Ana içeriğe geç

Dünya Kupası’nda spor spikerliği tartışması: En büyük maçları anlatanlar 3 bin TL alıyor

Dünya Kupası'ndaki anlatım skandalı spor medyasındaki yozlaşmayı yeniden gündeme getirdi. 10 yıllık bir spor spikeri, sektördeki siyasi kadrolaşmayı, sosyal medya baskısını ve emek sömürüsünü anlattı.

Dünya Kupası’nda spor spikerliği tartışması: En büyük maçları anlatanlar 3 bin TL alıyor
Evrensel
16

İstanbul – Dünya Kupası'nda İran ile Yeni Zelanda arasında oynanan karşılaşmada TRT 1 spikeri Murat Çimen'in iki takımı yaklaşık 4 dakika boyunca birbirine karıştırması oldukça tartışıldı. Bir zamanlar hazırlık, bilgi birikimi ve yayın disipliniyle anılan, pek çok ünlü isim çıkaran meslek; bugün reyting baskısı ve sektörün ekonomik koşulları arasında farklı bir yere evrilmiş durumda. Spikerlerin performansından kurumların yayın anlayışına, sektöre giriş koşullarından çalışma şartlarına kadar uzanan bu dönüşümü, yaklaşık 10 yıldır spor medyasının içinde bulunan bir spor spikeriyle konuştuk.

Aslında bu olaydan yola çıkarak, biraz spor spikerliğinde dönüşümü de anlamaya çalışıyoruz. Mesela özellikle gazetecilik öğrencileri açısından da çok hayal bir meslek. Biraz senin sektördeki 10 yıllık gözlemlerin üzerinden konuşabilir miyiz?

Bu dönüşüm spor sektörünün tümüyle ilgili aslında. Sektör ne kadar kaliteliyse, reji ne kadar kaliteliyse spor spikeri de o kadar kaliteli. Orada yapılan hata çok büyük bir hata bu arada. Yani spor spikerliği açısından kabul edilemeyecek bir hata. Ama hatayı anladığı yerde seyirciden özür dilemekten bile uzak duracak bir davranışta bulundu. Bilmeyecek biri değil, çünkü yıllardır bu işin içerisinde olan biri. Ancak eski TRT'ciler gerekirse özrünü diler seyirciden, çünkü seyirciye saygı TRT'de büyük bir anlam ifade ediyordu öncelerinde. Ancak bunun örneğin reji ayağı da var. Rejiden niye uyarı gelmediği gibi konuşulacak çok şey var.

Örneğin artık kendi spikerini yetiştirmiyor TRT. Dışarıdan alıyor. Dışarıdan alınacaksa da birisinin sosyal medyadaki paylaşımına kadar bakılıyor. Ya bir tane biralı fotoğraf mı paylaştın, geçmiş olsun, giremiyorsun yani. Hayırlı Cumalar gönderin varsa tamamdır. TRT buna dönüştü maalesef.

Şu an sektörde ‘iyi’ olman yetmiyor. İzleyicinin istediği şeyleri vermiş olman gerekiyor. Mesela bağırman gerekiyor bir kere. Yani herkes çok bağırıyor şu an. Yani ‘Niye bağırıyorsun?’ diye insanın sorası geliyor. Bağırmayınca da, özellikle mesela Türk bir takımın Avrupa'daki bir maçında attığı gole yeterince bağırmadığında için de çok büyük eleştiriliyorsun. ‘Sen bizim milli değerlerimize sahip değil misin?’e kadar geliyor konu. Bir zamanlar çok iyi spiker olanlar yeterince bağırmadıkları için sektörden kayboldular.

Sosyal medyadan bağımsız da düşünemiyoruz bunu. Bundan hoşnut olmayan spikerlerin de olduğunu biliyorum. Ama maalesef onlar da kendilerini sosyal medyaya göre konumlanmak zorunda hissediyorlar. Çünkü bağırmak takipçi getiriyor. Ve sektör şu an maalesef sadece senin takipçin üzerinden yürüyor. Bu sadece spiker için değil, yorumcu için de geçerli. Şaklabanlık aslına bakarsan. Takipçin yoksa, etki alanın küçükse kimse çalıştırmıyor artık bu işte.

Peki spor spikerliği şu anda sektöre giren birisi için hangi aşama? Yani mesela bu alanda yetkinleşebilecek, söylediğin ‘şaklabanlığın’ ötesinde bir şey sunabilecek, sektöre giren bir genç açısından spor spikerliği şu an ne kadar gerçekçi?

Bugünden girecek birisi için açık bir sektör değil. Sektörde köşeler tutulmuş vaziyette. Freelance çalışma ihtimali çok düşük. Bir kere sektöre tanıdık vasıtasıyla giriyorsun. Ya çok geniş bir arkadaş çevren olacak, ya da siyasi çevren. Şu an gençlere bir tavsiyem olacaksa, yapılmayanı yapmak zorundalar. Kendilerini sosyal medya üzerinden tanıtmak zorundalar yoksa hiçbir kanaldaki hiçbir müdür artık yeni bir spiker aramıyor.

Mesela ün yapmış, tanınan spikerler hariç, spor spikerleri ne kadar çalışıyor? Anlattığı maç başına aldıkları ücretlerde durumlar nasıl?

Bir kere artık hiçbir spiker tek bir iş yaparak geçinemiyor. Yayıncı kuruluş, yani beIN Sports'taki spikerler arasında -ki orada da çalıştım, en çok bildiğim yer belki orasıdır- maaşından memnun olan bir kişi bile yok. Ayrıca onların dışarıya maç anlatması yasak. Ülkenin en üst ligini, Süper Lig'i anlatan spikerler şu an kan ağlıyor. Ek iş yapmalarının da önüne geçiliyor. Onun dışında S Sport, D Smart, Exxen, TRT tabii dışarıdan maç anlattırabiliyor spikerlere. Çünkü çok düşük maaş veriyor. ‘Varsa git, sağda solda anlat’ diyor. Yeri geliyor çok büyük bir maçı anlatıyorsun ama ücreti 3 bin lira ve 5 bin lira arasında değişiyor. Ayda en az 10 tane maç anlatman lazım ki eline kayda değer bir para geçsin. Bu maçlar için de çok fazla aday var artık.

Başta futbol olmak üzere düzenli bir şekilde spor takip eden bir insan için, spor spikeri o hobinin, keyfin neresinde duruyor? Nasıl yetkinliklere sahip olması gerekir sence?

Spor spikeri bu işin içerisinde olacaksa her şeyi takip edecek. Bunun lamı cimi yok yani. Yani hata payı sıfıra düştü. Burada spor spikerini de anlamak istiyorum. Çünkü mesela Dünya Kupası'nda ekrana ünlü bir sanatçı gelmiş, ‘TRT spikeri bunu dahi tanımıyor’ deniyor. Ama yani başka bir kurumu eleştirmeden önce senin kendi kurumuna bakman lazım. Adam zaten spor spikeri, ekrana gelen bir şarkıcıyı tanımak gibi zorunluluğu yok. Dünya Kupası maçlarında bir başka spiker, bir maç içerisinde bilenin anlayacağı 20 tane hata yapıyor. Futbolcu ismini yanlış söylüyor, takımın ismini yanlış söylüyor. Ekrana gelen 4 tane bilmesi gereken futbolcu varsa, onun bir tanesini ancak söyleyebiliyor. Özellikle Hollandalı bir futbolcunun adını bilmemek sektörde kabul edilebilir bir şey değil örneğin.

Bir de spor spikerliğindeki dönüşümün esas spor sektöründeki dönüşümle çok alakalı olduğunu söylemiştin. Futbol hep piyasayla iç içeydi ama bir süredir de aslında daha yoğun bir bağlantı görüyoruz. Kulüp başkanlarından tut sponsorlukların ne kadar çok tartışıldığına kadar... Bunun da bir etkisi var mı sence?

Aslına bakarsan bayağı bayağı var. Çünkü artık hiç kimse medya patronu olmak istemiyor. Çünkü medya işi belli bir kitlenin direkt boyunduruğu altına girmek demek. Şu an çok az sayıda açık spor kanalı var. Şu an Türkiye'de belki de 10 tane spor kanalı olması gerekiyordu. Ama bunu yapabilmek için birileri tarafından fonlanıyor olmak gerekiyor.

Senin eklemek istediğin bir şey var mı peki son zamanlarda tartışılanlara dair?

Şununla bitirelim o zaman. Spikerin 4 dakikalık hatası çok büyüktü, TRT de ‘görevden çektirdik’ dedi. Bu arada işinden falan olmayacaktır. Çünkü TRT'ye dışarıdan girdiyse, kimsenin günahını almak istemiyorum ama, Amerika'ya Dünya Kupası'na götürülüyorsan arkanda birisi vardır. O yüzden işinden olmayacak. Elbette aforoz edilsin demiyorum ama onun yerine sırada bekleyen bir sürü genç var.

Örneğin 2018 Dünya Kupası'nda Levent Özçelik, bir futbolcuyu, futbolu bırakmış başka bir isimle karıştırdı. Chiesa'yı bir süre Inzaghi diye anlattı. Aslında bu da kabul edilmez bir hata. Ama bunu yapan kişi çok deneyimli bir TRT spikeri olduğu için gülünerek geçildi. Çünkü yanlışını anlayıp özür dileme şekli TRT spikerine yakışır şekildeydi. Şu anki spikerlerde bu yok maalesef. Yanlış yaptıklarında insanlar anlamıyorsa sorun değil, anlıyorlarsa da geçmiş olsun.

Kaynağa Git

İlgili Haberler