İngiltere'nin başkenti Londra, son dönemde farklı coğrafyalardan gelen müzisyenlerin buluştuğu üretken bir merkez haline geldi. Özellikle caz ve çağdaş gitar müziği alanında ortaya çıkan yeni isimler, geleneksel tür sınırlarını aşan çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Besteci ve gitarist Görkem Özalp de bu kuşağın öne çıkan temsilcilerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. İlk çalışması olan “Addresses” EP'si ve ardından yayımladığı “Waltz in D Minor” adlı single, hem bestecilik yaklaşımını hem de gitar merkezli müzikal dilini ortaya koyuyor. Londra, Berlin ve İstanbul arasında kurulan müzikal iş birlikleriyle şekillenen kayıtlar, farklı müzisyenlerin katkısıyla zenginleşirken, Özalp'in lirik ve melodik anlatımını merkeze alan bir müzikal dünyanın da kapılarını aralıyor.
3 ÜLKEDEN TÜRKLERİN ORTAK KATKISI
İngiltere’nin başkenti Londra'da son dönemde yetenekli müzisyenlerin beste ve performanslarını gözlemliyoruz. Bu yetenekli müzisyenlerden biri de besteci ve gitarist Görkem Özalp. Özalp’in çıkardığı EP’si “Addresses” ve hemen ardından yayımladığı single’ı “Waltz in D Minor” Anadolu’nun ruhunu Batı’ya taşıyor. Albüm ve single, Özalp’in ilk çalışması niteliğinde. Albüm ve single kayıtlarında Londra'da yaşayan diğer Türk müzisyenler de eşlik ediyor. Davulda Burak Ersöz ve bas gitarda Cem Tuncer’in yanı sıra Almanya’nın Berlin şehrinden gitarist Mehmet Esemen ve İstanbul’dan basçı Volkan Topakoğlu’nun da bu çalışmaya katkı sunanlar arasında yer alıyorlar. Albümün mix ve mastering sürecinde ise Londra’da müzik yaşamını sürdüren Mesut Güneş’in imzası var.
ALBÜMDE CAZ YARATICILIĞI
Albümde çok sayıda müzisyen yer alsa da kayıtlarda genel olarak trio formatı hakim. Kayıtların bir kısmı, caz müziğinde sıklıkla tercih edildiği üzere, müzisyenlerin birlikte stüdyoya girerek canlı şekilde alınmış; bir kısmında ise farklı yerlerde yapılan kayıtlar bir araya getirilmiş. Bu durum, müziği “caz” türünden bir miktar uzaklaştıran ilk unsur olarak göze çarpıyor. Fakat bu albüm, besteleri, geleneksel doğaçlama soloları ve bestecinin kendini konumlandırdığı yer itibarıyla halen bir caz albümü çerçevesinde değerlendirilebilir.
ANADOLU MOTİFLİ “MODA”
Addresses EP’sinde dört parça yer alıyor; ancak sonradan çıkan single'ı da dahil edersek toplam beş parçanın dördü Özalp’e ait bestelerden oluşuyor, kalan parça ise caz standardı “Beautiful Love.” EP, “Dance in Ampusia” ile açılıyor. Bu parça tam anlamıyla bir gitarist parçası durumunda. Parça bir riff üzerinden ilerleyen, hafif rock groove’u taşıyan ve basit bir armonik yapıya sahip. Özalp’in sololarda kullandığı tansiyonlar ve beklenmedik senkoplar, parçanın sade çerçevesine derinlik katıyor. Solonun giderek artan tansiyonu, melodiye sarsıntısız bir şekilde bağlanıyor. Bu yönüyle parça, gitaristlerin jam session’larda çalmak isteyeceği türden, basit armonisi ve doğaçlamaya açık yapısıyla öne çıkıyor. Albümün ikinci parçası “Moda”, Özalp’in Anadolu'dan aldığı etkileri açıkça hissettiren bir çalışma. Tekrar eden motifler üzerine kurulu, 7/8’lik bir ritim kompozisyonu üzerine kurulmuş. Adeta yerel bir Anadolu melodisinin caz yorumu gibi. Parçada konuk olarak yer alan Mehmet Esemen’in katkısı oldukça etkileyici. Özalp, melodiyi Esemen’in hakimiyetine bırakırken solo bölümünde Esemen gerçekten dikkat çekici bir performans sergiliyor. Moda, Özalp’in müzikal arayışı içinde, minör tonlarda bestelediği ve özlem duyduğu bir yer olarak konumlanıyor.
FİNAL BÖLÜMLERİ ŞAŞIRTIYOR
EP’nin dördüncü parçası “Beautiful Love” ise ciddi bir düzenlemeye sahip. Bu düzenleme, parçayı standart formundan çıkararak daha çok “Görkem Özalp müziği” kimliğine yaklaştırmış. Ancak bu yaklaşım, yer yer armonik ve melodik açıdan bir sadeleşmeye yol açmış. Öte yandan, parçanın bazı bölümlerinde ritmik değişikliklerle birlikte bana göre biraz fazla uğraşılmış düzenleme ve fazla düşünülmüş bir yapı hissi veriyor. Buna karşın, parçanın sonuna eklenen final bölümü hoş bir sürpriz etkisi yaratıyor. Burada kullanılan 5/8’lik ritimle Anadolu’ya bir selam gönderiliyor. Albümün en farklı çalışması ise “Canbury Gardens” parçası. Özalp burada hem melodide hem de eşlikte ukulele kullanmış. Parça bende bir nevi ninni hissi uyandırdı; ukulelenin tınısı, parçaya çocuksu bir hava katıyor. Albüm genelinde karşılaştığımız basit akor yapıları ve sade form burada da belirgin şekilde devam ediyor.
DOĞAÇLAMA YAPISI KORUNUYOR
Özalp’in “Addresses” sonrasında yayımladığı D Minor Waltz’ta da birçok klasik müzik etkisini duymak mümkün.Özalp’in müziğini özetlemek gerekirse; katmanlı, lirik, melodik, dinlemesi rahat ve dinleyiciyi yormayan bir yapıdan söz edebiliriz. Yer yer aşırı düzenlemeye sahip diyebileceğim unsurlar dikkatimi dağıtsa da, diğer yandan oldukça sade, hatta zaman zaman bir caz albümünden beklenmeyecek kadar sade armonilerle karşılaşıyoruz. Buna rağmen müzik, doğaçlamaya açık yapısını koruyor.
KAYIT DAHA İYİ OLABİLİRDİ
Kayıt kalitesi daha iyi olabilirdi ancak genel çerçevede bakıldığında Özalp, ilk yayınlarında güçlü kompozisyon anlayışını ve enstrüman hakimiyetini net biçimde ortaya koyuyor. Bu da bir sonraki albüm için açıkçası merak uyandırıyor. Caz olsun ya da olmasın gitar müziği seviyorsanız bu albümü kesinlikle öneririm.
[email protected]
Kaynak: Web Özel