HASAN COŞKUN / SAKARYA
Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası (SATSO) ile EKONOMİ Gazetesi (NBE) iş birliğinde, Yeşil Dönüşüm & Yeşil Ekonomi Paneli gerçekleştirildi. EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ ve Genel Koordinatör Vahap Munyar'ın moderatörlüğündeki panelin konuşmacıları SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ, Doğu Marmara Kalkınma Ajansı (MARKA) Genel Sekreteri Doç. Dr. Mustafa Çöpoğlu, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Uygulama ve Araştırma Merkez Müdürü Prof. Dr. Ömer Hulusi Dede ile Otokar Çevre ve Sürdürülebilirlik Lideri Gönül Mumlu oldu.
Greenshift ile firmalarımıza gerekli desteği vereceğiz
■ Panelde yeşil dönüşümün önemine dikkat çeken SATSO Yönetim Kurulu Başkanı Akgün Altuğ, yıllardır bu durumu öne alan bir oda olarak yeşil dönüşüm ile ilgili çalışmalar yaptıklarını ve yapmaya da devam ettiklerini söyledi.
Sakarya’nın hem sınai hem de tarımda üreten bir şehir olduğunu belirten Akgün, şu bilgileri verdi: “Hem sınai anlamda yoğun üretiyoruz hem de tarımsal anlamda birçok ürünle rekabet ediyoruz. Hem ülke içinde hem Avrupa’da ve dünyada. Dolayısıyla yeşil dönüşüm konusunda firmalarımızı bu süreçten haberdar etmek, bu sürece adapte olmalarını sağlamak üzere çok fazla etkinlik yapıyoruz ama bu çalışmalarla da kalmadık. Uygulama aşamasında projelerimizi hayata geçiriyoruz. Yeni bir projemiz var. Bünyemizde Yeşil Mutabakat Komisyonu kuran ve bu sürece en erken reaksiyon gösteren odalardan biriyiz. Sakarya sanayisini yeşil mutabakat, karbon ayak izi ölçümü ve sürdürülebilir üretim sürecine hazırlamaya çalışıyoruz. Oda olarak bu sürece ciddiyetle kanalize olduk ve üyelerimize fayda sağlayacağımız birçok mekanizmayı devreye aldık. Uygulama aşamasında üyelerimize kılavuzluk etmeye çabalıyoruz. Yeni projemiz Greenshift ile de kuracağımız merkezde firmalarımıza her konuda gerekli desteği vereceğiz.”
Sakarya’nın ana firmalarının yanında çok ciddi bir küçük ve orta ölçekli firma sayısına sahip bir şehir olduğuna da dikkat çeken Altuğ, “Gücümüz de buradan kaynaklanıyor. Bu işletmelerimizi yeşil dönüşüme taşımak, onları bu süreçten haberdar etmek, onlarla ilgili bu konuda çalışmalar yapıyoruz. Yeşil dönüşüm hem ana firmalar için hem de onlara yardımcı sanayi firmaları için çok önemli. Yeşil dönüşümün artık bir rekabet mekanizması olduğunu da firmalarımıza anlatıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Sürekli iyileştirme çalışmaları gerçekleştiriyoruz
■ Otokar Çevre ve Sürdürülebilirlik Lideri Gönül Mumlu ise Otokar olarak çevresel sürdürülebilirliği ve tüm ulusal mevzuatlara uyum sağlamayı öncelikli hedef aldıklarını söyledi.
Yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir üretim modelinin sadece şirketler için değil, tüm yöre halkı ve dünya için de önemli olduğunu ifade etti. Sürdürülebilirlik konusuna çok dikkat ettiklerini, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlikte sadece firmaların değil, çalışanların da bu dönüşüme ayak uydurması ve eğitiminin önemli olduğunu vurguladı.
“Standartların da ötesine geçerek sürekli iyileştirme çalışmaları gerçekleştiriyoruz” diyen Mumlu, şöyle devam etti: “Bunları yaparken tabii ki tüm fabrikanın katılımı önemli. Çalışanların bilgilendirilmesi, eğitilmesi çok kıymetli. Bilgilendirmelerin haricinde bu süreci yarışmalarla da kuvvetlendiriyoruz. Bunun dışında tedarikçilerimiz de çok çok önemli. Tedarik zincirimizi de bizimle birlikte bu yolculukta güçlü bir yolculuğa hazırlamaya çalışıyoruz. Ama tabii ki yeni regülasyonlar ve standartlarla kendimizi yeniliyoruz. Oyunun kartlarını sürekli revize ediyoruz. Biz sürdürülebilirlik yönetim modelimizi oluşturduk. Ama bunu masa başına oturup kendi ekibimizle düşünüp yapmadık. Sürdürülebilirlik modelimizi oluştururken tüm paydaşlarımıza dedik ki sizler için en önemli konular nelerdir. Paydaşlarımızı dinledik ve sürdürülebilirlik yönetim modelimizi oluşturduk. Bu modelimizi de web sayfamızda halkın ve herkesin erişimine açık hale getirdik. Fabrikamızda yaptığımız çalışmalarla verimli dönüşüme geçtik. Fabrikada kullanılan motorların daha az enerji çekmesi için verimli dönüşüme geçtik. Bunun dışında verimsiz aydınlatmalarımızı verimli aydınlatmaya dönüştürdük. Çalışanlarımızı bilinçlendirmek için eğitimler veriyoruz. Farkındalık dijital ekranları hazırladık. El notları dağıttık, yüz yüze eğitimler veriyoruz. Çalışmalara fabrika kurulduğundan beri devam ediyoruz.”
Yeşil dönüşüm bir teknoloji yarışı
■ SUBÜ İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Hulusi Dede ise panelde yaptığı konuşmada iklim değişikliğinin dünyada geri dönülmez değişimlere yol açtığına dikkat çekti. Dede, yeşil dönüşüm sürecinin sürdürülebilirliğin yanında aynı zamanda bir teknoloji yarışı da olduğunu belirtti.
Dede şu bilgileri verdi: “Yeşil dönüşüm doğa, insan ve çevre sağlığını önceleyecek şekilde gerçekleştirilen faaliyetlere giden yoldur. İklim değişikliğinin etkileri görülmeye başlandıktan sonra çevresel boyutu tartışılmaz bir gerçek. Yeşil dönüşüm bir teknoloji yarışı. Çok önemli bir teknoloji yarışı ve gelecekte faaliyetlerimizi sürdürmemiz için kaçırmamamız gereken bir yarış. Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası bu konuda en erken reaksiyon alan oda diyebiliriz. Bu işin sahasında çalışan bir ekibi var. Aynı zamanda Doğu Marmara Kalkınma Ajansı bölgesindeki tek İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Araştırma Merkezi Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi bünyesinde bulunuyor. Dolayısıyla sahada çok aktif bir şekilde bu konularda çalışıyoruz. Noksanlıkları da yakından görme fırsatımız oluyor. Yeşil dönüşüm geç kalanlar için büyük bir maliyet, erken davranan için de ciddi bir fırsat olacak. Dolayısıyla bizim bu konuyu artık kaçırmamız söz konusu değil. Bu süreç geç kalanlar için çok büyük bir maliyet, erken davrananlar için de ciddi bir fırsat. Yeşil dönüşümün birçok bariyeri var. Yeşil dönüşüm sürecinde firmalar hemen aksiyon almaya yöneliyorlar. Bu bir süreç. Bu sürecin önce bir modellenmesi gerekiyor. Türkiye’den modellemeye hiç vakit ayrılmıyor. Yeşil dönüşüm sürecinde yapılacak her değişikliği ve modelleme sonuçlarını iyi analiz etmeli. Yaktığımız her değişikliği matematiksel olarak ifade ediyor olmamız lazım. Avrupa Birliği yeşil mutabakatının başarıya ulaşması için her yıl 700 bin kişinin bu konuda eğitilmesi gerektiği öngörülüyor. Sanayi devrimine uyum sağlayan ve sağlayamayan ülkeler olduğu gibi bu süreç de çok önemli bir teknoloji yarışı. Ülkeler bu konuda da hızlı aksiyon alıp hemen hazır olmaya ve rekabette de önde olmaya çabalıyorlar.”
Yeşil dönüşüm aslında bir zorunluluk
■ Doğu Marmara Kalkınma Ajansı (MARKA) Genel Sekreteri Doç. Dr. Mustafa Çöpoğlu ise yeşil dönüşüm konusundaki destek, teşvik ve proje çalışmalarına ilişkin verdiği bilgilerde ajans olarak yeşil dönüşümün önemini bildiklerini ve bu konudaki projelere de ağırlık verdiklerini söyledi. Ajans olarak istihdam ve üretimin öncelikleri arasında olduğunu belirtti.
“Hizmet ettiğimiz bölgede sanayicimize kaynaklarımızı etkili ve verimli şekilde kullanmalıyız, üretelim ama havamızı, suyumuzu, toprağımızı kirletmeyelim diyoruz” dedi.
Çöpoğlu, paneldeki konuşmasında şunları söyledi: “Hizmet ettiğimiz bölgede sanayicilerimize diyoruz ki üretelim ancak havamızı, suyumuzu, toprağımızı kirletmeyelim. Kaynaklarımızı da etkili ve verimli kullanalım. Bu sağlanabilir. Bir de yasal olarak yeşil dönüşüme nasıl bakıyoruz. Doğu Marmara Kalkınma Ajansı sınırları içindeki illerin ihracat rakamı 52 milyar lira. Bu ihracatın yüzde 61’i de AB ülkelerine yapılıyor. Yeşil dönüşüm aslında bir zorunluluk. Tercih nedeni değil. Özellikle demir çelik, gübre ve çimento ve diğer enerji yoğun sektörlerde öncelikli olmak üzere yeşil dönüşüm yapmak zorundayız. Ülkemizin ve bölgemizin içinde bulunduğu konum zaten 2053 sıfır hedefi için hem davet ediyor hem zorunlu kılıyor. Bölgemizin böyle bir durumu var. Biz yeşil dönüşümü ve bununla ilgili mevzuatı bir risk olarak görmüyoruz. Yeşil dönüşümün gerekliliklerini yerine getirmek için önümüzde bir fırsat aslında. Dünya Bankası'nın Türkiye İklim ve Kalkınma Raporu'nda şöyle diyor: 'Türkiye’nin yeşil dönüşümü başarı ile yönetmesi halinde tedarik zinciri çeşitlendirmesinde küresel ölçekte daha güçlü üretim üssü olabileceği ifade ediliyor.' Buna katılıyoruz. Buna göre hareket etmemiz gerektiğine inanıyoruz ve çalışmalarımızı da bu doğrultuda sürdürüyoruz.”