Görevinden istifa eden Starmer'ın parti içindeki en büyük rakibi olan Andy Burnham’ın başbakanlık koltuğuna oturuşu, Birleşik Krallık'ta yeni bir dönemi başlattı.
Özellikle ekonomi politikalarında İşçi Partisi ve Muhafazakar Parti'nin hakim politikalarından farklı bir yol izleyeceğinin sinyalini veren Burnham, ada siyasetinde ve ekonomisinde yapacağı radikal dönüşümün ilk somut işaretini, görevi devraldıktan hemen sonra verdi.
Geleneksel olarak başbakanların ulusa ilk seslenişini gerçekleştirdiği başbakanlık ofisinde kameraların karşısına geçen Burnham, ekonomi politikalarında dümeni tamamen değiştireceğini ilan etti.
Burnham, iç politika ve ekonomi felsefesini 'Manchesterizm' olarak tanımlıyor. Bu felsefe, kamu ekonomisini daha çok ön plana çıkaran, sosyal demokrasiye yakın bir 'Burnham' modeli.
Piyasaları ve siyaset kulislerini hareketlendiren konuşmasında Burnham, serbest piyasa modelinden devletçi bir modele geçişin sinyalini şu sözlerle verdi: "Temel ihtiyaçlarda devlet kontrolüne dayalı yeni bir ekonomi inşa edeceğiz."
Burnham, 2008 mali krizinden bu yana yaklaşık yirmi yıldır süregelen düşük büyümeyi; ulaşım, konut, altyapı için kamu ve özel sermayeyi kullanarak tersine çevirmeyi vaadediyor:
"İnsanların iyi yaşayabilmesini sağlayacağız. Başarısızlığın bedelini ödeyen değil, insanların başarılı olmasına yatırım yapan, önleyici bir devlet anlayışı inşa edeceğiz. Bu çalışma bugünden itibaren başlıyor. Birazdan bu kapıdan gireceğim ve ülkemizde sokakta uyumayı sona erdirmek için ilk talimatımı vereceğim."
Andy Burnham’ın ilk sınavı Avrupa Birliği ile ilişkiler olacak. 22 Temmuz'da Brüksel'de yapılması planlanan ikinci Birleşik Krallık-AB Zirvesi, eski başbakan Keir Starmer'ın ani istifasının ardından ertelenmişti.Bu erteleme, arkasında tamamlanmamış kritik konuları bıraktı. Bu zirveyi yeniden planlamak ve askıdaki anlaşmaları netleştirmek, Burnham için erken bir liderlik testi olacak.
Avrupa ve Birleşik Krallık, Burnham dönemindeki ilişkilerde bir yeniden yapılanma sürecine girebilir. Başbakan'ın Avrupa politikalarındaki öncelikleri; yasadışı göçle mücadelede, Avrupa içi işbirliği, ekonomik güvenlik ve toplumsal dayanıklılık olarak öne çıkıyor.
Washington’a ilk ziyaret yok
Yeni dönemde Birleşik Krallık’ın küresel rolünde ve temel dış politika ekseninde bir devamlılık beklenirken, transatlantik ilişkilerde uzaklaşma bekleniyor.
Burnham, NATO’ya ve Birleşik Krallık'ın bağımsız nükleer caydırıcılık programına olan bağlılığını net bir dille yineledi.
Ayrıca Ukrayna'ya yönelik askeri, diplomatik ve mali desteğin kesintisiz süreceğinin sözünü verdi.
Ancak asıl hava değişimi Washington konusunda yaşanıyor. Selefi Starmer'ın, Trump ile kurduğu yoğun ve yakın diyalogla tam bir tezat oluşturan Burnham’ın, Washington’a erken bir resmi ziyaret planlamadığı bildiriliyor.
Orta Doğu konusunda ABD çizgisiyle arasına mesafe koyarak, önceki hükümetin Gazze'de ateşkes çağrısı yapmakta çok yavaş kaldığını savunan Burnham, yasadışı İsrail yerleşimleriyle yapılan ticarete yaptırım ve yasak getirilmesi olasılığını da masada tutuyor.