Diyarbakır’da alacak-verecek yüzünden aralarında husumet bulunan kişilere ulaşıp “Paranızı biz tahsil edeceğiz” diyerek sözde cemaat kurup taraflara ulaşarak hüküm verdikleri, polisin dikkatini çekmemek için de dini cemaatmiş görüntüsüyle halk arasında korku ve panik yaratarak işyeri kurşunlama, silahla yağma, yaralama, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 22’si tutuklu 62 sanıklı “Selefiler suç örgütü”nün yargılanmasına Ağır Ceza Mahkemesinde başlandı.
Duruşmada hazır bulunan sanıkların sakallarını kesip temiz kıyafetlerle hakim karşısına çıktıkları gözlendi. Örgütün liderliğini yaptığı belirlenen İbrahim Durmaz, kuzeni Muhammed Durmaz ile evinde çok sayıda ruhsatsız silah ele geçen Hüseyin Elhatısaru savunma yaptı. Sanık İbrahim Durmaz, hakkındaki suçlamaları kabul etmedi ve mağdurları tanımadığını ileri sürdü. Kuzeni Muhammed ile görüşmediklerini, Hüseyin ile de 3 yıldan beri görüşmediklerini söyledi. Mahkeme başkanı, “3 yıldan beri görüşmediğini söylüyorsun ama geçen yıl birlikte çekilmiş samimi fotoğraflarınız var” sorusuna “Olabilir bir ortamda denk geldik. Fotoğraf çektirmek istediler ben de kıramadım” dedi.
Mahkeme başkanı örgüt elebaşı İbrahim Durmaz’ın telefon imajında bir masa üzerinde AK-47 Kalaşnikof tüfek fotoğrafını da sordu. Durmaz, “Hatırlamıyorum ama google’dan yanlışlıkla indirmiş olabilirim” diyerek silahın kendisine ait olmadığını iddia etti.
Sanıklar hakkında hazırlanan 350 sayfalık iddianamede, polisin ve yargı mercilerinin dikkatini çekmemek için kendilerini dini bir cemaat görüntüsüyle gizlemeye çalıştıkları belirlendi.
Çetenin temin ettikleri kaçak silahlarla halk üzerinde korku, baskı, panik ve infial oluşturdukları, polise yakalandıklarında tutarsız ifadeler verip mağdurlarla irtibat kurup tehditle şikâyetten vazgeçmeleri için baskı kurdukları kaydedildi. İbrahim Durmaz liderliğindeki çetenin alkollü eğlence mekânlarını kurşunlayıp haraç istedikleri vurgulandı.
İbrahim Durmaz’ın geçmişte de suç örgütü kurmak yönetmekten yakalandığı, adli kontrolle serbest kaldıktan sonra bölgede hâkimiyet kurmak için çevresine topladığı çete üyeleriyle illegal faaliyetlerine kesintisiz devam ettiği belirtildi.
DALTONLARIN DİYARBAKIR KOLU
Çete üyelerinin haraç almak için tehdit ettikleri esnaflara, “Kim olduğumuzu merak ediyorsanız İbrahim ve Muhammet Durmaz sizi aradığında öğrenirsiniz” dedikleri, bildirildi. Çetenin Daltonlar olarak bilinen suç örgütüyle hareket edip onların tahsilât işlerinde taşeronluk yaptıkları tespit edildi. Çetenin kuyumcular, güzellik merkezi, otel, kafeterya, içecek market, Otomotiv bayileri ve araç kiralama şirketlerini kurşunladıktan sonra Whatsapp’tan aradıkları esnafa, “Benim adım Muhammet Durmaz, dükkânına sıktıran benim, sana ceza kestim 3 Milyon TL vereceksin” diye tehdit ettikleri, bir başka esnafa, “500 milyar ceza kestim. Yarına kadar gelmezse dükkânınızı bombalıyorum” dediği kaydedildi.
HARAÇ VERMEYENE EŞ ZAMANLI KURŞUN
İddianamede, İstanbul merkezli Daltonlar çetesinin Diyarbakır’daki silahlı saldırı eylemlerini de Sakallılar-Selefiler suç örgütüne yaptırdığı, eş zamanlı İstanbul ve Diyarbakır’da bazı işyerlerinin haraç vermedikleri için kurşunlandığı belirlendi. Maddi zararları olmasına rağmen birçok esnafın baskıyla şikayetini geri çektiği bildirildi. Örgüt lebaşı Muhammet Durmaz’ın Daltonlar çetesi adına M.S.G’yi arayarak, “Yeğenimi işten çıkardınız, bunun bir karşılığı olacak. Size ceza kestim, 1 milyon dolar vereceksiniz” diyerek tehdit ettiği, devamında bunu önce 100 bin dolara, sonrasında 2 tabanca ve 200 bin liraya düşürdükleri belirtildi.
OĞLUNUN KAFASINI KESECEĞİZ, KAPINA BIRAKACAĞIZ
Çete elebaşlarından Hüseyin Elhatısaru’nun abi rolünde yer aldığı, kurduğu cemaatlerde boy gösterip lider emri ile hareket ederek vatandaşlar üzerinde oluşturmak istediği korkutucu algıyı sağlayan kişi olduğu, kendini “Hüseyin Aslan” olarak tanıttığı, sözde dine ve Allah’a küfrettiğini öne sürdüğü ölümle tehdit edip para istediği kaydedildi. Kendini Allah yolunda cihad eden kişi olarak tanıtarak Alkollü restoran işleten iş insanı Veysi Gönder’e tehdit içerikli ses kaydı gönderip, “Oğlunu da sakla, vallahi onun kafası kesilecek, kafası senin kapının önüne atılacak.” dediği bildirildi. Çete üyelerinin polisin teknik takibine yakalanmamak için internet veri tabanlı uygulamaları tercih ederek Kanada, Gürcistan, Endonezya gibi yurtdışı hatlarından arayarak tehditte bulundukları belirlendi. Çetenin tüm saldırılarını Glock suikast silahları ve motosikletlerle yaptıkları, KGYS kameralarına yakalanmamak için kar maskesi kullandıkları vurgulandı.
ANAYASAYI TANIMAYIP SÖZDE ŞER-İ HÜKÜMLER VERMİŞLER
Çetenin dini değerleri referans alarak kendilerince adalet sağladıklarına inanan, Anayasa ve kanunlar doğrultusunda temin edilen kamu düzeninde kendilerini adalet dağıtan ve sözde şer-i hükümlerle verdikleri kararların uygulayıcısı gibi lanse ederek insanlar üzerinde korku oluşturup bölgede panik havası yaratarak istedikleri düzeni sağlayacaklarına inanan bir suç örgütü olduğuna dikkat çekildi.
Çetenin sözde şer-i hükümlerle adalet tesis ettiği ve uymayanların canları ve malları ile korkutularak tehdit ve baskı altına alındıkları belirtildi. Kendilerine haksız ekonomik çıkar sağladıkları, özellikle kurşunlama olaylarında daha az ceza almak için yaşı küçük çocukların kullandıkları belirlendi.