmanlı aktif tarafsız dış politika vizyonunda ve bu kapsamda 2019 yılında başlatılan Yeniden Asya “Asia Anew” açılımı, Güneydoğu Asya ve onun birliği ASEAN’ı öncelikli bir eksen olarak vurgulamış ve son yıllarda öne çıkarmıştı. Diplomatik alanda atılan bu stratejik adım Türkiye’nin kültürel, dini ve coğrafi hafızasıyla birleşerek, ASEAN’ın kurumsal yapısı içinde ve tek tek üye devletler nezdinde ciddi karşılık bulmuştur. ASEAN içinde üye ülke statüsünün hemen ardından gelen ve daha önce sadece 11 devletin kabul edildiği bir konuma ulaşmak Ankara’nın Güneydoğu Asya’daki diplomatik varlığının tescili niteliğindedir. Bu sayede Ankara sadece teknik alanlarda ve alt komitelerde temas kurmayacak aynı zamanda ASEAN’ın en üst düzey karar alma organı olan ASEAN Zirveleri ve dışişleri bakanları toplantılarına kurumsal ve düzenli olarak katılım sağlayacaktır.

Ekonomi ve savunma sanayisi

Bu adım hem Türkiye’nin aktif tarafsızlık politikasının hem de ASEAN’ın merkeziyetçilik politikasının içinde bulunduğumuz kaotik ve kuralsızlık döneminde de pozitif sonuçlar üretebildiğini göstermiştir. Şüphesiz bu karar her iki tarafın dış politikasına yeni bir boyut ekleyerek jeopolitik dalgalara daha dirençli bir hale getirecektir. ASEAN üye ülkeleriyle son yıllarda artan diplomatik ilişkilerin yanında ekonomik ilişkilerin seyri de pozitif bir rotada ilerlemektedir. Bu ilerleyişin en görünür olduğu alanların başında savunma sanayi gelmektedir. Özellikle ASEAN ülkelerinin Çin ve ABD’nin baskısından kaçınmak için alternatif askeri teçhizatlara yönelmesinin ardından başlayan ASEAN-Türkiye savunma sanayi işbirlikleri daha da hızlanacaktır.

Türk yapımı insansız savaş araçları, füze platformları, tanklar, deniz sistemleri ve mühimmatların savaş alanında kendini kanıtlamış yetenekleri ve hibrit tehditlere yönelik yeni nesil teknoloji üstünlüğü, birlik üyelerinin büyük güç rekabetinden kaçınırken kendi savunmalarını tahkim etmek için en iyi seçenek olarak görülüyor. Üstelik Türk firmaların sadece rekabetçi fiyat ve hızlı teslimatlarla nihai ürün sistemleri satmak yerine uzun vadeli endüstriyel ortaklıklar kurma eğilimi sergilemesi, üye devletlerin kendi savunma kapasitelerini inşa etme olanağı da sunuyor. Bununla birlikte, Türkiye’nin aktif ve tarafsız dış politikalarının bir sonucu olarak dünyadaki ekonomik yaptırım furyasından etkilenmemesi, ASEAN ülkeleri içinde “made in Türkiye” ürünlerini daha da ön plana çıkartacaktır. Bu kapsamda Türkiye-ASEAN ilişkilerinde açılacak bir sonraki faslın ekonomik başlık taşıyacağını öngörmek mümkün.

Ortaklığının ekonomik ve jeopolitik boyutları

Türkiye ve Malezya arasında 2015 yılında ve Türkiye-Singapur arasında 2017 yılında yürürlüğe giren Serbest Ticaret Anlaşması (STA) haricinde Türkiye’nin tüm ASEAN bloğunu kapsayan bütüncül bir Serbest Ticaret Anlaşması bulunmamaktadır. Her ne kadar Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın “2010’da ASEAN’la kurumsal ilişkilerimizin temelini atmamızdan bu yana, ASEAN ülkeleriyle her alanda işbirliğimizi artırmış ve ticaret hacmimizi 6,5 milyar dolardan 16 milyar dolara çıkardık.” açıklaması yakalanan ivmenin en somut verileri olsa da dünyanın en büyük 5. ekonomik bloğu olan ve 700 milyona yaklaşan nüfusuyla ASEAN’ın Türkiye ile yapacağı kapsamlı bir ticaret anlaşması geleceğe yönelik daha büyük fırsatlar yaratacaktır.

ASEAN, Türkiye’nin Avrupa, Orta Asya, Kafkasya, Orta Doğu ve Körfezdeki ekonomik ilişkileri ve diplomatik araçları üzerinden söz konusu bölgelerin pazarlarına daha kolay erişebilme imkânı yakalarken, Türkiye ise ASEAN’ın kurumsal yapısı içerisinde elde ettiği ticari anlaşmayla Asya pazarında daha etkin bir ticari partner olma şansını yakalayacaktır. Şüphesiz böyle bir anlaşmanın sağlayacağı gümrük vergisi avantajı hem ASEAN devletlerinin şirketlerini hem de Türk şirketlerini rekabetçi bir konuma taşıyarak günümüzün en kritik sorunlarından biri olan tedarik zinciri güvenliği açısından her iki tarafı da daha dirençli kılacaktır.

Türkiye, ASEAN'da diplomatik rolünü güçlendirmeye hazırlanıyor

Ekonomik ilişkilerin artacağı beklentisi ile birlikte ASEAN’ın kurumsal yapısı içinde bazı alanlarda Türkiye'nin, Güneydoğu Asya’da yapıcı ve çözüm üreten bir aktör olarak görüleceğini söylemek yanlış olmaz. ASEAN içinde Myanmar krizi gibi siyasi sorunların ve deniz yetki alanlarına ilişkin sınır anlaşmazlıklarının çözümünde Türkiye'nin oynayacağı rol, ASEAN'ın kronikleşen sorunlarına yönelik alternatif diplomatik çözümler geliştirilmesi açısından önemli katkılar sağlayacaktır. Zira Ankara dünyanın farklı bölgelerindeki en karmaşık krizlerde bile yapıcı diplomatik bir rol oynamış ve bu kapsamda kapasitesini defalarca kanıtlamıştır.

Son olarak, göz ardı edilmemesi gereken husus bu katılımın zamanlamasıdır. Türkiye'nin kısa bir süre önce NATO Zirvesi'ne başarılı bir şekilde ev sahipliği yapmasının hemen ardından Asya'nın kalbinde bu önemli kararın alınması, hem zamanlama hem de dış politika derinliği açısından Ankara'nın küresel gelişmeleri okuma kapasitesini ve büyük devlet refleksini ortaya koymuştur. Bu gelişme aynı zamanda, Ankara'nın çift başlı kartal sembolünden ilham alan, Doğu ile Batı arasında eşit mesafeyi esas alan aktif tarafsızlık politikasını da teyit etmiştir. Her dönem gündeme gelen eksen kayması tartışmalarına Ankara, peş peşe gelen NATO ve ASEAN gelişmeleriyle yanıt vermiştir. Eski uluslararası düzenin çözülmeye, yenisinin ise şekillenmeye başladığı bu dönemde Türkiye, kendi stratejik eksenini belirlediğinin sinyalini bir kez daha ortaya koymuştur.

Kaynağa Git

İlgili Haberler