Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Avrupa Birliği dışındaki sınır dışı kamplarına karşı çok sert bir tepki göstererek, ülkelerini AB içinde büyüyen siyasi çoğunlukla karşı karşıya getirdi.
Cuma günü düzenlenen zirvede, AB genelindeki 19 lider ortak bir bildiriye imza atarak, sığınma başvuruları reddedilen göçmenleri barındırmak için "geri gönderme merkezleri" kurulmasını sağlayan yeni bir Avrupa yasasından "tam anlamıyla yararlanılması" çağrısında bulundu.
Sınır dışı etme süreçlerini üçüncü ülkelere devretmenin en ateşli savunucularından ikisi olan Danimarka ve İtalya liderliğindeki koalisyon, "üçüncü ülkelerde uygulanacak çözümlerle mümkün olan en kısa sürede ilerlemek" istiyor.
Ancak Macron ve Sánchez'e göre bu yol, Avrupa değerlerine aykırı olmasının yanı sıra finansal kaynakların heba edilmesi ve komşu Afrika ülkeleriyle ilişkilerin baltalanması riskini taşıyor.
Cuma günkü zirvenin sonunda konuşan Macron, "Bunun bizim Avrupamız olduğundan emin değilim. Avrupamızın üzerine inşa edildiği temel ilkelerin bunlar olup olmadığını bilmiyorum," ifadelerini kullandı.
Büyük memnuniyetsizliğini vurgulayarak sözlerine devam eden Macron, "Ayrıca bunun etkili olduğunu da düşünmüyorum. Bunun kanıtı da, şimdiye kadar hiç kimsenin bunu işe yarar hale getirdiğini görmemiş olmamdır," dedi.
İtalya, Arnavutluk topraklarında göçmen merkezleri kurdu ancak beklenen hedeflerin gerisinde kaldı.
"Bunu yapmak isteyen herkese büyük saygı duyuyorum. Ancak hem pragmatik olarak hem de prensipte buna katılmıyorum. Bunun Avrupa siyasetiyle hiçbir ilgisi olmadığını düşünüyorum."
Macron, ülkesinin yasa dışı gelişleri engellemek için daha sert yasaları desteklediğini belirtti ancak göçmenlerin hayatlarında hiç ayak basmadıkları uzak ülkelere fiziksel olarak nakledilmesi konusunda kırmızı çizgi çekti. Uzun süredir tabu olarak kabul edilen bu olasılığa, şimdiye kadarki "en katı" göç yasası olarak tanımlanan yenilenmiş bir Geri Gönderme Yönetmeliği kapsamında izin veriliyor.
Macron sözlerini şöyle sürdürdü: "Aslında üçüncü ülkelerdeki bu meşhur geri gönderme merkezleriyle ilgili bir soru işareti var. Fransa bu politikayı desteklemiyor. Biz daha etkili bir geri gönderme politikasından yanayız. Ama her şeyden önce, üçüncü bir ülkede işleyen bir geri gönderme merkezi hiç görmedim."
"Sizi bunun (pratikte) ne anlama geldiğini düşünmeye davet ediyorum: Bu, kendi ülkesine dönmek istemeyen veya dönemeyen insanların, para karşılığında onları kabul edecek üçüncü bir ülkeye itilmesi anlamına gelir."
Macron, göçü üçüncü ülkelere devretmeyi savunanların kamuoyu açıklamalarında sıkça kullandığı "yenilikçi çözümler" jargonunu tiye aldı ve ev sahibi ülkelerin mali teşvikler karşılığında insan haklarına saygı göstereceği fikrine meydan okudu.
Paris'teki Vivatech festivaline katılacağına atıfta bulunarak, "Ülkemde inovasyonun büyük bir destekçisiyim," dedi. "Ancak değerler ve insan hakları konusundaki inovasyonlardan bahsederken her zaman çok dikkatli olurum. Müsaade edin de bu konuda bir çekincem olsun."
Bu esnada, söz konusu önlemlerin sesli bir muhalifi olan Sanchez, sınır dışı kamplarının yasa dışı göçe karşı "kesinlikle verimsiz" ve "değersiz" bir yanıt olacağını söyledi.
İspanyol lider, Brüksel'deki zirvenin ardından yaptığı açıklamada, "Bu, tabiri caizse bir seraptan ibaret; sadece ekonomik kaynakları israf edecek ki Avrupa'nın elinde bunlardan çok fazla yok," dedi.
"İkinci olarak, iş birliği yapmamız, birlikte çalışmamız ve empati göstermemiz gereken menşe ve transit ülkelere yanlış bir mesaj gönderiyor."
Sánchez'in itibar konusundaki endişelerini paylaşan Macron, "ne etkili olan ne de ilkelerimizle bağdaşan" sınır dışı kamplarının inşası için AB fonlarının hiçbir şekilde kullanılmasına izin vermeyeceğinde ısrar etti.
Macron, "Bazen bazı ülkelerin Afrika kıtasına yönelik politikalar savunduğunu duyuyoruz; onlara yatırımlar için kullanacağımız parayı kendi kıtalarında geri gönderme merkezleri inşa etmek için kullanacağımızı açıklayarak bu kıtalardaki güvenilirliğimizi savunma konusunda bol şans dilerim," dedi. "Biz nasıl bir dünyada yaşıyoruz?"