Ankara zirvesine iki haftadan az bir süre kala NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin Başkan Trump ile görüşmek için Oval Ofis’e geleceğini öğrendiğimde aklımda tek şey vardı…
Oval Ofis’teki o görüşmenin ana teması Türkiye, Ankara zirvesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile “özel ilişkisi” olmalıydı.
Burası Oval Ofis… Kimse kimsenin ülkesini hayrına gündeme getirmez. Bilakis… Geçenlerde İsrailli gazetecide gördüğümüz gibi gündeme getirir ama “vur şu Türkiye’ye” diye getirir.
O zaman iş başa düşmüştü, bizim de orada olmamız gerekiyordu.
*
Beyaz Saray ile yaptığım görüşmeler sonrasında Oval Ofis’te bulunacak tek Türk gazete Hürriyet, tek Türk televizyon CNN TÜRK olacaktı.
Hem Hürriyet okuyucusu hem de CNN TÜRK izleyicisi uzun süredir Türkiye’de bu konuda ayrıcalıklı konumdalar.
*
Trump’a ilk sorumun NATO seyahati öncesi Türk halkına ve Erdoğan’a mesajları olması tesadüf değil. Trump öyle “takvimde varmış el mecbur gideceğiz” diyen bir lider de değil.
Daha geçen sene Güney Afrika’daki G20 zirvesini pas geçtiğini hatırlatayım.
Oval Ofis’e girmeden şöyle bir iddiada bulunmuştum: “Türkiye’de olmasa Trump gitmezdi.” Trump’ın kelimesi kelimesine aynı şeyi söylemesi tesadüf mü? Hiç değil.
Zaten kişisel ilişkilere her şeyden fazla değer veren Trump’ın soruya cevabına Erdoğan’ı överek başlaması ve bitirmesi de asla tesadüf değil.
*
Sıra kılçıklı meselelere gelmişti. İlk soruyla yumuşayan ortamda bir etrafıma baktım…
Genelkurmay Başkanı Caine ile şöyle bir göz selamı verdik. Sonra Vance’e baktım… Onun da keyfi yerindeydi. Hegseth’in ise olumsuz bir şey söyleyecek hali kalmamıştı.
*
Rutte savunma harcamalarının Trump etkisi ile nasıl arttığını anlatıyordu.
E bundan güzel pas olamazdı. Rutte’ye bir selam çakıp “Genel Sekreter de müttefikler savunma işbirliği yapmak istiyor dedi. Türkiye motor ve uçak istiyor” dedikten sonra konuya direkt girmek olmazdı.
Ben de Trump dili ve edebiyatını kullandım… “Ankara’ya büyük bir hediye paketiyle mi gidiyorsunuz?” sorusunun arka planında bu vardı.
Trump’ın “Öyle olacak. Erdoğan’ı çok mutlu edecek bir şey yapacağım” açıklaması ise Washington, Tel Aviv ve Atina’da bazılarının tansiyonunu fena yükseltmişti.
*
Belki motorlar için “evet” cevabını koparmıştım ama yetmezdi.
“F110 tamam ama F-35 için ne olması gerekiyor?”
Orada topu Vance’e atması da tesadüf değildi. “Sana kolay soru veriyorum bak” diyerek de F-35 işinin önünde hala engeller olduğunu çaktırmadan ima etti.
Yine de Vance’in açıklaması da oldukça olumluydu. Süreç yürüyor, son rötuşlar veriliyor, iş sona geliyor mesajı net alındı.
*
Ben Trump’ı buradan uğurlamadan önce amacım Türkiye için, Türk halkı için havayı en olumlu hale getirebilir miyiz bunu görmekti…
Sanırım beklendiğinden de iyi hava durumu. İnanmıyor musunuz? Tel Aviv ve Atina’ya sorun.
TRUMP’TAN KONGRE’YE TÜRKİYE RESTİ! BAYPAS PLANI DEVREYE GİRİYOR
ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, Kongre’deki itirazlara rağmen Türkiye’ye yaklaşık 750 milyon dolar değerinde savaş uçağı motoru satışını onaylamaya hazırlandığı bildirildi. Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nin kıdemli Demokrat üyesi Gregory Meeks, Türkiye’nin Rus yapımı S-400 hava savunma sistemlerini elinde tutmaya devam etmesini gerekçe göstererek satışa bloke koymuştu. Ancak Kongre’nin onayını baypas etme hakkına sahip olan yönetimin, bu prosedürü çalıştırarak Kongre onayı olmaksızın süreci ilerletme kararı aldığı belirtildi. Satışın, Türkiye’nin geliştirdiği milli savaş uçağı KAAN’da kullanılması planlanan ABD yapımı F-110 jet motorlarını kapsadığı ifade ediliyor. Washington, Türkiye’nin NATO içindeki stratejik konumu ve bölgesel güvenlik alanındaki rolüne dikkat çekerken, Trump yönetimi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile kurulan yakın ilişkilerin savunma işbirliğinin önünü açabileceği görüşünü savunuyor.
S-400 KRİZİ HÂLÂ MASADA
Buna karşın S-400 krizi ve CAATSA yaptırımları, Ankara-Washington hattındaki en önemli sorunlardan biri olmaya devam ediyor. ABD, Rus hava savunma sistemlerinin Amerikan askeri teknolojileri hakkında hassas veriler toplayabileceği endişesiyle Türkiye’yi F-35 savaş uçağı programından çıkarmış ve çeşitli yaptırımlar uygulamıştı. Kongre tarafından 2020 yılında kabul edilen yasa da Türkiye’nin S-400’lerden vazgeçmeden F-35 programına geri dönemeyeceğini hükme bağlıyor. Uzmanlar, motor satışının iki ülke arasındaki savunma ilişkilerinde yeni bir sayfa açabileceğini ancak S-400 meselesi çözülmeden tam bir normalleşmenin zor olduğunu belirtiyor. Trump’ın temmuz ayında Ankara’da düzenlenmesi planlanan NATO Zirvesi kapsamında Türkiye’yi ziyaret etmesinin de savunma alanındaki görüşmelere ivme kazandırması bekleniyor. Öte yandan olası jet motoru satışları ve F-35 programına dönüş, birbirinden bağımsız iki ayrı prosedürel süreci kapsıyor.
ÖNCE MOTORLAR SONRA F-35
Kongre kaynaklarına göre Trump yönetiminin motor satışını ilerletme girişimi, Türkiye’ye F-35 satışına yönelik siyasi direnci aşmaya yönelik daha geniş kapsamlı bir stratejinin parçası olarak görülüyor. Trump tarafından Türkiye’ye büyükelçi olarak atanan ve aynı zamanda Ortadoğu politikalarında etkili bir isim olan ABD’nin Irak ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın da Ankara ile Washington arasındaki savunma krizinin çözülmesini desteklediği biliniyor.