Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski hukuk danışmanlarından, Türkiye Bilimler Akademisi üyesi ceza hukukçusu Prof. Dr. İzzet Özgenç, kamuoyunda “IBAN mağdurları” olarak bilinen kişilere yönelik yeni ceza düzenlemesine itiraz etti.
Sosyal medya hesabından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hitaben kapsamlı bir değerlendirme yayımlayan Özgenç, Türk Ceza Kanunu’nun dolandırıcılık suçunu düzenleyen 158’inci maddesine eklenen yeni fıkranın hem teknik hem de ceza siyaseti bakımından sorunlu olduğunu belirtti.
“Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, TBMM Genel Kurulunda 16 Temmuz 2026 tarihinde kabul edilerek 7589 numarasını aldı. TBMM kayıtlarında kanunun Cumhurbaşkanlığına gönderilme tarihi, Cumhurbaşkanınca yapılan işlem ve Resmî Gazete bilgileri henüz yer almıyor.
YENİ DÜZENLEME NE GETİRİYOR?
Kanunla TCK’nin 158’inci maddesine eklenen fıkraya göre dolandırıcılık suçuna katılımı yalnızca banka hesabı, kredi kartı, ödeme aracı veya finansal hesap bilgilerinin başkasına verilmesinden ibaret olan kişinin cezası yarı oranında indirilecek.
Düzenleme; banka ve kredi kartlarının yanı sıra banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı ve kripto varlık hizmet sağlayıcılarında bulunan hesapların kullanılmasını mümkün kılan bilgi veya araçların başkasına verilmesini de kapsıyor.
İndirimin uygulanabilmesi için hesabını veya ödeme aracını kullandıran kişinin kendisine ya da bir başkasına haksız menfaat sağlama amacıyla hareket etmesi ve suça katılımının bu eylemle sınırlı kalması gerekiyor.
Özgenç, bu hükmün dolandırıcılık eylemini gerçekleştiren asıl faillerle yalnızca hesabını kullandıran kişiler arasında ayrım yapmayı amaçladığını ancak benimsenen yöntemin doğru olmadığını savundu.
“CEZA İNDİRİMİNİN HUKUKİ GEREKÇESİ YOK”
Yeni fıkranın teknik açıdan sorunlu olduğunu belirten Özgenç, cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesini düzenleyen TCK’nin 61’inci maddesi karşısında yarı oranındaki indirimin hangi aşamada uygulanacağının tartışma yaratacağını ifade etti.
Özgenç, banka hesabını veya kartını dolandırıcılıkta kullanılmak üzere bilinçli biçimde veren kişinin müşterek fail ya da yardım eden sıfatıyla suça katılabileceğini belirterek, böyle bir kişiye ayrıca ceza indirimi yapılmasının hukuken gerekçelendirilemeyeceğini ileri sürdü.
“HESAPLAR SADECE DOLANDIRICILIKTA KULLANILMIYOR”
Özgenç, başkasına ait banka veya finans hesabının yalnızca dolandırıcılık suçlarında kullanılmadığına dikkat çekti.
Banka hesabı ve kredi kartlarının vergi yükümlülüğünden kaçınmak, uyuşturucu satışından elde edilen parayı tahsil etmek, rüşvet, irtikâp veya zimmet suçlarını gerçekleştirmek, yasa dışı bahis oynatmak ve suç gelirlerine yasal görünüm kazandırmak amacıyla da kullanılabileceğini belirtti.
Bu nedenle yalnızca dolandırıcılık suçları kapsamında ceza indirimi getirilmesinin benzer nitelikteki diğer suçlar bakımından tutarsızlık oluşturabileceğini savundu.
HESAP SAHİBİ İÇİN İKİ AYRI DURUM
Özgenç, hesaplarını başka kişilere kullandıranların hukuki durumunu ikiye ayırdı.
İlk durumda hesap sahibi, hesabının belirli bir suçun işlenmesinde kullanıldığını biliyor. Özgenç’e göre böyle bir olayda mevcut suça iştirak hükümleri uygulanmalı ve kişinin müşterek fail ya da yardım eden olarak sorumluluğu değerlendirilmelidir.
İkinci durumda ise hesap sahibi, hesabının hukuka aykırı veya suç oluşturabilecek bir faaliyette kullanılabileceğini öngörmesine rağmen hangi somut suç için kullanıldığını bilmiyor. Özgenç, özellikle hesap kullandırma karşılığında düzenli gelir elde edilen olayların bu kapsamda değerlendirilebileceğini belirtti.
Ceza hukukçusu, ikinci gruptaki kişilerin belirli bir suça iştirakten sorumlu tutulamayacağını, çünkü hangi somut suçun işleneceğine ilişkin bilgilerinin bulunmadığını kaydetti. Buna karşılık hesabını bilinçli biçimde hukuka aykırı kullanıma açanlar için ayrı bir suç oluşturulması gerektiğini savundu.
1 YILDAN 3 YILA KADAR HAPİS ÖNERDİ
Özgenç, sorunun TCK’nin dolandırıcılık maddesine ceza indirimi eklenmesiyle değil, 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’a yeni bir madde konularak çözülmesini önerdi.
Özgenç’in hazırladığı taslak düzenlemeye göre banka hesabı veya kredi kartı bilgilerini hukuka aykırı amaçla kullanılmak üzere başkasına veren kişi, bu bilgilerin herhangi bir suçta kullanılması durumunda bir yıldan üç yıla kadar hapis ve en az 500 gün adli para cezasına çarptırılacak.
Ancak hesap sahibinin işlenen somut suçtan dolayı iştirak hükümleri uyarınca cezalandırılabilmesi halinde ayrıca bu yeni suçtan ceza verilmeyecek.
Öneride ayrıca başkasına ait hesap veya kredi kartı bilgilerini bir suçun işlenmesinde kullanan kişinin temel cezasının bir kat artırılması öngörüldü.
SAVCILIĞA BİLDİRİM YAPANA CEZASIZLIK
Özgenç’in önerisinde etkin pişmanlık niteliğinde iki ayrı hüküm de yer aldı.
Buna göre hesabını hukuka aykırı amaçlarla kullanması için başkasına veren kişi, hesap kullanılmadan önce Cumhuriyet başsavcılığına bildirimde bulunursa cezalandırılmayacak.
Hesabı kullanan kişilerin kimliklerini açıklayarak haklarında soruşturma başlatılmasını sağlayan kişinin de hem hesap kullandırma fiilinden hem de iştirak ettiği suçtan dolayı ceza almaması önerildi.
ERDOĞAN’A “GERİ GÖNDERİN” ÇAĞRISI
Özgenç, paylaşımının sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Anayasa’nın 89’uncu maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen yetkiyi kullanmasını istedi:
“Türk Ceza Kanunu’nun dolandırıcılık suçunun nitelikli hallerine ilişkin hükümlerin düzenlendiği 158. maddesine eklenen fıkra hükmünün yeniden görüşülmesini sağlamak için Anayasa, m. 89, f. 2’de tanımlanan yetkinin kullanılmasını takdirlerinize arz ederim.”
Anayasa’nın 89’uncu maddesine göre Cumhurbaşkanı, TBMM tarafından kabul edilen kanunları 15 gün içinde yayımlayabiliyor. Kısmen veya tamamen uygun bulmadığı kanunları ise gerekçesini belirterek aynı süre içinde yeniden görüşülmek üzere Meclis’e gönderebiliyor.
İşte Özgenç'in o çağrısı:
Sayın Cumhurbaşkanı’m,
16.7.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla Türk Ceza Kanunu’nun dolandırıcılık suçunun nitelikli hallerine ilişkin hükümlerin yer aldığı 158. maddesine aşağıdaki şekilde yeni bir fıkra eklenmiştir (çerçeve madde 13).
“(4) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir.”
Bu düzenlemeye göre, banka ve sair finans kuruluşu nezdindeki hesap veya kredi kartı bilgilerini kullandırarak dolandırıcılık suçunun işlenmesine müşterek fail veya yardım eden sıfatıyla iştirak eden kişinin cezasında indirim yapılacaktır.
Yapılan bu düzenleme teknik bakımdan sorunludur. TCK, m. 61 düzenlemesi karşısında bu indirimin cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesi sürecinde hangi aşamada yapılabileceği uygulamada bir sorun ortaya çıkaracaktır. Önemle belirtmek gerekir ki bu indirimin yapılmasının hukuki bakımdan gerekçelendirilmesi mümkün değildir.
Başkasına ait olan banka ve sair finans kuruluşu nezdindeki hesap veya kredi kartı bilgileri sadece dolandırıcılık suçunun işlenmesi sürecinde kullanılmaz.
Başkasına ait olan banka ve sair finans kuruluşu nezdindeki hesap veya kredi kartı, örneğin,
- vergi yükümlülüğünden kurtulmak amacıyla,
- uyuşturucu veya uyarıcı maddenin satışı karşılığı olan paranın tahsilinde,
- rüşvet, irtikâp veya zimmet suçunun işlenmesinde,
- bahis oyunu oynanmasında,
- suç gelirinin meşru yolla elde edilmiş izlenimi oluşturmak amacıyla,
kullanılabilir.
Bu gayrimeşru kullandırmalar bağlamında hesap sahibi bakımından iki ihtimal söz konusudur.
Birinci ihtimal olarak, hesap sahibi kişi, hesabının veya kredi kartının bir başkası tarafından somut bir suçun işlenmesi bağlamında kullanılmakta olduğunu bilir.
Bu durumda sorunu suça iştirake ilişkin hükümler çerçevesinde değerlendirmek gerekir.
İkinci ihtimalde ise, hesap sahibi kişi, hesabının veya kredi kartının bir başkası tarafından esasen hukuka aykırı ve hatta suç oluşturabilecek bir fiilin işlenmesi bağlamında kullanılmakta olduğunu öngörebilir ve hatta öngörür; ancak, hangi somut suçun işlenmesi bağlamında kullanılmakta olduğunu bilmez.
Kişinin hesabını veya kredi kartını bir başkasına kullandırtması karşılığında düzenli olarak gelir elde ettiği durumlarda bu ihtimal söz konusudur.
Bu ikinci ihtimalde, hesap sahibi, hesabını veya kredi kartını kullanan kişinin işlediği suçlara iştirakten dolayı sorumlu tutulamaz. Çünkü hesap sahibi, bu kullandırma bağlamında hangi somut suçun/suçların işlenmekte olduğu konusunda bilgi sahibi değildir.
Bu ikinci ihtimalle ilgili olarak müstakil bir suç tanımına ihtiyaç bulunmaktadır.
Malum “İBAN mağduru” kişilerle ilgili olarak 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’a 15’inci maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmesini önermekteyim:
Bir başkasına ait hesap veya kredi kartı bilgilerinin suçun işlenmesinde kullanılması
MADDE 15/A- (1) Banka veya sair finans kuruluşları nezdinde bulunan, kendisine veya bir başka kişiye ait hesaba ya da kredi kartına ilişkin bilgileri hukuka aykırı bir amaç için kullanılmak üzere bir başkasına veren kişi, bu hesap veya kart bilgilerinin herhangi bir suçun işlenmesinde kullanılması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş yüz günden az olmamak üzere adli para cezası ile cezalandırılır. Hesap veya kredi kartı bilgileri kullanılarak işlenen suçtan dolayı sorumlulukta suça iştirake ilişkin hükümler uygulanabildiği takdirde, hesap veya kredi kartı bilgilerini bir başkasına veren kişi hakkında bu madde hükmüne istinaden cezaya hükmolunmaz.
(2) Bir başkasına ait hesap veya kredi kartı bilgilerini bir suçun işlenmesinde kullanan kişiye işlediği suçtan dolayı verilecek temel ceza, bir kat artırılır.
(3) Hesap veya kredi kartı bilgilerini hukuka aykırı bir amaç için kullanılmak üzere bir başkasına veren kişi, bu hesap veya kredi kartı kullanılmadan önce Cumhuriyet başsavcılığına bildirimde bulunduğu takdirde, hakkında cezaya hükmolunmaz.
(4) Hesap veya kredi kartı bilgilerini hukuka aykırı bir amaç için kullanılmak üzere bir başkasına veren kişi, bu hesap veya kart bilgilerini kullanan kişilerin kimlikleriyle ilgili bilgileri vererek haklarında soruşturma yapılmasını sağladığı takdirde, gerek bu maddede düzenlenen gerek hesap veya kredi kartı bilgilerini kullandırtmak suretiyle iştirak ettiği suçtan dolayı hakkında cezaya hükmolunmaz.
Bu mülahazayla, 16.7.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla (çerçeve madde 13) Türk Ceza Kanunu’nun dolandırıcılık suçunun nitelikli hallerine ilişkin hükümlerin düzenlendiği 158. maddesine eklenen fıkra hükmünün yeniden görüşülmesini sağlamak için Anayasa, m. 89, f. 2’de tanımlanan yetkinin kullanılmasını takdirlerinize arz ederim.
Selam ve saygılarımla,
İ. Özgenç